Ben de anladım

Günün birinde sen de anlarsın demişlerdi ben çok küçükken. Gerçekten de insan anlaması gerekenleri günün birinde anlıyormuş.
Kendi yaşayınca, , tecrübe edince. Bir şarkı sözünde bir mısrada karşısına çıkınca; yaş kemale erince, vakti gelince anlıyormuş. Ben de anladım.
Bazılarını tecrübe etmek gerekti. “ ateş, sıcaktır. Dokunma sakın, yanarsın. “ dedilerse de, nasıl bir şey acaba deyip elimi uzatmışlığım en derin tecrübe yaralarına sebep oldu. Elim yandı, bir daha ateşe uzanmamayı anladım.
Anladım ki tamamen haksız yok dünyada. Bakış açısını değiştirince herkes haklı. Her insanın gerekçeleri kendine göre. Her davranışın bir sebebi var. Ne zaman ki kendinden önce başkalarını düşünebiliyor insan o zaman anlıyor karşısındakinin de hakkını.
Ben de anladım.
Ben çok küçükken dağlar kocaman, dereler geçilmez, yollar aşılmaz, her şey çok büyüktü. Ben büyüdüm her şey küçüldü, dertler büyüdü; yine anladım ben. Kocaman dağların geçilebileceğini, yolların aşılabileceğini ama dertlerin çoğu zaman çözülemeyeceğini.
Kar mutluluktu mesela küçücük yüreğimizde. Kardan dam yapmak, kartopu oynamak, üşüyen ellerini sıcacık sobada ısıtmak, karda kızak kaydırmaktı.
Sonra büyüdüm, karın yokluk okuduğunu, çatısız evlerde insanların üşüdüğünü, herkesi aynı oranda mutlu etmediğini , bazılarının kabusu olabileceğini anladım yine.
Mutlak doğrunun olmadığını; dostun düşman, düşmanın dost olabileceğini de tecrübelerim öğretti. Çok sevdiğimin gidebileceğini, en zor zamanlarımda uzanan elin hiç ummadığım biri tarafından uzanabileceğini de zaman öğretti.
Anladım büyümekle büyük adam olunmayacağını. Önce yürek büyüklüğü lazımmış , önce içini doldurmak lazımmış büyümek için. Büyüdükçe de küçülmek yakışıyormuş insanoğluna. Ne kadar tevazu o kadar güzellik geliyormuş yüzüne.
Etrafında ki kuru kalabalıkların vermediği huzuru iki satır arasında bulabiliyormuş insan ya da notaların huzuruna sığınabiliyor, tabiatın yeşilinde bir başına da mutlu olabiliyormuş. Yaş kemale erince anladım.
Haklı ile haksız bu dünyada hep var. Bazen haklılığını ispat gerekiyor, yapamıyorsun. Türlü türlü olaylara evriliyor türlü türlü yollardan geçiyorsun. Niye ben dediğin yerde tekamül yolculuğun başlıyor. O yolculuğun da güzel olduğunu, seni pişirdiğini, acının da insana yakıştığını, acıdan geçmeyenin çiğliğini anladım.
Cengiz Aytmof un o meşhur sözü gibi;
“Gün gelir ve anlar ki insan; yaşadığı her şey bir yalandır.
Geriye, vazgeçemediği bir aşk ve kabullenemediği bir yalnızlık kalır.”