Haydi Buyrun…

Sadık Softa

Şair misiniz?

Hikâye mi yazıyorsunuz?

Roman mı yazdınız?

Peki, yazdıklarınızı paylaşmayı sever misiniz?

Bütün bunlara cevabınız evet mi?

Eh, öyleyse buyurun Çayasad’a…

Mutlaka sözünüz dinlenir ve yazdıklarınız sizinle paylaşılır.

Yok, bunların hiç biri beni ilgilendirmiyor mu diyorsunuz, o zaman buyurun sohbete. Size karşı her zaman sıcak ve güzel bir tatlı sohbet ortamı hazır. Daha ne bekliyorsunuz ki?!…

İşte bu anlayış ile yola çıkan Çayasad, samimi dostlukların, birlikteliklerin bir arada olmanın, rahat ve huzurlu bir ortamın içinde bulunmanın adresi olarak sohbetlerini devam ettiriyor.

Cuma akşamları yapılan şiir sohbetlerinde edebiyatın değişik sahalarında gezintiler yapılarak sohbetin mecrası akar gider. Aslında birinin okuduğu bir şiir, başka birinin rastlantısal yaşadığı veya okuyup yazdıkları ile ilgili bir girizgâh ile açılan konu, bir başkasının onu destekleyen bilgi, görgü ya da hayatından bir sayfa, kısa bir anı ile onu destekler mahiyette sürüp gider. Bu gidişte unutulmayan bir tek şey vardır; şiir…

Haftanın konusu tazimattan bu yana Türk şiir serüveni ve bu serüven içinde şairler, şairlerin birbirlerine karşı takındığı tavırlar ve günümüz çağdaş şiirine yelken açanlardan bahsedildi. Güzel ve tatlı bir sohbetin uzantısında gördük ki, edep içerisinde, edebiyata gönül verilerek şiirlerine derin mana yükleyenler, hoşgörü merdivenini kurup peşinden gelenlere de zemin hazırlayanlar, bilgisini, görgüsünü eserlerinde uygulayarak güzel ve iyi örnek olanlar,  hem sevgi ve saygının engin deryasında üzüp, hem de hoşgörünün Türk edebi ve ebedi ruhuna ansıtanlar dile, anlayışa, insan ilişkilerine ve toplum ruhuna büyük katkılar sunarlar ve adlarını unutulmazlar listesine yazdırırlar. Bu insanlar her dönemde kendini kabul ettirip her dönemde yeniden gündeme gelerek ileriye dönük bir yol ve çığır açarken bir yandan da her dem adını ve eserlerini yaşatmaya devam ederler. Bunun pek çok örnekleri vardır.

 

“Bir kez gönül yıktın ise,

Bu kıldığın namaz değil.

Yetmiş iki millet dahi,

Elin, yüzün yumaz değil.”

 

Diyen Yunus’un şiar edindiği yol ile örtüşen edep ve edebiyat arasında kurulan bağ arasında şüphesiz gel gitler vardır. Bu gel gitler arasında iyi ve güzele yönelen herkese açık bir kap olarak Çayasad Sohbetleri devam ediyor. Görmeden, bilmeden ve tanımadan fikir yürütenler olduğu bilincindeyiz ve “kişi, bilmediği ve tanımadığı şeylerden korkar” hükmünce davrananların korkmasına ve laf üretmesine gerek yoktur. Bu kapı herkese açıktır ve Mevlana’nın deyimi ile “kim olursan ol gel” anlayışı ile hareket etmektedir.

 

“Ben gelmedim dâvâ için

 Benim işim sevi için

 Gönüller dost evidir

 Gönüller yapmağa gelim”

 

Diyen Yunus örneğinde olduğu gibi, gönül dostlarının dostluğunda açık bir kapıdır ve gelene her zaman açık ve de en önemlisi hep hoş görülüdür.

Çoktandır Çayasad’dan uzak kalan bazı arkadaşlarımız var. Her ne kadar zaman zaman bazı arkadaşlar bu şairlerin şiirlerini dinletilerde olsun, sohbetlerde olsun gündeme getirse de yine de biz burada bunların şiirlerine de yer vermeye çalışacağız. İşte onlardan birsi İlknur Han ve şiir kitabına da adını veren, dillerde dolaşan güzel şiiri Geç Kaldın:

 

Sevmek zamanı geçince geldin,

Dalımda çiçekler açınca geldin,

Kavak yelleri eserken değil,

Saçıma aklar dolunca geldin.

                                   Geç kaldın.

 

Sevmelerim hatıra olunca geldin,

Yüreğime hüzünler çökünce geldim,

Bahçelerim yeşiller giyerken değil,

Mevsimler güze dönünce geldin.

                                   Geç kaldın.

 

Dağları duman sarınca geldin,

Yolarımız çıkmaz olunca geldin,

Derelerden coşup akarken değil,

Gözyaşlarımda kururken geldin.

                                   Geç kaldın.

 

Gündüzlerim geceye dönünce geldin,

Gözlerimde yıldızlar sönünce geldin,

İçimde ateşler yanarken değil,

Ocağım küle dönünce geldin.

                                   Geç kaldın.

 

En senli hayaller bitince geldin,

Gençliğim elimden uçunca geldin,

Sevdayı çekme zamanı değil,

Sevmeye muhtaç olunca geldin.

                                   Geç kaldın.