Yeni Anayasa çalışmaları

1982 Anayasasının kabulünden beri bitmeyen Sivil Anayasa, Yeni Anayasa sesleri 12 Haziran seçimleri öncesinde ve sonrasında tekrar gündemi işgal etmeye başladı. Bu güne kadar 177 madde ve 19 geçici maddesi olan ve 113 maddesi 17 defa değiştirilen ve bunların üçünde de Halk oylamasına sunulan 1982 Anayasası’nın ihtilal dönemi Anayasası olduğunu kabul etmek zor gibi görünüyor.
Ama yine de birçok sivil toplum kuruluşu kendi bakış açılarından Anayasa taslakları hazırlamaya devam ediyorlar. Bu hazırlanan taslakların birçoğunda ortak olan husus Üniter Devletin temeline dinamit koyar şekilde; yerel yönetimlerin güçlendirilmesi perdesi arkasında bölgeli devlet yapısı veya özerk yönetim, “Türk Milleti” veya milliyetçiliğe atıf yapan ifadeler ve etnik çağrışımı olan vurguların yer almaması, Anadilde eğitim ve anadilin öğrenimi konularında adım atılması için gerekli toplumsal ve pedagojik altyapının oluşturulmasına ilişkin tedbirlerin alınması gibi hususlardır. Bu şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel değerleri kamuoyunda tartışılır hale getirilerek, psikolojik bir tahribat gerçekleştirilmek istenmektedir.
Yoksa Anayasanın ilk üç maddesinde anlam bulan esasları güçlendirecek, özgürlükleri esas alacak ve demokratik standartları yükseltecek, Hukukun üstünlüğünü ve adaleti her alanda hâkim kılacak, Cumhuriyetin temel niteliklerine sahip çıkacak, Türkiye Cumhuriyeti devletinin; ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü koruyup, üniter milli devleti ilelebet baki kılacak, Temel insan hak ve hürriyetlerini teminat altına alacak, Milletin değerlerini temsil eden, milletin hizmetinde, güçlü, adil, müşfik ve insani bir devlet anlayışını hâkim kılacak, 21. yüzyılda çağdaş ve güncel bir Anayasaya ihtiyaç duyulduğu herkesçe kabul edilen bir gerçekliktir.
Bu değerlere dokunmadan hak ve özgürlükleri genişletici her türlü çalışma toplumun büyük bir kesimince kabul görecektir. Bu nedenle yapılacak çalışmalarda;
Üniter devlet ilkesinden vazgeçmeden demokratikleşme ve yerel yönetimleri güçlendirme yolu tercih edilmelidir. Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyeti ülkesinin bölünmez bir bütün olduğunun ifadesi olan üniter devlet modelinden sapmaların, Ülkeyi parçalanmaya götüreceği açıktır.
Anayasal vatandaşlık veya çok kültürlülük gibi kavramların, bu gerçekleri görmezden gelen ve ülkede suni ayrımlar üretmeye yönelik çabaların ürünü olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.
Türkiye Cumhuriyetinde eğitim dili Türkçedir. Bu konuda herhangi bir mahalli dile ayrıcalık tanınması, her şeyden önce evrensel hukuk ilkelerine aykırılık teşkil edecektir.
Kendine göre kuralları yoğurma(bana göre) anlayışı değişmedikçe bu tartışmalar devam edip gidecektir. Hâlbuki yukarıda sayılan ve herkesçe kabul gören değerlere dokunmadan yapılacak değişiklikler referanduma gitsin veya gitmesin halkımızca da desteklenecektir.
Sağlıcakla kalın.

“Ayran kâsem önümde oldukça, vallahi kimsenin balını düşünmem bile. Azıksızlık, ölümle kulağımı bursa bile HÜRRİYETİ KULLUĞA SATMAM BEN.”