Hükümetin hesabı bizim çarşıya uymuyor

MHP milletvekili aday adayı Ahmet Azizoğlu son açıklanan enflasyon oranlarına ilişkin yaptığı açıklamada “Enflasyon %4’ün altına düştü, diyorlar.  Hükümetin tüketim araçları farklı, bizim tüketim araçlarımız farklı. Onun için hükümetin özel enflasyonu ile bizim yaşadığımız geçim enflasyonu birbirini tutmuyor” dedi.

Azizoğlu açıklamasında şunları kaydetti: +Hükümet ‘biz sadece kendi belirlediğimiz enflasyona bakarız’ diyor. Oysa halkın satın alma gücü kalmadı. Piyasa durdu. Orta ölçekli sanayi birinci kredisini kullandı, ikincisini de bitirmek üzere. Hükümet, küresel sermayenin, satılmış bankaların, açılan devasa tüketim mağazalarının daha çok para kazanması için tedbirler alıyor. Aklına gelen ise sosyal güvenlikten, dolayı vergilerden para toplamak. Dolaylı vergileri kim ödüyor? Vatandaş! Bakın mazot, benzin fiyatlarına, hayatın gerçek enflasyonunu göreceksiniz.

Vatandaş, Belediyeler, fakir fukara fonu gibi fonlardan gelecek yardımı bekliyor. Babayiğit adam, eli ayağı tutuyor, gücü kuvveti yerinde, eline kabı almış, yanında torbası aş, ekmek kuyruğuna girmiş, avuç açıyor.

Memleketin tası tarağı, öküzü eşeği, malı davarı satılmış; bir baş acı soğan, bir lokma ekmeğe muhtaç edilmiş.

 

Fenerbahçe şampiyon olacak, vatandaş ekran başında, %70’i işsiz 19-28 yaş arası hanımlar, beyler pembe TV programlarını izliyor.

Borç, eşek yükünü geçmiş, elde olan heybeyi doldurmuyor. Buna rağmen gülünüyor, nutuklar atılıyor, palavralar sıkılıyorlar.

İyimser olan entel hocalar, kötümser olduklarını beyan ediyorlar. Eski bakan, eğer gerçekleri söylemek felaket tellallığı ise “Ben borcun,  elde olanın iki katı olduğunu, bunun böyle gitmeyeceğini söylüyorum” diyor. Bahane hazır, “Hain, yediği ekmeği bilmiyor” denilip geçiliyor.

Vatandaş, yabancılaştırılmış bankalara 20-30-50-70 yıllığına borçlandırıldı. Elimize verilen kredi kartlarıyla; büyük reklamlarla açılan ya da açıldıktan sonra yabancılara günü kurtarmak için para babaları tarafından satılan tüketim mağazalarından alış verişe teşvik edilerek olanında elden çıkması sağlanıyor.     Geriye cinnet geçiren memur, işçi, asgari ücretli, işsiz, köylü, özellikle de vardan yoksa düşen orta ve küçük ölçekli esnaf kalıyor.

 

Bugünlerde bakın etrafınıza bu gerçekleri göreceksiniz ya da yaşıyorsunuz. Peki hala neden gerçekler, vatandaştan gizleniyor ya da neden gündem geçim değil de ipe sapa gelmez, ceviz kabuğunu doldurmayacak olaylara kaydırılıyor.

Dahası neden beceriksizliğin, basiretsizliğin, yolsuzluğun, yoksulluğun, borçlanmanın, vergi toplayamamanın, prim alamamanın cezasını; düzenli vergi ödeyen, primi maaşından otomatik kesilen, hükümetin yüklediği her türlü dolaylı vergiyi kayıtsız şartsız ödeyen halk çekiyor.

Devlet Küçülmüş, vatandaşlar büyümüşler. Varsın büyüsünler, sağlıklı büyüyen her şeyin faydası olur. Bugün değilse, yarın mutlaka olur. Büyüyen aile bizden olsun. Büyüdüğü ortamı, yerini, milletini unutmazlar.

35 milyarderimizle Avrupa’da üçüncü olmuşuz. Allah daha çok versin. Bizim ülkemizden daha çok zengin çıksın. Adları da dolar değil de Türk Lirası zengini olsun.

Ama nimeti de külfeti de ortak paylaşalım. Enflasyonun yükünü hep fakir fukara çekmesin. Fakir fukaranın sosyal güvenliğine, asgari ücretine, üç kuruş maaşına dil uzatmasınlar.

Zenginlerimiz ellerinde olanları satıp dolar yapmasınlar. Milyar dolarını yabancılarla paylaşmasınlar. Ülkemizde kalıcı yatırıma dönüştürsünler. Vatandaşların çalışacağı iş imkanı sağlasınlar, insanlarımıza geçinecek ücret versinler. Küçük ve orta ölçekli sanayicimizi, tüccarımızı da düşünsünler. Hepsini biz kazanalım demesinler. Bıraksınlar da bakkallar, manavlar, kırtasiyeciler, terziler, kunduracılar da yaşasın. Onlar da evlerine ekmek götürsünler. Onların çocukları da hiç değilse; babamız 1000