Bir Resim ve Anımsattıkları

Geçmiş bayramlardan birinde Kıbrıs’ta idim. Lefkoşa’da cadde aralarında gezinirken  bir külliye ve külliyenin avlusunda büyük bir kalabalık sıraya girmiş. Doğal olarak insan merak ediyor. O sırada bembeyaz sakallı, nurani yüzlü, üzerinde özel giysisi olan bir şahsın elini öpmek için kuyruk oluşturulmuş. Sordum, bu zatı muhterem kimdir diye? Aldığım yanıt  ‘’Şeyh Kıbrısi’’ oldu. Ankara’ya geldiğimde araştırdım Şeyh Kıbrısi’nin  güçlü bir tarikat şeyhi olduğunu öğrendim.  Biat anlayışının çok güzel bir örneğini de yakından görmüş oldum. Neden baş daraldıkça ulemaya soralım beyanatlarının ortada gezindiğini anladım. Burada noktayı koyalım ve devam edelim.Rahmetli Özal, bir konuşması sırasında etraftan gelen ses üzerine, panikler ve yanındakilere  ‘’Çök’’ emri verir. Yanında bulunan il valisi bu emre karşılık ‘’Devlet Çökmez’’ der. Nitekim kısa bir süre sonra vali görevden alınır. Laik Devletin çökeceğinin de ilk sinyalleri verilir. Aslında Laiklik için daha ileriki yıllarda ‘’Laik olunmaz’’ beyanatları verilecek ve rahmetli Özal’ın ‘’Çök’’ emrini verdiği andan itibaren bugün gelinen noktanın da miladı olduğunu insanlar yıllar sonra dahi fark edemeyecektir. Zaman o kadar değişti ki biat son raddesine gelmiş durumda. Öl dendiğinde ölüyorlar. Devlet adamlığı ve Laik bir Cumhuriyet yönetimi ile yönetildiğimiz unutuluyor.  Özetle çöküyorlar. çok güzel örnekler sergiliyorlar. Sarıklı gördükleri her sembolün eline sarılıyorlar. Gerekçede hazır. Bayramda büyüklerin eli öpülür. Aldığımız terbiyede bunu gerektirir. Kimse buna karşı değil. Sözüm reklam için el öpenlere, hele hele reklam için el öpenler devletin yetkilileri ise, elden gitmiş olan laiklik ilkesi, kılık kıyafet yasası ruhuna hep birlikte Fatiha okuyalım. Laiklik, Kılık kıyafet yasaları gibi  yasalar eskimiş, miadını doldurmuş (!), çağ dışı yasalar değil mi? Bayramlar büyüklerin elinin öpüldüğü, küçüklerin sevindirildiği anlamlı günlerdir. Birliğin, beraberliğin pekiştirildiği günlerdir deriz. Hep basma kalıp cümlelerle büyük laflar eder, küçük düşünen beynimizi biattan kurtaramayız. Ötekileştirmenin tavan yaptığı bu dönemde bu hamasi nutuklara kim inanır ki?Son yerel seçimlerde ‘’Şehitleri Anma Günü’’ kutlaması yapılırken, dönemin il valisi kürsüye çıkıyor, kırdığı sayısız potlardan birini daha kırıyor ve ülkenin kurucusu Atatürk ve silah arkadaşlarından, İstiklal Savaşı şehit ve gazilerinden  hiç mi hiç bahsetmiyor. Bu zihniyeti kabul etmek mümkün değil. Acaba onlar olmasa idi şimdi kimin mesebinden dünyaya gelecektin diye insan sormadan edemiyor. Nitekim o zamanda tepkimi ortaya koydum. Buda çarpık başka bir örnek.