SEKSENDÖRT İŞÇİNİN FERYADINDA CEVABINI ARAYAN SORULAR

Seçim bildirgesinde esnek istihdam modelini uygulayacağını beyan eden hükümetin belediyelerde ve il özel idarelerinde çalışmakta olan “Norm Kadro Fazlası” işçileri, Milli Eğitim ve Emniyet Müdürlüklerine göndereceği, seçim öncesinde çıkarılan torba yasa ile belli olmuştu.
İnsanımız esnek istihdam modelinden maalesef kamunun da özel sektör gibi yapılmaya çalışıldığını anlayamadı ve hükümetin Türkiye’de tıpkı Çin’de, Malezya’da, Hindistan’da olduğu gibi “ekmek karşılığı ücret” ve “iş güvencesine sahip olmayan iş” anlamına gelen ücret ve istihdam politikasını istediğini fark edemediler.
Bu nedenledir ki hükümet bu ücret ve istihdam politikasına itiraz eden sendikaları etkisiz hale getirmeye önem verdi. Ya bu sendikalar denetim altına alınacaktı ya da idari yönlendirme ve baskılarla işçiler veya memurlar yandaş sendikalara üye yapılacaktı.
Hükümetinin bu eritme ve yandaş sendikalara üye kaydetme projesi, düşünüldüğünden bile kolay gerçekleşti. Sürekli geriye giden ekonomik göstergeler nedeniyle bütçesi felç olan ve inancını yitiren işçiler direnmek yerine, işyerlerindeki sorunlarını şahsileştirdiler ve şahsi çıkarlarının çözüm yeri olarak da doğrudan iktidar partisine yöneldiler.
İktidarlar için lehine bir mücadele şekli olan eş, dost, tanıdık, hemşehri girişimleri ise hiçbir işçinin sorununa çözüm getirmediği gibi işçilerin toplu gönderimi ile sonuçlandı.
Türkiye genelinde 52 bin civarındaki yerel yönetim işçisi kurumlarından çıkarıldı. Çankırı da ise daha önce belediyeden gönderilenlere, verilen namus ve şeref sözüne rağmen son olarak il özel idaresinden gönderilen 84 işçi daha eklendi.
Hemen hepsi tanıdığımız bildiğimiz, dostumuz, kardeşimiz insanlar. Hepsinin birbirinden değişik, acıklı, hüzünlü, eğitici, öğretici hikâyesi var. Şimdi hangi geleceğin, hangi sorunların onları beklediğini bilmeden yeni işyerlerine gidiyorlar. Bazıları da hükümetin beklediği gibi emekliliği tercih ediyor.
Norm kadro ileri sürülerek işçilerin yerlerinden edilmesini sağlayan hükümetin amacı, herhalde sadece yatırım için kaynak tasarruf etmek değildir. Bir diğer amacın; halka iş sözü veren belediye başkanlarının, başka kurumlara gönderilen iş güvenceli işçilerin yerine geçici, sendikasız, asgari ücrete mahkûm taşeron işçileri çalıştırmak istemeleridir.
Kadrolu işçiler için ortaya konan bütçe engeli taşeron işçileri için konulmamıştır. Bu norm kadrolar neye göre belirlenmiş? Seçiciler bu norm kadro fazlalarını nasıl seçmiş, eleme yaparken siyasi ölçütler mi kullanmış, mesleki kaliteye mi önem vermiş? Bunlar 84 işçinin feryatlarında cevabını bulmaktadır.
Sağlıcakla kalın.
Av. Dr. Ahmet K. MASTI

“Gerek yok her sözü, laf ile beyana.. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana.”
Mevlana