YÖNETİM SERÜVENİ

Sizlere yazı dizim boyunca 80 ve 90’lı yılları bir çok yönden ele alacak şekilde “Mazide Yolculuk” yapmaya çalıştım. Bugün sizleri yine geçmişe götürmeyi hedefliyorum ama bu sefer ki yolculuğumuz biraz farklı olacak. Bu yazımda bir çocuğun gözüyle sizleri mahallemizin ve şehrimizin yönetiminden yola çıkarak ülkemiz, diğer ülkeler ve dünyanın yönetiminde söz sahibi olan ve her akşam televizyonlarda gördüğümüz ya da radyo haberlerinde dinlediğimiz liderlerden bahsetmeye çalışacağım.
Televizyonun tek kanallı olduğu o yıllarda akşam haberlerini izlemenin ayrı bir kıymeti ve önemi vardı. Büyüklerimiz “acans” başlıyor diyerek televizyonu bizlere açtırırdı. Haberlerin en önemli gündem maddeleri, günümüzde de olduğu gibi idarecilerimizin yaptığı açıklamalarından ibaretti. Günümüzde sayın Cumhurbaşkanımızın, muhalefet liderlerinin, ABD başkanının ya da diğer ülke liderlerinin konuşmaları ve icraatları her akşam haberlerde nasıl yer alıyorsa o yılların liderleri için de bu durum geçerli idi.
İlkokul yıllarında cumhurbaşkanlarımızı, ortaokulda ise Osmanlı İmparatorluğu Padişahları öğrenmiştik. Mustafa Kemal ATATÜRK, İsmet İNÖNÜ, Celal BAYAR, Cemal GÜRSEL, Cevdet SUNAY, Fahri KORUTÜRK ve Kenan EVREN 90’lı yıllara kadar ülkemizde cumhurbaşkanlığı yapan yöneticilerimizdi.
Bizim çocukluğumuzda 7. Cumhurbaşkanımız Kenan EVREN’i her akşam haberlerde görürdük. Onun en çok unutamadığım sözü’’ netekim’’, “üçün” ve “12 Eylül’den önce” idi. Çocuk aklı ile 12 Eylül’den önce sözünü bir türlü anlayamamıştım. Kendi kendime 12 Eylül geçen yılda oldu, her yıl oluyor diye düşünürdüm. Benim 12 Eylül’ün ne olduğunu anlamam içinse biraz daha beklemem ve büyümem gerekecekti. Kenan EVREN’le ilgili en önemli hatıram ise ; ilkokul öğretmenimizin – “şehrimizi cumhurbaşkanımız ziyarete gelecek çocuklar, biz de onu karşılayacağız.” sözleriydi. Tüm okul olarak çayın kenarında öğretmenimizin eşliğinde dizilmiştik. Soğuk bir kış günü (Aralık 1986) ellerimizde bayraklarla, siyah araç içerisinde Cumhurbaşkanımız geçerken bizlere el sallamıştı, bizler de ona el sallayarak karşılık vermiştik.
Sonra Petekli Türkiye haritası üzerinde arı resimli logosu ile birlikte Sayın Turgut ÖZAL’ı tanımıştık. Bu kısa boylu, tonton adam benim hatıralarımdaki ilk başbakanımızdı. Haberlerden sonra yaptığı “İcraatın İçinden” programı ile de kendisini sık sık görürdük. Elinde kalemi ve vurgulayıcı ses tonuyla “Aziz Vatandaşlarım” diye başlayan cümlelerle uzun uzun bizlere hükümetin yaptığı icraatları anlatırdı. Kendisini televizyondan başka, yurt gezileri sırasında yaptığı bir mitingde, otobüsün üzerinde şehrimizde konuşma yaparken de görmüştüm.
Cumhurbaşkanımız ve başbakanımız haricinde yönetimde bulunan bakanlarımızın da bir kısmını tanırdık ve isimlerini sıkça duyardık. Kimi de rahmetli olan bakanlarımızdan bazılarının isimleri Hasan Celal GÜZEL, Avni AKYOL Namık Kemal ZEYBEK, Ekrem PAKDEMİRLİ, Mesut YILMAZ, Kamran İNAN, Adnan KAHVECİ, Bülent AKARCALI ve Cemil ÇİÇEK idi
Yurt içinde yönetimde durum böyle iken, dışarıda ise her akşam haberlerde karşımıza çıkan o yıllarda iki kutuplu dünyada liderlerden biri ABD’nin başkanı Ronald REAGAN’dı. Uzun boylu 70’li yaşlarda bir adamdı. Daha sonra bazı filmlerde oyuncu olarak da gördüğümde çok şaşırmıştım. Bir diğer süper güç olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin (SSCB) başında ise Mihail GORBAÇOV vardı. GORBAÇOV’un hatırlatan özelliği ise kafasında bulunan doğum lekesi idi. Her akşam bu iki liderin Dünya ve Türkiye ile ilgili açıklamalarını ilgi ile takip ederdik. Bu ikili zaman zaman bir araya gelir, nükleer anlaşmalar, Afgan İşgali, Ortadoğu sorunları, Filistin Sorunu, petrol üretimi vs. gibi dünya meseleleri hakkında açıklamalarda bulunurlardı. SSCB deyince sık sık duyduduğumuz isimlerden biri de Dışişleri Bakanı Eduard SHEVARDNADZE idi.
Diğer ülkelerin yönetimlerindeki en çok duyulan isimlerden; Avrupa ülkelerinden İngiltere’de, başbakan Margaret THATCHER ve Kraliçe II.ELİZABETH, Fransa’da Cumhurbaşkanı François MİTTERRAND, Romanya Cumhurbaşkanı Nikolay ÇAVUŞESKU’yu hatırlıyorum. Almanya denilince ise akla gelen isim şansölye Helmut KOHL’dü. Bulgaristan başbakanı Todor JİVKOF, Yunanistan Başbakanı ise Andreas PAPANDREU idi. Asya’ya doğru gittiğimizde İran’da lider Ruhullah Musavi HUMEYNİ, Pakistan’da ise Ziya Ül HAK’dı. Hindistan denilince ise ilk akla gelenler GANDHİ’lerdi. (İndira ve Rajiv GANDHİ). Japonya’da ise başbakan Yasuhiro NAKASONE idi.
Ortadoğu ülkelerinde ise Irak’ta Saddam HÜSEYİN, Mısır’da Hüsnü MÜBAREK , İsrail’de İzak ŞAMİR, Suudi Arabistan Kralı Fehd bin ABDÜLAZİZ, Libya’da Muammer KADDAFİ, Suriye’de Hafız ESED yönetimde idi. Filistin Lideri ise Yaser ARAFAT’tı. Yavru vatan KKTC’de ise uzun yıllar rahmetli Rauf DENKTAŞ başbakan ve cumhurbaşkanı olarak önemli hizmetlerde bulunmuştur.
Biraz uzaklara gidecek olursak Arjantin’de Carlos MENEM, Meksika’da Miguel de la MADRİD ve Küba’da lider ise FİDEL CASTRO idi.
Ülkemizde 1987’de yapılan referandum ile siyasi yasakların kaldırılmış, yönetimde söz sahibi olmak ve ülke sorunlarına çözüm üretmek isteyen eski fakat yeni liderlerle tanışmıştık. Televizyonda yaptıkları tartışmalar, bizler için güzel izlenir programlar olmuştu.
Özellikle seçim önceleri yapılan programlara katılan bu liderlerden Süleyman DEMİREL, Necmettin ERBAKAN, Mesut YILMAZ, Alparslan TÜRKEŞ, Erdal İNÖNÜ ve Bülent ECEVİT vefat ettiler.
O yıllarda seçim zamanları liderler memleketimizi de ziyaret ederdi. Ziyaretleri öncesi şehirde meydanlar kapatılır, davul ve zurnalar çalar, ortalık panayır yerine dönerdi. İlçelerden ve köylerden birçok otobüsle insanlar kendi liderlerini dinlemeye gelirlerdi. Bizde çocukluk işte, arkadaşlarla birlikte bu heyecanı yaşamak için parti ayrımı yapmaksızın mitinglere katılırdık. Yani o yılların siyasi liderlerinin birçoğunu şahsen görme şansına sahip oldum.
Şehrimizin yönetimine gelecek olursak; 80’li ve 90’lı yıllar boyunca Akın GÖNEN, Kemal YALÇIN, Alaaddin TURHAN, A. Atilla OSMANÇELEBİOĞLU, Erdal AKSU, Yahya GÜR ve teröristlerin saldırısına muhatap olan sayın Ayhan ÇEVİK vali olarak görev yapmışlardı. Kendisi ile bizzat tanışma fırsatı da bulduğum rahmetli valimiz makamında bizleri çok hoş karşılamıştı. Belediye başkanı olarak da aynı dönemlerde Mustafa KALE, Raif OKTAY ve Ahmet BUKAN beyler hizmet verdiler. Belediye başkanlarımızı da zaman zaman çarşıda pazarda, halkın arasında görürdük.
Yönetim kademesinin en alt biriminde ise şu anda olduğu gibi muhtarlar yer alıyordu. Şehirdeki 14 mahallemizin muhtarlıkları genelde esnaflardan olurdu. Bu nedenle bazı dükkanların önünde ………. Mahallesi muhtarlığı diye tabelalar görürdüm. Muhtarlar ile de şimdiki gibi elektronik ortam olmadığından resmi evrak almak için sık sık işimiz olurdu. Özellikle okul kayıt dönemlerinde daha çok ziyaret ettiğimiz, Buğday Pazarı Mahallemizin yıllarca muhtarlığını yapan değerli büyüğümüz İbrahim YILMAZ Amca’dan İkametgah ilmühaberi belgesi, Nüfus Cüzdanı Sureti, Yerleşim Yeri Belgesı, Nüfus Cüzdanı Talep Belgesi gibi belgeler alırdık. Bu vesile ile güler yüzü ve yardımsever yaklaşımı ile uzun yıllar hizmet etmiş, duayen muhtarımız İbrahim amcaya ve diğer muhtarlarımıza saygılarımı sunuyorum.
Yönetim Serüvenimizde geçmişe dair hatırladıklarımı sizlerle paylaşmaya çalıştım. Yazımı okurken ismini saydığım yöneticilerin resimlerinin gözünüzün önüne geldiğine eminim. Sağlık ve huzur dolu günler sizlerin olsun efendim.