DİKKAT. KAPIDA “MÜŞTERİ” VAR…

Kapı müşterisi particiler…Bu tanıma uyan bir çok kişiyi her gün siyasi partilerimizin kapısında görürüz. İkbal,çıkar ve menfaat içinde oldukları her hallerinden anlaşılır. Genellikle yeni açan çiçeğe üşüşen yaban arıları gibidirler. Adam kayırma, adam yerleştirme ve nemalanma konusunda epeyce de deneyime sahip olan  bu tür zevat, aslında kapısında dolandıkları partilere doğrudan ilişkileri veya samimi bağları da asla yoktur. Bu tanıma giren zevatın kısaca ismi “kapı müşterisi particiler” olarak benim defterimde yer almışlardır ve de her zaman alacaklardır.

En güçlü olduğunuz zamanlarda  daha fanatik, kraldan daha çok kralcı kesildikleri gibi, zıkkımlanma meselesi ortadan kalktığı zaman da kuyruğu kıstırıp kaçarlar. Bunları yazarken aklıma bir temel fıkrası geldi. Size de aktarayım.

Temel bir gün uçağa binmiş. Uçak havalandıktan bir süre sonra turbülansa girmiş ve bilinen sesler ve gürültülerden paniğe kapılan yolculardan biri Temel’e  “kardeş, herhalde uçağımız düşüyor” demiş. Bunun üzerine boş vermiş haliyle efelenen Temel “düşerse düşsün kardeşim,babamın uçağı değil ya” demiş.

Kapı müşterisi particiler de aynen bu anlayıştadır. Hangi parti söz sahibi ise önce dalkavukluk yaparlar, sonra da “anamım adı DÖNDÜ, ben de DÖNDÜM” deyip tornistan ederler.Sözüm yanlış anlaşılmaz umarım.Zira adını tanımladığım grup “particidir”. Oysa siyasi partilerimizde görev yapanlar ve hizmet edenler ise “PARTİLİ” dir. Partili tanımı içinde “sahiplenme,mensup olma ve kabullenme” esastır… Partili kardeşlerime söyleyecek bir sözüm asla olamaz. Ancak “partici geçinen zavallılar”a dikkat etmek gerekir.

1957 seçimlerinde %47,3 oyla iktidarı ele alan DP 26 mayıs 1960 günü Eskişehir’de emsali görülmemiş bir miting düzenler.Çevre il ,ilçe ve köyler mitinge koşar ve tahminlere göre 300 bin insan bu mitinge katılır.Ancak ne var ki 27 Mayıs 1960 günü Rahmetli Adnan Menderes’in  yanında kimse yoktur. Tek başına iktidarı kucaklayan Adalet Partisi büyük çoğunlukla ihtilal sonrası siyaset arenasına çıkar, O’nun genel başkanı  yedi defa gider,sekiz defa geri gelir, ancak bu güne ulaşamamıştır.Sahneye ANAP diye bir siyasi parti çıkar iki buçuk defa iktidara gelir. Ne var ki o da silinir gider.Sonra DYP,REFAH derken bir sürü partilerde Türkiye siyasetine renk katarlar. Ancak onlar da parça bölük olurlar ve tarihin tozlu raflarında  dava dosyaları ile uğraşıp dururlar…

Aslında bu örnekler hepimize ders olacak, hatta akademik alanda tez konusu seçilecek önemdedir. Ama nedense bir türlü ders çıkartmaz ve günü kurtaracak basit siyaset içinde dolanır dururuz.

Günümüzde AKP’nin içinde bulunduğu durum bence budur. Parti içinde başladığı (muhalefetçe) iddia edilen güç kavgasında “kapı müşterisi particilerin” tutarsız davranışları etkin rol oynuyor görünümündedir.

Sayın Devlet Bahçeli’nin de belirttiği gibi yıpratılmış ve bölünmüş AKP’nin kimseye faydası olmaz. Ne AKP içinde güç kavgasına girişenlere, ne de muhalefeti oluşturan partilere yarar sağlar. Zira TBMM içinde yeni bir iktidarın çıkması asla mümkün değildir ve sayısal veriler de bunu mümkün göstermemektedir. İktidara kızabilirsiniz. Oy vermemiş hatta siyaseten aleyhlerinde de konuşmuş olabilirsiniz. Ancak sevdanız memleket ve millete hizmet ise,o zaman siyasi iştahınızı bir kenara bırakıp, bulanık sudan faydalanmak isteyenlere asla fırsat veremezsiniz.

Durum bu iken son günlerimizi işgal eden gündemde rol alanlar kime hizmette yarış halindedirler.

AHTPOTA dikkat. En iyisi kapı müşterisi particilerin ahtapota yem vermelerini önlemektir.Zaten bu tür dikkatler önemsense gerçek PARTİLİLER rahat nefes alacaklar hatta hizmette de başarılı olacaklardır.