Muristen intikal eden tereke reddolunabilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nda adının geçtiği haliyle Muris miras bırakan kişiyi, Tereke tüm aktif ve pasifleriyle yani alacak ve borçlarıyla mirasın tamamını tanımlamaktadır. Murisin yani miras bırakanın vefat etmesi anı ile tereke açılarak mirasçıların onayına ihtiyaç duymaksızın doğrudan intikal eder. İntikal neticesinde mirasçılar tereke içerisindeki tüm alacak ve borçlardan sorumlu olacaklardır.

Tereke içerisindeki borçlardan sorumlu olmak istemeyen veyahut mirası aktif haliyle dahi kabul etmek istemeyen mirasçılar mirasın reddi davası açabilme hakkına sahiptir. Türk Medeni Kanunu’na göre ayırt etme gücüne sahip ve ergin olan mirasçıların yazılı veya sözlü olarak mirası reddettikleri yönündeki kayıtsız ve şartsız beyanlarını murisin yani miras bırakanın son yerleşim yeri  olan Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bildirmeleri ile miras reddedilir.

Mirasın reddinden sonra bu beyanın iptali yalnızca Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde mirasçının yanılma, aldatma, korkutma sonucu ret beyanında bulunması halinde gerçekleşebilecektir. Bu doğrultuda mirasçı elbette ret beyanının iptalini ancak dava yolu ile ileri sürebilecektir.

Bir diğer önemli nokta ise hak düşürücü sürelerdir. Mirasın reddi için mevzuatta üç aylık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Buna göre miras bırakanın ölümünden veya mirasçının mirasçı olduğunu öğrenmesinden itibaren üç aylık süre içinde mirasın reddi talebinde bulunması gerekir. Bu ret talebi Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi’nin taktir yetkisi olmadan tescil edilir.

Bunun yanında intikal eden bu tereke her zaman aktif olmayabilir. Bu şu demektir ki tereke borca batık halde yani borçları alacaklarından fazla ise mirasın hükmen reddi hususu gündeme gelecektir. Bu ret halinde miras bırakanın aczi açıkça belli ve resmen tespit edilmiş ise mirasçının bir irade açıklamasına gerek kalmaksızın miras reddedilmiş sayılacaktır. Bu nedenle hükmen ret için şartların varlığı halinde herhangi bir irade açıklamasına gerek yoktur. Hükmen ret konusunda kabul ve ret için bir süre öngörülmemiştir. Bunun tespiti mahkemeden her zaman istenebileceği gibi, tereke alacaklılarının açtıkları davalarda da her zaman ileri sürülebilecektir.

Son olarak, mirasın reddi mirasçılık sıfatını geçmişe etkili olarak sona erdirmektedir. Miras, mirası reddetmiş olan mirasçı miras bırakandan önce ölmüş gibi paylaştırılır. Mirası reddedenin altsoyu varsa miras payı onlara geçer, yoksa bu durumda onunla aynı zümrede mirasçı olanların miras payı artar. Fakat en yakın yasal mirasçıların tümü mirası reddederse tereke Türk Medeni Kanunu’na göre Sulh Hukuk Mahkemesi’nce iflas hükümlerine göre tasfiye edilecek ve miras mirası reddedenin yerini alan mirasçılara geçmeyecektir.

Açıklamış olduğumuz gibi tereke ister borca batık olsun ister hak ve alacakları borçlarından fazla olsun her iki şartta da mirasçıların mirası reddetme imkanı bulunmaktadır.

  Av. Dilara TÜRKER DİZDAR 

                                                                                                 Çankırı Barosu – Sicil No:224  

                                                                                                     Soru ve Talepleriniz için;

GSM No: +90 505 672 20 76