Önce; neyi, nasıl yapacağına karar vermek !

Cumhurbaşkanı Valiler toplantısında ‘’Su akarken testiyi doldurun’’ buyurmuşlar. Ekonomik durum iyi iken illerinizin eksiklerini tamamlayın diyerek sözlerine devam etmişler. Ekonomi iyi  derken  neyi kastettiler dersiniz? Esas konumuza geçelim: Çankırı’nın testisi var mı ki de su doldursun. İlk önce testinin olması gerekir. O testi ise ortada yok. Toprağından çömlek olmaz diyenler bas bas bağırırken kimse de testi yapmaya teşebbüs bile edemiyor. Gün gün ediliyor, hiçbir gelecek planlanıp ortaya konamıyor; sonuçta tüm iller atılım yaparken Çankırı geri sayımına devam ediyor. Burada suçlu arama beyhude, hepimiz suçluyuz. Memleketimize sahip çıkmıyoruz. Hemşeri dayanışmamız yok denecek düzeyde. Birbirimizi yemekle meşgulüz, veya acaba Çankırı’da neyi nasıl kendi lehime veya hesabıma artı olarak yazabilirim hesabı içinde oldukça daha çok fırın ekmek yememiz gerekecek. İnanın Ankara’nın bir çok ilçesi Çankırı’yı geçti. Bir örnek vereyim Güdül ilçesi, Ankara’ya Çankırı kadar uzaklıkta. Kongre Merkezi yapılıyor. Bir il olarak Çankırı uyuyor hem de ne uyku gaflet uykusu…

İstanbul’da düzenlenen fuarda Çankırı standının vasat düzeyde olduğu, tanıtım yönünden zayıf kaldığı  ifade olunmaktadır. Görmedim, konu hakkında fikir yürütmek abesle iştigal olur. Konumuza dönelim: Çankırı’da ne yapılmak isteniyor? O’na bir bakalım. Sanayi gelsin, organik tarım yapılsın, turizm gelişsin deniliyor. Sadece deniliyor icraat yok. Öncelikle sanayi hem organik tarıma hem de turizme ters. Biri oldu mu ikisi olamaz, ikisi oldu mu biri olamaz. Gelişmiş ülkelerde durum bu ama burası Çankırı!. Üçü bir arada olabilir mi? Olabilir ancak hiçbir şekilde çevreye en ufak zararı olmayan tesislerin gelmesi ile olur. Çankırı’da ne yapılıyor: Çevrenin canına okuyan termik santral, seramik, çimento, lastik fabrikaları özetle başka illerin kurulmasına izin vermediği tesisler Çankırı’da boy gösteriyor ve bunu da gururla lanse ediyoruz. Çevresi kirli, havası kirli, düzünde, dağında ot bitmeyen yere kim gelir, hangi bitki yetişir?

Kalkınma ajansı var. Halktan kopuk ne yapar ne eder, mason locası gibi çalışır. En fazla Kastamonu’ya sonra da Sinop ve en son Çankırı’ya faydası dokunuyormuş? Bir vesile ile ilk defa ajansın genel sekreteri ile birkaç dakika konuşma fırsatı buldum. Genel sekretere ilk sözüm ajansın çalışmadığı oldu. Bence önemsiz, rutin bazı konuları anlattı. Bunlardan dahi halkın haberi olmuyor dedim. Verdiği yanıt ‘’Toplantılar halka kapalıdır’’ oldu. Halk için çalışma yapacaksın ve halka kapalı oturum gerçekleştireceksin. Öncelikle Çankırı kalkınma ajansında  ağırlığını hissettirmeli, gerekiyorsa daha aktif, dengeli ve adil görev yapacak bir genel sekreterin atanmasını sağlamalıdır. Haydi parlamenterler görelim sizi ! hayal ediyoruz tabi, nerde o dişli parlamenterler?

Ya adam gibi tarım yapılacak, ya sanayi gelecek ya da turizm gelişecek. Önce bunlara karar vermek ve ona göre de kalkınma ajansı başta olmak üzere Çankırı’da kış uykusundan hiçbir zaman uyanamayan dinamikleri faaliyete geçirmek lazım, amiyane deyimle nişadır sürmek gerek. Kim yapacak? İşte sorun burada, evet kim yapacak?

Hukukçu parlamentere bir fırsat ve görev: İşlenmeyen tarım arazilerinin toplulaştırılması yönünde TBMM’de çalışma yapılıyor. Bir yasa teklifi hazırlasa da kırsal kesimde yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş harabeler ile ilgili çalışıp, ilgili komisyona sunsa, adını bir yasanın bir maddesinin kendi eseri olduğu için  övünse. Nasıl olur dersiniz? Güzel ve şık olur değil mi? Yapabilir mi? Evet yapabilir ve gerçekleştirebilir mi? Gene iyi niyetli olalım kolay gelsin diyelim. Yapabilirse kendisine teşekkür ederiz, yapamazsa tabiî ki artı hanesine yazacak değiliz.