Şam’da Kapalı Çarşı

Şam kapalı çarşısına geldiğimizde saat 18’ 00 da buluşmak üzere anlaşıyoruz ve çarşının içine dağılıyoruz.Giyim mağazalarının vitrinlerindeki aşırı işlemeli abiyeler dikkatimi çekiyor. Bolca pul ve boncuk işlemeleri ile süslenmiş saten kıyafetler mankenlerin üzerinde görücüye çıkmışlar. Çeyizlik eşya mağazaları, çeşit çeşit eşarp ve şalları tutturduklarına satan satıcıların pazarlıkları görülmeye değer. Her çeşit kıymetli taş ve madende yapılmış takıların sergilendiği kuyumculardan önce satışlarda size rehberlik etmek isteyen aracılar buluyor sizi. Nezaketle ihtiyacımız olmadığını belirttikten sonra biz tanıma amaçlı yürüyüşümüze devam ediyoruz çarşı içinde. Ancak biraz önce size eşlik etme teklifini geri çavirdiğiniz rehber bir süre sonra tekrar yanınızda olabiliyor.

Ayakkabı mağazalarındaki vitrinlerde sıralanmış ayakkabıların bile çok boncuklu süsleri arap kadınlarının şatafat sever olduğunu düşündürüyor bana.Bu kadar mağaza ve akıl çelici eşya gördükten sonra bile aklımız çelinmez iken, bol şamfıstıklı dondurma aklımızı çelmeyi başardı ve hem içerideki masaları tıklım tıklım dolu olan hem de dışarıda dondurma almak için sıra bekleyenlerin kuyruk olduğu dondurmacı da bulduk kendimizi. Bu mola hem yorgun ayaklarımıza hem kurumuş boğazımıza iyi geldi. Kadınlı erkekli pek çok müşteri dondurmacıda yerini almıştı. Oturacak yer bulmak için görevliler yardımcı oluyorlar. Buranın dondurmasının ünlü olduğu her halinden belli. Bizde etrafı birazda tahlil eder gözlerle inceleyerek dondurmalarımızı yedik.

Su servis edilen bardakları kendimizce pek temiz bulmadığımız için su almamayı tercih ettik.Çarşı içindeki gezimiz deri çanta, cüzdan, kemer satan bir dükkanın önünde sürdü. El işçiliği ile deriden yapılmış çok hoş çantalardan birine gözüm takılınca kendim için bir alış veriş yapmaktan vazgeçemedim. Alış verişin en eğlenceli yanı pazarlık kısmı idi benim için. Genel olarak bayanların pazarlık yapma alışkanlıkları zaten vardır. Ama Suriye’ de sıkı bir pazarlık yapılmadan alış veriş yapmamamız gerektiğini zaten öğrenmiş durumda idik. Çantayı söylenen fiyatın yaklaşık yarısına aldım.Buluşma saatinde herkes eksiksiz hazır bekliyordu, tabi ki ellerinde çeşit çeşit alış veriş paketleri ile.Önce akşam yemeği ardından Kasion dağından panoramik Şam seyri girdi gezi listemize. Kasion dağının olduğu bölgede Habil İle Kabil ‘in yaşamış olduğuna inanılıyor.

Akşamın karanlığında bu dağdan Şam’a bakarken her evden bir ateş böceği göz kırpıyor adeta .Akşama eşlik eden ışıklara fotoğraf makinelerimizin flaşları da karışıyor. Bir Şam akşamını fotoğraf karelerinde hatıralarımızın arasına katarak otobüsümüze döndük.Ve gün, otelimizin rahat yataklarında ertesi sabah 6’ya kurulmuş saatlere programlanarak huzurlu bir uykuya daldı bizimle birlikte.

DÖNÜŞ YOLU

Suriyede’ki son günümüze otelimizdeki erken sabah kahvaltısı ile başladık. Birkaç hatıra fotoğrafı daha ekledikten sonra karelerimize, eşyalarımızı ve kendimizi otobüsümüze yerleştirdik..Şam çıkışından yaklaşık iki saat sonraya kadar yolumuza çıplak araziler ve uzaklardan görülen köylerle devam etti. Bu sırada başlayan sağanak yağmurla birlikte yolumuzun manzarası da değişti ve yolumuza iki yanlı çam ağaçları eşlik etmeye başladı. Yol boyunda ara ara çeşitli fabrikalara ve köylere rastlıyoruz. Uzun boylu çamların pek çoğunun secde edercesine eğilmiş olmaları dikkatimizi çekti. Bu durumun kuvvetli Akdeniz rüzgarlarının etkisi olduğunu öğrendik.. Otobüsün radyosunda ‘ ağlama gözlerim Mevla kerimdir…. Beyaz giyme söz olur…’ türküleri ard arda geliyor bizlerde ara ara türkülere eşlik ediyoruz. Yaklaşık yirmi dakikadır yolumuza eşlik eden çamlıkları bir köprünün dibinde bırakıp Humus’a girdik. Suriye’nin First Leydisi ‘ nin Humusta oturduğunu belirtti rehberimiz. Yolumuz devam edecek.