Sempozyum: Ötekinin söz söyleme hakkı yok mu?

İstanbul’da yapılan sempozyum ile ilgili  medyada çeşitli görüşler ortaya kondu. Değişik görüş sahipleri, toplantının ilk olması yönünden başarılı olduğu konusunda hemfikirler. Gelecek toplantıların çıtasının ne olması gerektiğini belirttiler. Çok yerinde bir ifade ile gelecek konuşulan yerde: icraatın içinden veya yıllık faaliyet raporu okuma gibi hataya düşenlerinde farkında olduklarını hissettirdiler.

Çankırı belli bir kesiminin Çankırı’sı mı, yoksa hepimizin Çankırı’sı mı? Burada anlaşmak gerekir. Neden toplantıda başta MHP, CHP ve Çankırı’da teşkilatı olan BBP, SP, HAS, DP ve diğer parti temsilcileri yoktu veya davet mi edilmediler. Vardılar da biz mi gözden kaçırdık? Mademki siyaset yapıyorlar en azından onlarında Çankırı’nın geleceği ile ilgili plan, proje ve çözüm önerilerinin olması gerekir, olmalıda. Eğer böyle bir çalışmaları yoksa zaten tabela partisidir, beklenti içinde olmak da abesle iştigaldir.

Özellikle MHP, Çankırı yerel yönetiminde şu an üyesi bulunan bir partidir. Ya CHP iktidara en yakın aday olduğunu ifade eden bir partidir. En azından parlamentoda temsil edilen bu iki partinin yerel yöneticilerinin sempozyumda görüş belirtmeleri gerekmez mi idi? Bana ulaşan yazılı evraklardan MHP’nin Çankırı’nın geleceği konusunda projeleri ve tespitleri var. Aynı şekilde CHP’nin de.  Bunlara kulak verilebilirdi.  Çankırılı olan CHP’li Öğüt toplantıda hazır bulunmuş, Çankırı milletvekilleri ile Çankırı için birlik beraberlik içinde olduklarını ifade etmişlerdir. Toplantının esas amacı Çankırı için ekonomik ağırlıklı neler yapılabilir olduğuna göre bu yönde düşünce beyan etmesi beklenirdi. Beklenir diyoruz biraz haksızlık ediyoruz. Neden mi Çankırı’dan  milletvekili değil, gönüllü olarak Çankırı için birlikte çalışmayı taahhüt eden bir parlamenterdir, hemşerimizdir.

Başka bir önemli noktada ilçe, belde belediye başkanlarının kendi beldelerinin geleceği ile ilgili düşüncelerini tek tek olmasa da temsil yetkisi verdikleri bir başkan kanalıyla gündeme taşıyabilirlerdi desek sempozyum amacı dışına mı taşmış olurdu. Sadece bir öneri ve tespit olarak değerlendirilsin lütfen.

Koyunbaba, Kızlaryolu, Hamzalı Barajları konusunda birkaç söz etmek ihtiyacını duydum. Özellikle Hamzalı barajı sulama amaçlı bir baraj olarak gerçekleşecek. Kızılırmak’ın Çankırı sınırları içinde kalan bölümünde tuzluluk sorunu var. Baraj faaliyete geçmeden önce bu konuda ne gibi önlemler alınıyor veya alınacak. Suya kavuşurken topraktan olmayalım. Koyunbaba barajı-Ankara yolunun kısaltılması-Tüney’den sonra Organize sanayi sitesi kurulması düşüncesi irdelenmeye değer. Koyunbaba barajı sulama amaçlı ise, sulanacak alan Tüney-Konak-Germece sahası. Peki buraya OSB inşa ederseniz tarım toprağını sanayiye kaptıracaksınız, planladığınız organik tarımı nerede yapacaksınız? Gelelim Kızlaryolu barajına: Baraj gölü içinde kalan alanda antik yerleşimler vardır. Yerleşimlerin kurtarılması ve ortaya çıkarılması yönünde hiçbir çalışma yoktur. Bu durumda Çankırı’nın geçmişi sular altında bırakılacaktır. Turizm deniliyor, bu durum büyük kayıp değimlidir?

Sözün özü organik tarım deniliyor, tarım yapılacak alana  OSB öneriliyor. Hamzalı barajı sulama amaçlı deniyor, toprağın tuzlanmaması için tedbirler gündeme gelmiyor. Kızlaryolu barajı deniliyor, antik alanda bulunan sahanın arkeolojik araştırması ve kurtarılması yapılmıyor. Gelecek toplantılarda bu soruların yanıtını alabilmek umuduyla.