Hala Bekliyorum

Eskilerde, yaşım küçükken hep daha büyük olabilmeyi hayal ederdim. Daha büyük olduğumda daha bilgin, daha dingin, dünyayı en tepeden bakıp hemen algılayabilen, kanmayan, üzülmeyen, acı çekmeyen biri olacağımı hayal ederdim o zamanlar. Çünkü büyümenin böyle bir şey olacağını düşünürdüm. Muhtemelen olayların ikinci baskısını yaşadıklarını, hayatın nedenini niçinini çözdüklerini, insan ilişkilerinin artık onların canını acıtmayacağına inanırdım. Onları bir hayat gurusu olarak görür, kendimi ise bu yolculukta pek acemi hissederdim.
Şimdilerde tam da o özendiğim yaşlardayım sanırım. Bir kısmını yaşadım , bitirdim, kalan kısmı da bir bu kadar vardır umarım diye hayaller kurmaktayım.
Eee ne oldu derseniz..
Anlatayım hemen. Bedenim büyüdü ama içimde ki genç kız büyümemekte ısrar ediyor. Bu hem iyi hem kötü. Hala güne dair heyecanlarım var, hala yüzümün kızardığı olaylar ve durumlar var; hala anlayamadığım ve sanırım hiç bir zaman anlayamayacağım bir dolu şey var.
Hala bekliyorum olmak istediğim kadını.
Olmak istediğim kadını bulmak için bazen çabalıyor bazen de kaçıyorum ondan tırıs tırıs. İçimde ki genç kız bırakmıyor beni, düşlerinden, coşkusundan büsbütün vazgeçirmiyor bir türlü.
Olgunluk derseniz bazı konularda derviş kıvamına geldim. Ölçmeden biçmeden konuşmuyorum , davranmıyorum ama bazı
olaylar hala beni o ilk gençlik yıllarımın öfkesine ve hiddetine yaklaştırabiliyor. Haksızlık ve zulüm aynı şekilde katlanamadığım şeyler. Hala kızıyorum hakkımı arayamadığım durumlarda, gözümün içine baka baka kazık yediğim anlarda. Çürük meyveyi kakalayan pazarcıya, ite kaka çnüme geçen teyzeye müsama gösteresim yine yok.
Bakın beklemek ve sabır konusunda kendime yüz puan verebilirim. Bu konu hallaldu zaman içerisinde. Hele ki şu süreç tamamen sabır küpü yaptı beni de çoğunuz kadar.
Şimdiye kadar yaşadıklarım hepimizin ki gibi olsa gerek. Kimi zaman yalnız, kimi zaman mutsuz, aldatılmış, çaresiz, kimi zaman sıradan, bazen çok çok sıra dışı.
Hedef koyup yapabildiklerime ve bulunduğum yere bakınca içimin huzurla dolması gerekirken bu kez de bulunduğum zamanın çaresizlikleri büküyor belimi. Ne olacak diyorum, nasıl olacak bundan sonrası. ..
Bazen mutsuzluğa kapılıyorum yaşanması gerekirken yaşanmayanlardan, sonra toparlıyorum her zaman ki gibi. Daha güzelleri gelecek diyorum, umut diyorum, susuyorum.
Kimi zaman gurur duyuyorum kendimle . “ Afferim sana kız, bu harçla güzel şeyler yaptın .” diyorum.Kotardın sen bu hayatı diyip şerefine gülümsüyorum.
Sonra her durum da benim malzemem bu olmalı diyorum. İyiyi yaşarken de bu, kötüyü yaşarken de bu duruş bozulmamalı.
Yine kızıyorum hakkımı yiyene, saygısızca konuşana, arsıza, hırsıza.. Haddini bilmeze.
Ne yaşı ne başı diyor içimde ki genç kız; saydırıyor ağzına geldiğince ama bu kez cümlelerimi bir kılıç gibi kulanıp dikkatle ifade ediyorum. Kırmadan dökmeden, incitmeden ama en anlaşılır haliyle. Tatlı sert…
Önceliklerim değişse de, ifade şeklim değişse de öz aynı kalıyor bence. O değişmiyor. O içinizde ki kızda hep bir yerlerden ayaklarını sallandırmış çiçekler arasından el sallıyor. Bu gün bir selam da ben çaktım ona. Dedim ki kızsam da, bağırsam da çağırsamda hep eli elimde, hep gülümseteceğim,seni hiç bırakmayacağım.