Dunlop

O SON

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sevdiklerimizle birlikte yaşarken kıymetlerini pek bilmeyiz,onlardan ayrılınca da

kalbimiz elemli,gözlerimiz nemli,beynimiz sancılı gariplikle hüzün sarar

benliğimizi,acı tatlı anılar canlanır hayalimizde, ahlarla eyvahların acısıyla

kıvranırız bir ömür boyu…

Pişmanlığımızın vermiş olduğu çaresizliğimizle,bir çok yanlışlarımızın doğru

olduğuna inanarak nasıl yaşadığımızın elemli kederiyle,yanılgılarımızı algılayıp

anlasak da kadir kıymet bilmezliğimize içerleriz, duyguyla düşüncelerimizin

iniltisiyle de hasret çekerek, bir zamanlar özlemediklerimizin özlemiyle yanarak

kahırlanırız…

Hayatımızla birlikte hayatların sonuz olmadığını bildiğimiz halde,ölümlerin

bizlere anlattığından bihaber günü birilik yaşarken,duygusuzluğun vermiş olduğu duyarlılıkla, değersiz değerlere değer vererek bir hayat tarzı benimseriz,kendimize göre kendimizce haklı gerekçeler bularak her nedense…

Yaratılışla yaşatılışın gafletiyle yaşayan bizler,refahın sunmuş olduğu

cazibeyle,desinlerin girdabında dönerek,bir yandan şeytanla avenesini memnun ederken,bir yandan da hayata hayat vereni memnun etmeye çalışırız kendi kendimizi avutarak,ölüm gelip bizleri kucaklayıncaya kadar…

Ayrılıkların en zoru, en acı vereni toprağa terk edilen yakınlarımızdır,vuslata geçiş kapısı olduğu gibi sonsuzluğa ilk adım olsa da ölüm,yine de unuturuz zamanla. ne kadar sevsek de sevdiklerimizi…

Yokluktan varlığa gelenler,topraktan alınan gıdalarla erkek de

spermaya,kadında yumurtalığa dönüşerek,ana rahmindeki

tuvalde,boyalarla fırçalar kullanılmadan iç ve dış organların oluşumunun,canlı

resim olarak çizilirken,muhteşem cazip ve sistematik bir güzellikte estetik olarak

hatasız ve kusursuz resmedildikten sonra,onun ihtiyaçlarının en ince teferruatına kadar yaratılarak hayatını sürdürebilmesi için sunulan nimetlerin farkında olmayanların/farkların da farkı da olmayacağından,kendi değerleriyle birlikte başkalarının da değerlerini bilemeyeceğinden,toprağa terk edilenlerin de değerlerini bilmesi mümkün olmayacaktır… Ölümü yaşarken öldürenler,ölümsüzlüğün sonsuzluğa götüren bir vasıta olduğunu bilirler, sevdiklerine ölümlerinden önce sahip çıktıkları gibi,öldükten sonra da sahip çıkarlar… Hissetmeyen kalpler,fikirsiz beyinler,kirlenmiş bedenler yaşarken canlı cenaze değiller de nedir?… Hayatla ölüm onları yoktan var edip yaşatanın imzasıdır…

Ölüm aklına gelince benliğini sarar sancı. İnanıyorsan ahrete bu nasıl ahret inancı?

O SON

Gözlerin kayıp ellerin ellerimden çözüldüğünde.

Soldu dudağın solgun yüzünün renginde.

Son perdenin son sahnesiydi anladım kesilince nefesin.

Feryatla sarılsalarda nafile uçmuştu kuşun boştu kafesin.

Hiç unutulmaz sanmıştım seni ey gönüller sultanı.

Nasıl da unuttular zamanla seninle geçirilen her anı.

Unutanlar unutmazdı samimi olunsaydı eğer.

Arzulara bağlı sevgiler kabre kadarmış meğer.