Dunlop

Kapattım gözümü gittim o yıllara

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir elim geçmişte kalmış, bir elim geleceğe uzanmış. Bense tam şuradayım. Şimdi ki zaman. Şimdi ki zamanın gerçekleri.

Şu anda,  şu güzelim bahar akşamında hatırlanacak şey mi bu zihnimi zorlayan, gözlerime üşüşüveren onca şey.

Kitaplığı düzenlerken eski bir kitabın sayfaları arasından bana el sallayan” maarif takvimi” sayfası.

Pek severdik bu takvimi alıp duvara asmayı. Yeni yılla birlikte yeni bir umutla asılırdı yeni yerine. Her güne bir umut beslerdik demek ki. O günün sözünü okur kendimize paylar çıkarırdık. Üstünde küçük bir de dörtlük olurdu. Bundan da kendimize fal çıkarırdık. Küçücük dünyamıza büyük umutlar yüklenirdi çoğu zaman.

Tarihe bakılırsa on beş yaşındayım. Kapattım gözümü gittim o yıllara. Liseye geçmiş olmalıyım. O çocukluk hallerim usulca terk etmiş beni, zarif bir genç kızlık, bir ağırlık oturmuş üzerime ama yine de çocukluğu hatırlatan haller terk etmemiş henüz  beni. Arada koşar adımlar, yüksek sesle konuşmalar, tez canlı haller biraz da bundan( hoş o tez canlılık şu yaşımda bile beni terk etmedi ama neyse.)

Genelde nasıldım? diye sordum kendime. Beliren duygu; “ Mutluluk” Mutlu olmak için çok şeye ihtiyaç yoktu bizim için. Mutsuz edecek şeyler olmasın yeterdi. Türlü kahvelerin satıldığı kafeler yoktu belki ama sıcacık sofraların sıcak sohbetleri hiç bırakmadı bizi. Vita tenekelerinde yetişen sardunyaların olduğu evlerin sıcaklığını  arayışım belki de bundandır. Dinlediğimiz her şarkı bizi hatırlatırdı satır aralarında. Şimdilerde müzik diye çalınan gürültüyü haz edemeyişim de bundan. Geniş zamanların çocukları idik. Acelemiz yoktu, bu yüzden dinlemeyi de bildik her zaman. Dinlediğimiz her sesle birlikte insan kıymeti de bildik illaki ama bir cümleyle harcanan dostluklara hala aklımız ermedi yıllar geçti de. Biz büyüdükçe akıllanmadık o yüzden. Kaldık o temiz yılların bir köşesinde. Bizim gibi olanları bulma gayretimize de şaşırarak.

Ya şimdi..

Çok acelemiz var. Görecek, düşünecek, üzülecek vaktimiz, halimiz kalmamış. Hayat çok kolay. Sanal yaşanıyor çoğu şey. Bir tuşa bakıyor insanları hayatınızdan silip atmanız. Engelliyorsunuz çıkıyor hayatınızdan. Hemen yenileri dolduruyor en renklisinden. Diyorum ya üzülecek vakit yok. Maratonun en hızlı koşucularındanız. Duygusuz bir çağın son arta kalanları. Bu yüzden de dertlenmelerimiz bitmez bizim. Yorgunluğumuzsa hiç; çünkü gönül yorgunluklarımız çok bizim.

Sardunyalarımız daha şık mekanlarda artık. Evlerimiz ışıl ışıl. Nasıl oldu bilemeden dışımız parladıkça içimizin ışığını kaybettik. O yüzden sevgisiz birazda bu çağın insanları. Baktığını görmüyor, duyduğunu işitmiyor. Üzülmüyor çokça. Acı hissetmiyor aç kalan çocuklara, dünyanın bir ucunda ki savaşlara. Üzülmüyor kırdığı kalplere, harcanmış emeklere.. Yola devam, çünkü çok işi var.

Öbür kolumsa uzanmış geleceğe. Umut etmek istiyor her şeyin güzel olacağına. İnsanlığın sadece cümle içinde kullanılmayacağına. Vefanın sadece bir semt adı olarak kalmayacağına, Sevginin bir sıfat olarak öğretilmeden yaşanacağına..

Tuttuğu eli bırakmayacak kadar yüce gönüllü insanlarla dolu, sevgi dolu yarınlara..