Son “ Elveda” gelmeden

Çok sevmelerin müptelası insanlar tanıdım. Çok sevmeyi matah sanarak  her şeyi, doğayı; gözünün gördüğü  ne varsa çok sevdiler. Doğa  an geldi yaşanmaz oldu. Sevgisizliğin intikamını aldı kendi dilince. Eskisi gibi gülümsemez oldu bize; yarınlara ama insanoğlu anlamadı.

Çok sevdiler hayvanları, hayvan katliamı kaçınılmaz oldu. Türü biten bir dolu hayvan ancak tarih kitaplarında yer buldu kendine.

Çok sevdiler insanları; insan insanı sevmez oldu. Güvenemeyeceği tek canlı” insan” olarak tanımlandı  insanlık sayfalarında. İnsan insana sırrını açamaz, derdini söyleyemez hale geldi.

Oysa ne güzel bir kavram “ yeteri  kadar” Ne az olup istek uyandırır ne çok olup bıktırır.

Yaptığınız her ne ise yeteri kadar emek harcamazsanız başarılı olamazsınız. Ortalama bir çizgide gidip gelmek başarı ivmeniz adına tercih sebebi değildir.

Yeteri kadar ilgi duymazsanız hayata ellerinizin arasından kayıp gitmesini engelleyemezsiniz.

Yeterince sevmediğiniz çocuklar başka ellerde sevgi kırıntıları ararken heba  oluyorlar. Azıcık ilgiyi sevgi zannedip koşuyor peşinden. Oysa yeterince sevilse yolunda güller açacak. Yalnızlık ve mutsuzluk kokmayacak üstü başı. 

Dünyanın özü denge bence. Azın çoğa dengesi, sevginin nefrete, gülmenin ağlamaya, gündüzün geceye …

Bilgenin dediği gibi:

“ Aydıınlık bir bakış açısına yetecek kadar güneş diliyorum. Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum. Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum. Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum. İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum. Sahip olduğun her şeyi taktir edecek kadar kayıp diliyorum. Son “ Elveda” yı atlatmana yetecek kadar  “ Merhaba” diliyorum.

Son “ Elveda” gelmeden, duyarlı bir yürek, içten gülen bir çift göz ve ne dediğini bilen bir nesil diliyorum çünkü yeteri kadar olmayan ne varsa yarın bizimle olmayacak.