KIRMIZI IŞIK

Devlet, kurumlar, hükümetler, sivil toplum kuruluşları, aileler velhasıl kişilerin bir kırmızı çizgileri vardır. Bu çizgiler nerde başlar nerede biter. Ben bilmiyorum, bilen varsa lütfen söylesin.

Eskiden devleti yöneten, hükümetler, siya-setçiler, muhalefettekiler ülkenin zor zamanlarında el insaf diye söze başlarlar, hükümete nezaketen biraz firene basın derlerdi. Buda toplumun biraz nefes almasını sağlaması içindi. Hepimizin bildiği gibi dinin freni edep ve hayadır. Toplumun ve devletin fireni ise ahlaktır. Son günlerde yağmur gibi arka arkaya gelen zamlarda, ne edep ne haya nede ahlak vardır. Lütfen biraz balans ayarı vererek firene basalım. Bunu eğer yapamazsak ne inandırıcılığınız kalacak nede kalıcılığınız. Yapmış olduğunuz bunca hizmeti vatandaş elinin tersi ile iter, bir daha iktidara gelmenize vize vermez. En yakın seçimlerde oyları ile size teşekkür eder. Zamanında devlete ,millete büyük hizmetler vermiş, rahmetli Süleyman Demirel altı kere gittim, yedi kere geldim demişti. Ama hiç bir zaman halka küsülmez demişti. İşte tam zamanı da bu zamandır. Halka küsmeden iş işten geçmeden, halka sırtınızı dönmeden, hataları ve gerçekleri kabul ederek, yeni hizmet verme yöntemleri ve formülleri bularak halkın gönlünü kazana bilirsiniz. Tabi ki öncelikle zamlara son vererek. Bende buna kırmızı ışıkta bir dakika mola verilmesi diyorum.

Eğer bunca mülteciyi barındırıp, misafir ediyorsak, kaynaklarımızda, gücümüzde var demektir. Akıl vermek gibi olmasın ama tüm Türk dünyasının ve ekonomisinin gücünü ve enerjisini kullanma zamanı çoktan gelmiştir.1989’dan bu yana çok geç kaldık. Bu dinamik gücümüzü biran evvel zaman geçmeden hayata geçirmeliyiz. Yoksa büyük ekonomilerin ,faiz lobilerinin elinde oyuncak olmaya mahkum kalırız. Tabi ki kırmızı ışıkta fazla beklemeden, yeşil ışığı da kaçırmadan!…..benden söylemesi.