Şam’da ikinci gün

EMEVİYE CAMİİ: Emeviye Camii girişinde bayanlar olarak önce kıyafet sorunu ile karşılaştık. Başım örtülü, pantolonum ve kabanım var ancak görevliye bu kıyafet yeterli gelmedi ve yedeklerindeki siyah bir çarşaf örtüyü giymemi teklif etti. Ben bunun yerine eşimin paltosunu giymeyi tercih ettim. Palto pantolonumun üzerinden topuklarımın yakınına kadar iniyor ve görevli bunu yeterli buldu. Gruptaki başka bir bayan arkadaşım da aynı yolu tercih etti ve grupça Emeviye Camii ne girdik.Camiinin ortasında dikdörtgen şeklinde geniş bir açıklık var bölümler çevreye sıralanmış orta boşluğun üzeri açık ve seramik tarzı taşlarla döşeli ve akşamdan kalma yağmurun ıslaklığı var ancak ayakkabısız girilmek zorunda. Görevliler tabanları paspaslayarak kurutuyorlar.

Bizlerde bulduğumuz kuru alanda çevreyi gözlemleyerek rehberimizin tanıtımını dinliyoruz.Camii İslam dünyasının ayakta kalabilen en eski mabetlerinden biri. Şam’ın tarihi kadar eski olan Emevi Camisi, yeryüzünde bulunan camilerin en büyükleri arasında yer alıyor. Aynı zamanda. güzelliği, ihtişamı, sanatsal ve tarihi değeriyle eşi ve benzeri bulunmayan Emevi Camisi’nin geçmişi milattan önceye kadar dayanmakta.“Hıristiyanlık öncesi Roma’da üçüncü yüzyılda Jüpiter tapınağı inşa edilir.

Roma, Hıristiyanlık dinini kabul ettikten sonra tapınak dördüncü yüzyılda John The Baptist (Vaftizci John) adına kiliseye çevrilir. Şam’ı fetheden Müslümanlar Hz. Ebu Ubeyde b. Cerrah’ın (r.a) gözetimi altında 635 yılında camiye çevirir. Bu tarihten sonra yapının doğu tarafı cami olarak Müslümanlara hizmet eder, batı tarafı ise kilise olarak Hıristiyanların mabedi olmaya devam eder. Yetmiş yıl boyunca aynı yapı hem kilise hem de cami olarak iki dinin ibadethanesi olur.

Müslüman nüfusun zaman içinde artması sonucu cami olarak kullanılan bölüm yetersiz kaldığından binanın tamamı camiye çevrilir. Ancak Emevi Halifesi Velit b. Abdulmelik, Hıristiyanların şehrin muhtelif yerlerinde kiliseler yapmasına izin vererek onların da hakkını gözetir.Bu tarihi yapı Müslümanlar tarafından restore edilirken avlusunda bulunan, Hıristiyanlara ait göz alıcı mozaik resimlere sanatsal ve tarihi değeri olduğu için dokunulmamıştır. Mabedin dışı figürlerle, camları da birbirinden güzel renklerle bezenmiş küp şeklindeki taşlarla süslenmiştir. Hıristiyanlar kendi hayal dünyalarında oluşturdukları cenneti, caminin avlusunda bulunan sütun ve kapılar üzerine sanatsal bir incelik içinde işlemişler.

Bir bölümü zamana yenik düşüp tahrip olsa da bu tasvirlerin bazı örnekleri günümüze kadar ulaşmış. Caminin 3 minaresi ve 4 ana kapısı bulunmaktadır. Doğu tarafında burç üzerinde yükselen minare “İsa Minaresi” diye bilinir.Müslümanlar için Emevi Camisi’ni önemli kılan nedenlerden biri de cami içinde Hz. Yahya’nın (a.s) kabri ve Hz. Hüseyin’in (r.a) mübarek başının bulunmasıdır.

Hz. Zekeriya’nın (a.s) oğlu olan Hz. Yahya (a.s) Yahudileri hak dine davet ettiğinde onların zulmüne uğrayarak öldürülmüştür. Avlunun diğer bölümünde ise Hz. Hüseyin’in mübarek başı bulunur. Kerbela olayında kafası gövdesinden ayrılarak zalimce öldürülen peygamber torununun başı, o zaman Şam’da halifelik iddiasında bulunan Yezid’e getirilir. Halen yeşil camekanlı küçük bir türbe içinde mübarek başı muhafaza edilmektedir.

“SELAHATTİN EYYÜBİ TÜRBESİ Selahaddin Eyyubi Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin sultanı ve Eyyubi hanedanının ilk hükümdarıdır. Kudüs’ü Haçlılardan alarak kentte 88 yıl süren Hristiyan egemenliğine son vermiş Hıristiyanların misilleme olarak düzenledikleri III. Haçlı Seferi’ni etkisiz hale getirmiştir.Türbesi, Emeviyye Camii’nin yanında bulunmaktadır. Yavuz Sultan Selim, Şam’ı fethettiğinde burada uzun süre kalmış ve Selahattin Eyyubi’nin mezarını ziyaret etmiş, mezarın üzerine de şimdiki türbeyi Yavuz Sultan Selim inşa ettirmiş. Selahattin Eyyubi Türbesi Şam’daki Osmanlı eserlerinden küçük bir örnek olma özelliğini gösteriyor.

TÜRK HAVA ŞEHİTLİĞİ: Türk Hava Kuvvetlerinin kuruluşunun ilk yıllarında, Türk havacılığının tanıtılması ve İslam ülkeleriyle dostluk ilişkilerinin pekiştirilmesi amacıyla İstanbul-Kahire uçuşu düzenlenmiş. İstanbul’dan havalanan uçakların düşmesi sonucu şehit olan üç Türk havacı, ilk Türk hava şehitleri olarak tarihe geçmiş. Türk hava şehitleri, Şam’daki tarihi Emeviye Camisinin bahçesinde ünlü komutan Selahattin Eyyübi’nin kabrinin yanına defnedilmiş. Burada kendi şehitlerimizle karşılaşmak yine hepimizi manevi olarak etkiledi. Onlar için dualar okuduk.Şam’ daki ikinci günümüze kapalı çarşıda devam ettik.