Dunlop

Çankırı ve Üniversitesi

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İstanbul toplantısı bir dizi konuları da gündeme getirmeye vesile oldu. Uzun süredir tasarladığım üniversite konulu yazıyı da bu vesile ile ele almış oldum. Çankırı için en başta irdelenmesi gereken Çankırı’nın geleneksel kültürel yapısıdır. Bu yapının üniversite ile yakından ilgisi ve çatışması vardır. İlde nüfus 70 binler civarında; peki en azından üç nesildir Çankırı’da yaşayan artık Çankırı’nın yerlisi olmuş,  Çankırılının oranı yüzde kaçtır dersiniz? Tahminen  % 8 civarında. Geri kalan yüzde 92 nerden geldi diyeceksiniz haklı olarak. Etrafınıza bakın, esnafa, sanatkara, komşunuza bunu göreceksiniz. Hepsi başta Yapraklı, Eldivan, Kızılırmak, Korgun olmak üzere ilçe ve köylerden göç etmişlerdir. Çoğu ikili yaşama uyum sağlamaya çalışmaktadır. Kırsal kesimin mensubiyeti yanında şehir mensubiyeti arasında bocalayıp durmaktadırlar. Aslında bu konuda araştırma üniversite, valilik, belediye tarafından yapılmalı ve tablo ortaya konmalı idi. Malum kaplumbağa yürüyüşü beklemek gerek.

Üniversite ile toplumsal yapının ilişkisine gelince: Yüzde 92’lik oranın en fazla %10’unun başka illerden gelen görevli ve iş yeri sahiplerine ayırdığımızda geriye kalan yüzde 82 kırsal muhafazakarlığını korumaktadır. Son yapılan üç genel seçimde bunu açıkça ortaya koymuştur. Yularda adlarını yazdığım ilçelerin sosyal dokusuna bakın. Tipik ve katı muhafazakardır. Hal böyle olunca üniversiteye karşı gizli bir direnç vardır. Bunun en güzel örneği de ev kiralarının yüksek oluşu, öğrenciye ev kiralamama, pansiyon işletmelerinin olmaması,mal ve hizmet vermeme, özetle öğrenciye bakışın soğuk hatta yabani olması diyebiliriz. Bunun başlıca nedeni muhafazakar yapının dışarıdan gelecek öğrencilerin çocuklarının ahlakını bozacağı yönündeki ön yargıdır.  Öğrencilerin hareketlerini tasvip etmemektir.

Aşırı muhafazakarlık günlük yaşamda da etkilidir. Bu düşünce tarzında olanlar zaman içinde üniversitenin mevcut dokuyu değiştireceği yönündeki körüklemeler karşısında katı tutum almaktadırlar. İsterseniz sokakta muhafazakarların öğrencilere bakışını bir izleyin. Fazla değil on yıl sonra bu doku ve yapı çözülecektir. İşte ondan sonra üniversite öncelikli konu olarak yerini alacaktır. Bu kehanet değil, üniversite toplum yapısını değiştirecek, toplumda ya değişecek ya değişecektir.

Sayın rektör hem sitemkar hem de çok duygusal. Üniversiteye destek verilmiyor diyor. Birkaç haber ve yorum dışında basında üniversite fazla yer almadı. Hatta hak ettiği yeri bulamadı diyebilirim. Burada suçu sadece basına yüklemek de haksızlık olur. Üniversitenin bunda hiç mi suçu yok. Rektörün duygusallığı nedeniyle konuyu deşmek istemiyorum, üniversite hakkında gelen tenkitlere çok üzülüyor. Üzülüyor da ne oluyor. Öncelikle halk desteğinin olmadığını beyanla sitem ediyor. Haklı ama bir de kendi bahçesine bakması gerekir. Bahçede toprağı zamanında işlemiş, iyi tohum kullanmış, gübre ve suyunu, ilaçlamasını zamanında yapmışsanız verim alırsınız. Bunlardan birisi eksikse verim alamazsınız. Sanırım üniversitenin durumunu açıkladım. Bundan ilerisi çırpınan rektörü üzeceğinden burada kesiyorum.

Bir anı ile yazıyı sonlandırayım. Bir vesile ile rektörlüğe gittim, yetkili biri ile görüşmek istediğimi güvenlikçiye bildirdim. Kime gideceksin, kim geldi diyelim, ne için geldin, adın, nerden geldin, kim tarafından gönderildin  gibi absurd sorulara muhatap olduktan sonra, telefon edildi, benden alınan bilgiler iletildi. Telefondan alınan yanıt üzerine ne cevap verilse beğenirsiniz. Dersteler yerinde yoklar. Buyurun cenaze namazına. Neyse ki tanıdık birileri çıktı da makam katına çıkabildim. Aradığım kişi ile görüştüm. Olayı anlattım verdiği yanıtı ise izninizle  es geçiyorum. Sayın rektör kadrolarını kendi başına oluşturmuş veya oluşturmamış olabilir, ama kadrolara eğitim vermemek veya yeteneksiz kadroları ısrarla tutması  için hiçbir neden görmüyorum. Çürük dişlerin tedavisi için uğraştığından bu dişlerin bünyeyi zehirlediğinin farkındadırlar sanırım.

Basın birimi tarafından faaliyetler ile ilgili e-postaları alıyorum. Bir boşluk dolduruluyor, doldurulamayan boşlukların da zamanla doldurulmasını temenni ediyorum. (Sempozyum ile ilgili yazılar devam edecek. Görüş, öneri ve tenkitleriniz için: bahattin-ayhan@hotmail.com)