Belediyeden (Güya) Açıklama

NOTLAR…

Çetin Kapdan

Cumartesi günü yayınlanan “2 yıl önce, 2 yıl sonra” başlıklı yazımla ilgili Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç imzasıyla tarafıma bir açıklama gönderildi. İçeriği itibariyle İrfan Dinç’in kaleminden çıkmadığına inandığım cahilane yazının altına imzası açıldığına göre, bu satırların muhatabının da İrfan Dinç olmasında sanıyorum sakınca yoktur.

Şöyle başlamış açıklamasına:

“Gazetenizin 25.02.2012 tarih ve 12879 sayılı nüshasında Çetin Kaptan’ın (doğrusu Kapdan’ın olacak) NOTLAR adlı köşesinde yer alan “2 yıl önce 2 yıl sonra” başlıklı yazıda Şehit Üsteğmen Hakan Kandemir Parkı ile ilgili kamuoyunda şahsımı ve belediyemizi yıpratmayı hedef alan ifadeler bulunmaktadır.”

Yanlış…

Yıpratmak başka şeydir, eleştirmek başka… Yıpratmak da kasıt vardır. Eleştiride ise kasıt en son aranacak unsurlardan biridir. Üstelik söz konusu parkla ilgili yazımıza kaynaklık eden düşünce, bizzat İrfan Dinç’in yaptığı basın toplantısıdır. Sayın Başkan, şehidimizin babasına atfedilen ifadeler (Şehit babası park yüzünden Çankırı’ya gelmiyor haberleri) nedeniyle yaptığı basın toplantısında “yıpratma” kelimesini hiç kullanmamışken, benim tam da bunu yaptığımı hangi gerekçeyle iddia edebilir? Üstelik kendi açıklamalarını bu gazetenin manşetine taşıyan Karatekin Gazetesi’nin en yetkili kişisi sıfatını taşıdığımı bilerek bu kötü ifadeden medet umma bayatlığına nasıl düşebilir?

İrfan Dinç’in açıklamalarıyla devam edelim…

“Yazarın 720 gün boyunca tek bir çivi çakılmadı dediği söz konusu park DSİ ile uzun süren girişimler sonucu gerekli izinler alındıktan sonra 8 metre genişletilmiş ve daha önce imar planında sadece bir yeşil kuşak olarak ayrılan park alanı büyütülmüştür. Geçtiğimiz hafta yaptığım basın toplantısında bu konuyu da detaylı bir şekilde izah etmiştim.

Bir tarafı DSİ sorumluluğu, diğer tarafı ise Karayollarının sorumluluğunda olan Şehit Üsteğmen Hakan Kandemir Parkı belediyemizin Tatlıçay Çevre Düzenleme Projesi kapsamında projelendirilmiştir. Sayın yazarın okumadığı anlaşılan haber metninde de ifade edildiği gibi 2012 yılı sonu itibariyle Karayolları tarafından tamamlanacak şehir içi geçişi çalışmaları paralelinde şehidimizin şanına yakışır güzel bir park yapacağız.”

Kendi gazetemin manşetindeki haberi okumaktan acze düştüğümü iddia etmekten medet uman Belediye Başkanı İrfan Dinç’e, yıpratma iddiasıyla çıktığı yol üzerindeki çarpıtmayı görebilmesi için kesin olmayan tarihler üzerinden kronolojik bir hatırlatma yapalım. Kesin tarihleri, emri altındaki belediyenin arşivinden bulup okuyabileceğini de peşinen söyleyelim.

1- Şehit Üsteğmen Hakan Kandemir Parkı 90’lı yılların ortalarında yapılmıştır. O zaman da bir tarafı DSİ, diğer tarafı Karayolları sorumluluğunda olan o bölgede yapılan park, dönemin protokolünün katıldığı güzel bir törenle hizmete açılmıştır. Yani parkın tarihi geçmişi neredeyse 15 yıl öncesine dayanmaktadır.

2- Şehit Üsteğmen Hakan Kandemir Parkı, yaklaşık 6 yıl önce İrfan Dinç’in başkanlığı döneminde belediyenin greyder ve kepçeleriyle yıkılmış, oturma grupları sökülerek bugünkü görünümüne kavuşturulmuştur.

3- 7 Ocak 2010 tarihli Karatekin Gazetesi’nde yayınlanan haberden sonra yatık duran park tabelası düzeltilmiş ve başkaca bir değişiklik yapılmadan öylece bırakılmıştır.

4- 2 yıl önce yayınlanan fotoğrafta tabelanın altına yapıştırılmış halde görünen “SATILIK” ilanı, bugün de yerinde durmaktadır.

5-Daha güzelini yapacağım diyerek daha çirkinine 6 yıl katlanması istenen kamuoyu adına görev yapan gazeteciye  “Yıpratıcı, hedef gösterici” gibi sıfatlar bulmak abesle iştigaldir.

6-Bu 6 yıllık süre içinde hukuksuz, ruhsatsız AVM’yi bitirenlerin, şehit parkı ile ilgili bürokratik işleyişe atıf yapmaları başka bir yazımızın/yazılarımızın konusu olmaya şimdiden adaydır.

7- İlk 4 maddede sıralanan gerçekler gün gibi açık olup, Belediye Başkanının açıklamaları laf-ı güzaftır.

Şöyle bitiriyor Sayın Başkan açıklamasını:

“Siyasi kimlikli sayın yazar köşe yazısının bitişiğinde manşetten verilen “İrfan Dinç Yaparsa Adam Gibi Yapar” başlıklı haberi okumuş olsaydı, bu konuyla ilgili detaylı bilgilere de sahip olurdu. Şehitlerimiz gibi toplumumuzda son derece hassas olan bir konu üzerinden yayın yapılmasının takdirini değerli hemşehrilerime bırakıyorum.”

Neresinden tutarsanız elinizde kalacak böyle bir cümleyi kurmak için okuma-yazma bilmeye dahi gerek yok, sanıyorum. Bre mübarek adam, kendinden eksik olmayan siyasi kimlik, köşe yazarına fazla mıdır? Siyasi kimliğime referans gönderme basitliğinizi, bu gazetenin en yetkili kişisi sıfatıyla manşete taşıdığım açıklamalarınıza işaret etme kurnazlığıyla harmanlamayı biliyorsunuz da, açıklamalarınızın her bir satırının benim kontrolümden geçtiğini mi bilmiyorsunuz?

Ya son cümlenize ne demek lazım?

“Ben gazi çocuğuyum” diyerek gururlanan siz değil misiniz?

Gazi çocuğu olunca “genişlik”, şehit parkıyla ilgili eleştiriye gelince “hassasiyet” beklemek ayıp değil mi? Şehitlik konusunu istismar ettiğimi ima etmeden önce, aynaya hiç bakmadınız mı?

Son olarak, okumadığımı söylediğiniz açıklamalarınızda “Şehitlik, gazilik, dil, din, vatan gibi kavramlar hassas konulardır. Bunu en iyi ben bilirim, çünkü ben bir gazi çocuğuyum” diyorsunuz ya… O zaman bir şehit babasının 6 yıldır yüreğine akan gözyaşının ne demek olduğunu, kendinize yakıştırdığınız “en iyi bilen” sıfatıyla, o babadan daha iyi bilirsiniz elbette.

Okumadınız mı yoksa ne söylediğinizi? Dikkatinizi toplayıp bir kez daha okuyun isterseniz. Bir şey bulamazsanız, Akif’e kulak verin:

Ne “irfan”dır veren ahlâka yükseklik, ne “vicdan”dır;

Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır.