Taşları inceliyorum bir süredir

Tatilde, boş boş denize bakarken düştüler aklıma ilk. Hiç bir taş benzemiyor bir ötekine.

Sonra “ Taş yerinde  ağır .sözü dolandı dilime. Edebiyat dersinde çokça kullandığımız bir cümleydi. Aldım kumsalda bir çakıl taşını deniz üzerinde sektirmeye başladım. Tıpkı beynimde ki kelimeler gibi seke seke yol aldı o da.

Dağlar var en büyük taş diyebileceğim. Dimdik, mağrur duruşlu, heybetli haliyle dünyanın güvencesi onlarmış gibi gelir insana. Dünya yeriden oynasa onlara bir şey olmazmışcasına. Kocaman bir ailenin reisi bu dağlar. Etrafında kim varsa toparlar yanına yöresine. O korur kollar. Sonra ilahi tekamülünü tamamlayan ayrılır bu koca dağdan. Ayrılır da  her şey güllük gülistanlık mı? Yağmuru var karı var, fırtınası var. Taşın başına gelmeyen kalmaz. Her darbede biraz daha küçülür ama hayata da uyum sağlar yeniden yeniden. Her oluşumda da faydam olsun der. Dağken de kayaykende, iyice ufalanıp kum olduğunda bile tekamül yolculunda kendi özünden ödün vermez.

Bu taş erbabı ın eline geçerse sanat olur

Taşı oyup içinden bir dünya çıkaranlar var. Tıpkı insan gibi. Kadir kıymet bilene düşerse içinden neler çıkar neler.Görünen bir taş ama sen bakış açına göre şekil verirsen içinden bir sanat çıkıyor ve  o oluyor sonuçta.

Özünü kaybetmeden değişirsin, dönüşürsün ama seni sen yapan değerleri hiç unutmamak lazım. Kaya gibi sağlam ol, sağlam kal ama şeklin değişsin. Sen değişme.

Yeri geldiğinde bu taşlarla kaleler örüyoruz ömrümüze. Ulaşılmaz yapıyoruz dertleri sıkıntıları. Kendi kalemizde kendimiz yalnızlık içinde boğuluyoruz çoğu zaman da bilen olmuyor.Kendimizi görünmez yapıyoruz dünyaya karşı.Sonra da yalnızlığımızla kayboluyoruz içimizde.

Kumdan kaleleri de unutmamak lazım. Bin bir emekle yapıp en ufak dalgada yerle bir olan ama asla yenisini yapmaktan vazgeçmediğimiz.

Ufalayalım o taşları, kum tanesi yapalım serelim ayaklarımızın altına. Karşıda boylu boyunca mavi oksun. Tepede güneş. Kum taneleri karışsın bedenimize, ayaklarımızın izi kalsın üzerinde. Buradan insanlar geçti, gülümsemeleri kumlara yayıldı, kumlarda izi kaldı desinler uzaktan görenler.

Olmadı taç yapalım başımızın  üzerine “ tac olsan başıma takmayacağım.” Değerinde insanlara inat, taş kalplilere inat.

Başımıza gerçekten taş yağmayacak hiçbir zaman belki ama olağan üstü durumlar da gelir insanın hayatı boyunca başına. O zamanda o taşlardan   yol yapmayı bilmek lazım. Örmek lazım gittiğiniz yerlere, döndüğünüz virajlara. Yol kenarlarını süslemek arada nefeslenecek banklar koymak, kır çiçekleri kokusu  eklemek lazım içinize çekmek için .

Hayatı severek yaşayabilmek için se taş kalpli olmamak lazım. Gerektiğinde yumuşayabilmek , gerektiğinde esneyebilmek lazım kırmamak ve kırılmamak için.

Bense taş döşedim gönülden gönüle ulaşmak için. İster yürüyün gelin, ister koşarak. Gönül kapılarım hep açık.

Kumdan kalelerim de oldu ama yılmadım yeniden yapmaktan, usanmadım hayattan.

Meryemce♥️