Sınıfsız Türkiye

İnsanlık tarihi; gelişim süreci içerisinde bu güne kadar çeşitli faktörler yardımıyla, akrabalık, mülkiyet, servet, iktidar, başarı gibi bir çok etki sıralaması yaptıkları bilinir. Bireysellikten, toplumsal düzene geçişin bu hiyerarşi sıralamasında önceliklerin hangi faktörde olduğu değişime uğrar. Örneğin; ilkel ve feodal toplum yapısında biliyoruz ki kan bağı ile gelen kölelik ve soyluluk gibi özellikler oluşturmaktadır. Günümüzden örnek verirsek, kapitalist toplum düzeninde iktisat ve mülkiyet gücüdür. Bahsettiğimiz bu toplumsal düzenin meydana getirdiği “eşitsizlik” kavramı üzerine toplumsal incelemelerde bize sınıf kavramının bilinmesini göstermektedir.

Toplumsal yaşam tarihimizin çok fazla gerisine gitmeden 19.cü yüzyılda Karl Marx’sın sınıfsız toplum hakkındaki fikirleri bize yol göstermektedir. Karl Marx, toplumların yapılarını incelerken iki önemli noktayı tespit etmiştir. Günümüz kapitalist toplum yapısının iki ana sınıfa ayrıldığını gözlemler. Bu iki ana sınıfın biri sürekli olarak zenginleşirken, diğeri sürekli fakirleşmektedir. Zenginleşen kısım toplumun geri kalanına göre daha küçük bir kapitalist sınıf, diğeri ise üretim araçlarına sahip olmayan büyük bir işçi sınıfıdır. Günümüzdeki bu iki sınıf arasındaki büyük fark, toplumların ve ülkelerin ileriki dönemlerde geleceklerini ve varlıklarını da tayin edecektir. Biz bu tespitten sonra ülkemizdeki durumu ele alacağız. Türkiyemiz de ve modern toplumlarda, kapitalist toplum yapısının bizleri farklı sınıf ayrımlarına tutmasına müsaade etmemeliyiz. Toplumsal varlık dokumuzun ve modern yaşamın getirdiği arz ve talep dengelerini de gözeterek sınıfsız bir toplumu oluşturmalıyız. Mutluluğun modellerini ve faktörlerini gözeterek gelecek yapılanmasını kurgulamalıyız. Bu sınıfsız yapı toplumumuzun çeşitli katmanlarını, kültür yapısını, ekonomik yapısını gözeterek, özgürlükçü bilge bireyler yetiştirmekten geçer.

Günümüz ve gelecek modern toplum yapımızdaki, sonsuza dek varlığımızı sınıfsız bir toplum modeliyle sürdürebiliriz. Üretim faktörleri ve iş gücü dışındaki sosyo ekonomik barışın dışında, ülke yönetimin- deki siyasi ve siyasetçi faktörleri toplumu uzlaştırıcı, barışçı, adaletçi ve kucaklaştırıcı bir siyasi platform etrafında birleştirerek sınıfsız yapıyı oluşturur ve kurumsallaştırır. Yoksa bunlardan birinin eksik olması durumunda farklı sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmazdır. Dünlerin sorunlarını göz ardı edersek, yayınların sorunlarını çözmekte çok güçlük çekeriz. Sınıfsız ve mutlu yarınları birlikte yaşamak dileğiyle…Kurban Bayramınız Mübarek olsun.