Tüm virgüller bittiğinde…

Sorulmamış sorulara henüz vermediğim cevaplarım var. Çok düşünüp az konuştuğum zamanlarım, çok duyup az işittiğim anlarım ve hepsini bir kapta yoğurduğum günlerim var…

Nedenlerini niçinlerini henüz bulamadığım sorularım ve görmek istemediğim yüzlere inat görmeden gitmeyeceğim şehirlerim var.

Üstüm başım yalnızlık kokan günlere nazire yaparcasına içimde kurduğum panayırlarım, renkli pamuk helvalarım ve elma şekerlerim var tüm çocuklar mutlu olsun diye dağıttığım umutlarım var.

Nedenini bilmediğim bir eksiklik hali bazen içimde. Her şey tamken tam yüreğimin ortasına bağdaş kurup oturan; sonra bir Sezen şarkısına pılısını pırtısını toplayıp gidiveren senfonik seslerim..

Cilalı gülüşlere kanmayan bir yüreğim var sonra, artık samimiyet isteyen, az ama öz seven, dokunduğu kalbe iz bırakmak isteyen, sevdiğini sahiplenen, sevmediğine fonda müzik etkisi yapan..

Fala kehanete inanmayan bir halim var artık:

“ Yıldızlara baktırdım, fallarda çıkmıyorsun,

Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa” diyeceğine

ne yaparsa çalışarak yapacağına inanan, içinde ki güçle var olan..

Hayallerim hala pembe çiçekli ama gökten çiçek yağmayacağını öğrenecek kadar da büyüdüm. O çiçekleri bir bir toprağına emekle dikmek gerekiyor, sevgi ve özveri olmadan çiçek bile büyümüyor ki insan ne yapsın..

Engeller var diye sızlanmayan ayaklarım var benim, üzerinden geçmeyi çok iyi öğrendiğim ama geçtikten sonra kenara çekip tüm insanlara da yardımcı olduğum, kaldırdığım engellerim..

Güzeldir sırtını birine güvenle dayamak. Ama bulamayınca bükülen bir sırt yerine dik durmayı öğrenen bir omurgam var benim.

Diliyle değil kalbiyle konuşan; gözüyle değil yüreğiyle gören; dokununca içinde hisseden gerçek insanlarım

Ve tüm virgüller bittiğinde koyacak tek bir noktam…