Vali Ayaz, “Yeniçağ, yeni problemleri de beraberinde getirdi”

Çankırı Karatekin Üniversitesi Darülhadis İslam Araştırmaları Merkezi tarafından “Sosyal Medya Kullanımı” çalıştayı düzenlendi.

Uluyazı Kampüsü Hukuk Fakültesi Konferans Salonunda yapılan programa Vali Abdullah Ayaz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Uğur Bay, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. İhsan Çapcıoğlu, kurum müdürleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Darülhadis İslam Araştırmaları Merkezi Müdürü Dr. Muhammet Ali Asar açılış konuşması yaptı.

Ardından programda konuşma yapan Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, “Rektör olarak atandığımızdan beri özellikle vurgulamışımdır, Darülhadis İslam Araştırmaları Medresesi Çankırı Karatekin Üniversitesi için en önemli birimlerin başında gelmekte. Bu nedenle her türlü etkinlikleri, her türlü faaliyetleri rektörlüğümüzce sınırsız bir şekilde desteklenecektir.” dedi.

Rektör Çiftçi, Darülhadisin öneminden bahsederek, “Darülhadis insan hayatını, toplumun düzenini, hukuktan fıkıha kadar her türlü yönetim şeklini ifade eden bizim hadislerimizdir. Bu nedenle hadis okulunun çıktıları aynı zamanda toplumun her kesimini ilgilendiren, toplumu aynı şekilde istenilen fayda doğrultusunda yönlendiren bir okul olarak görmekteyiz.” diye konuştu.

Günümüzde bilginin teknolojiye dönüştüğünü ifade eden Rektör Çiftçi, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün geldiğimiz süre zarfında elbette sürekli teknoloji gelişmekte, bilgi üretilmekte, bilgi teknolojiye dönüşmekte. Biz medeniyetimizin en önemli hususiyeti erdemli bilgi üretme ve bunu da teknolojiye dönüştürmektir. Bu nedenle günümüzde teknolojik gelişmelerin doruğa ulaştığı bir dönemde özellikle her şeyin dijitalleştiği bir ortamda sosyal medya ile ilgili hassasiyetle ilgili güzel bir çalışma yapıldı, konular belirlendi. İnşallah bunların çıktıları da başta ülkemiz olmak üzere dünyada birçok ilgili olan yerlere fayda sağlayacağına inanıyoruz.

Bilgiyi üretiyoruz, teknolojiye dönüştürüyoruz. Tabi bir de bilginin en önemlisinden bahsetmiştik, topluma fayda sağlayan insana katkı sağlayan insanın gelişimine kamil manada olumlu yetişmesine katkı sağlayan bir bilgiden bahsediyoruz. Özellikle 1990’lı yıllardan sonra başlayan yeni bir teknolojik devrim diyebileceğimiz internetle yüz yüze geldik. Bilginin, bilgiye ulaşmanın son derece ucuz olduğu bir ortamda erdemli doğru ve gerçek bilgiye ulaşmanın önemi çok büyük önem arz etmekte. Bu noktada özellikle sosyal medyada ortaya çıkan bilgilerin doğru olup olmama noktasında tereddütler yaşanmakta. Bir olgu bir de algı meselesi var. Meselinin olgu üzerinden değil de algı üzerinden gittiği zaman özellikle provakatif eylemler de dahil birçok istenmeyen duruma vesile olmuş oluyor. O yüzden insanların gelişiminden, toplumların gelişiminden, yeni sosyal statülerin oluşumundan, yeni ticari alanların, yeni güvenlik alanların ortaya çıkmasından, bütün bu alanlara etki edecek bir yapıdan bahsediyoruz. Sosyal medya. Dolayısıyla sosyal medyayla ilgili birçok devlet hassasiyetlerini ortaya koydu. İlgili kanunlarla, yönetmeliklerle bunu mevzuat çerçevesinde çözmeye çalışmakta. Yeni çıkan bir alan olduğu için bununla ilgili çalışmalar da her geçen gün artmakta. Özellikle ülkemizde de bununla ilgili gerekli hassasiyetler gösterilmekte, dile getirilmekte. Bu nokta özellikle sosyal medyanın başta gençler olmak üzere onları yetişmesinde, gelişmesinde zihinlerinde ve gönüllerinde izler bırakmasında biz bu sosyal medyanın etkilerini tartışmak mecburiyetindeyiz. Sosyal medyanın kuşatmışlığı altında suyun gidişatına göre kendini kaptıran nesiller değil, amaçlar ve idealler doğrultusunda bir nesil inşa etmek her zamankinden daha mecbur olmuştur.”

Yeniçağın problemleri de beraberinde getirdiğini dile getiren Vali Abdullah Ayaz ise, “Yeniçağ, yeni problemleri de beraberinde getirdi. Getirdiği birçok avantajın yanında belki günümüzdeki artık bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı, değişimin çok hızlandığı dünyanın, dünyadaki bilimin değişimine belki tam olarak ayak uyduramadığımız, takip edemediğimiz bir dönemde aynı zamanda aslında yalan yanlış eksik veya kasıtlı haberlerin özellikle sosyal medyadaki dolaşımıyla da bir taraftan mücadele etmeye çalışıyoruz. Ancak bu çok asimetrik bir savaş oluyor. Çünkü yapılan mücadelede gerçekten bu tür dezenformasyonlara karşı koymak çok kolay değil. Onun için önümüzdeki süreçte muhakkak ki sosyal medyanın kullanımı, sosyal medyada dolaşıma sokulan haberler bunların yaratacağı etkiler, sonuçlar, bunlarla yapılacak olan mücadele gündemimizi işgal etmeye devam edecek.” açıklamasında bulundu.

Vali Ayaz, koronavirüs pandemisi döneminde sosyal medyada çok fazla yanlış haberlerin yer aldığını vurgulayarak, “ Ben genç neslin bizlere göre daha analitik bir zekayla olaylara yaklaşmasını daha sorgulayıcı olmasını çok olumlu bulduğumu ifade etmek istiyorum. Son 1,5 yıldır valiliğe atandığı günden beri salgın süreciyle uğraşmakta onu yönetmekte olan bir yönetici olarak şunu ifade etmek istiyorum ki belki bu süreçte en çok zorlandığımız, hem salgındaki hastalık sürecinde hem özellikle aşılama kampanyası başladıktan sonraki en büyük mücadele ettiğimiz, en çok zorlandığımız mesele sosyal medyada, sosyal medya platformlarında, gruplarda, aşıyla, salgınla hastalıkla ilgili anlatılan hikayeler oldu maalesef. Bunun sonucunda birçok vatandaşımızın zaman zaman tedaviyi reddettiğine, zaman zaman aşıyı reddettiğine üzülerek şahit olduk. Bunun sonucunda hayatını kaybettiğine, yoğun bakımlık olduğuna, entübe olduğuna şahit olduğumuz vatandaşlarımız da oldu. Bu aslında sosyal medyada ortaya konan bir haber ya da bir bilgi ya da bir dedikodunun aslında nelere sebep olabileceğinin en önemli göstergelerinden biri. Ancak sosyal medya denize damlatılan bir sıvı gibi diyorum ben. Sosyal medyaya bırakılan herhangi bir haber yada mesaj. Yani denizden nasıl o bırakılan sıvıyı maddeyi ayrıştıramıyorsanız. Sosyal medyadan da maalesef o paylaşımı tekrar ayrıştıramıyorsunuz. Hukuki mücadele başlatsanız, yada siz bunu yaptığınızda artık iş işten fazlasıyla geçmiş oluyor.” dedi.

Artık sosyal medyasız hayat olmayacağını vurgulayan Ayaz, şunları kaydetti:

“Önümüzdeki süreçte de artık dünyanın sosyal medya platformları olmadan var olacağını düşünmek çok mantıklı değil. Bu akla aykırı. Önümüzdeki süreçte tabi ki amacımız hukuki olarak bunun nasıl düzeleceği olacak. İkincisi de belki özellikle sosyal medya kullanıcılarımızın sosyal medyada karşılaştıkları haberlere karşı nasıl bir yaklaşım sergileyecekleri, bunları nasıl teyit edecekleri olacaktır. Hep birlikte, çok kıymetli hocalarımızın da katkılarıyla önümüzdeki süreçte bunu sağlıklı bir şekilde yönetebiliriz. Pandemi sürecinde çok ağır maliyetlerle karşı karşıya kaldık. Hala da kalmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki süreç kötü örnekleri değil güzel örnekleri daha fazla konuşacağımız, tartışacağımız günleri hepimizin önüne getirir inşallah.”

Konuşmaların ardından Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. İhsan Çapcıoğlu, “Sosyal medya ve aile” konusunda konferans verdi.