Dunlop

Ankara Yolu Karakışla Mevkii

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Tarımın, gelişmişlik düzeyine bakılmaksızın her ülke için hayati öneme sahip, vazgeçilemez ve stratejik bir sektör olduğu tartışmasız kabul edilen bir gerçekliktir.

 

Ülkemiz nüfusunun hala önemli bir kısmı tarımla iştigal etmekte ve aktif iş gücümüzün önemli bir kısmı da tarımda istihdam edilmektedir. Bu nedenle tarım sektörünü ekonomik anlamda sadece “kâr-zarar” noktasından değerlendirmek doğru olmayacaktır.

 

Tarımın stratejik öneminin ve bütün insanlık için vazgeçilmezliğinin idrakinde olan bütün gelişmiş ülkeler bugün tarım sektörlerini sosyal ve ekonomik açıdan ayrı bir gözle değerlendirmekte ve desteklemektedirler. Bunun içindir ki AB bütçesinin yaklaşık % 45’ni tarım bütçesi oluşturmaktadır.

 

Hal böyle iken son 10 yıllık dönemde; Tarımın Gayri Milli Hasılaya olan katkısı düşmüş, tarımsal ihracatımız tarımsal ithalatı karşılayamaz duruma gelmiş, ekilen biçilen tarımsal alanlar azalmış, tarım toprakları terk edilmiş, işsizliği absorbe eden bir sektör olan tarımdan kaçış hızlanmış, yani tarımda çalışan sayısı düşmüş, köylerimiz boşalmış, çiftçimizin, köylümüzün geliri her geçen yıl azalmış ve borç batağına sürüklenmiştir. Sonuçta  tarım ve tarım kesimi yokluğa, çaresizliğe mahkûm edilmiştir.

 

Çankırı’da da durum aynı iken bu zor şartlar altında ürettiğini devlete satmak için getiren çiftçiye yapılan eziyeti sizlerle paylaşmak istedim. Her ne kadar kış aylarına gelmiş olsak da son dönemlerde yapılan bu uygulamanın önümüzdeki yıllarda daha uygun koşullarda icrası için şimdiden ilgililerin dikkatinin bu konuya çekilmesinde fayda olduğunu düşünüyorum.

 

Çiftçinin buğdayını vs. alacak olan Ofis şehir dışında uygun alanlarda istifleme alanı tespit ediyor ve buğdayı buralarda istifliyor. İşte çiftçinin son eziyeti burada başlıyor. Mesela bu sene istif alanı olarak Ankara yolu üzerinde Karakışla mevkii tespit edilmiş.

 

Düşünün ki Karaşıh’tan, Germece’den buğdayını traktörüne yükleyip gelecek çiftçinin halini! Traktörle önce şehir merkezinde ofise geliniyor. Tartı işlemi yapıldıktan sonra yaklaşık15 kilometregeri gidilerek Karakışla mevkiine ürün dökülüyor. Sonra15 kilometredaha geri şehre ofise dönüp dara için tekrar tartıya, arkasından paranı da sonra almak kaydı ile git gidebilirsen köyüne!

 

Buğdayın on yıl önceki fiyatı 50 kuruş, şimdide 50 kuruş. Mazot 10 yıl önce Bir lira şimdi ise yaklaşık dört lira. Bunca eziyete, olumsuzluğa rağmen hala üretime devam eden çiftçimizi anlından öpmek gerekir.

 

Aslında çözüm basit; ofis ekibi hareketli olsa alım ile ilgili teşkilatını tartı işlemi de dahil olmak üzere istif alanında oluştursa, en azından çiftçiyi bu son eziyetten kurtaracaktır.

 

Sağlıcakla kalın.

 

Av. Dr. Ahmet K. MASTI

 

“Boş bir testiyi gürül gürül akan bir pınarın başına koysalar; orada kırk yıl da bıraksalar, yine de kendi kendine dolmaz.”

                                                                      

                                                                                                                      Mevlana