Dunlop
featured

Abdurrahim Karakoç Vefatının 10’uncu Sene-i Devriyesinde ÇAKÜ’de Anıldı

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ünlü şair, düşünür ve halk ozanı Abdurrahim Karakoç, vefatının 10’uncu sene-i devriyesinde, “Üstat Abdurrahim Karakoç’u Anma Programı” ile Çankırı Karatekin Üniversitesinde (ÇAKÜ) anıldı. Karakoç’un pek çok eserini besteleyip eserlerine taşıyarak farklı bir boyut kazandıran ünlü sanatçı Hasan Sağındık ve beraberinde sanatçı Gürbüz Gözüm’ün katıldığı programda Sağındık, verdiği konser ile Karakoç’un dizelerini dinleyicilerle buluştururken Karakoç’un kişiliği, fikir dünyası ve kendisi ile olan anılarını da izleyicilere anlattı.

ÇAKÜ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığının (SKS) organize ettiği programa; Çankırı Valisi Abdullah Ayaz, Çankırı Cumhuriyet Başsavcısı Oğuz Şükrü Ener, Ağır Ceza Reisi Uğur Bay, ÇAKÜ Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, Çankırı İl Jandarma Komutanı J. Alb. Yusuf Mutlu Genç, ÇAKÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Erdem ve Prof. Dr. Hüseyin Odabaş; il müdürleri, siyasi temsilciler, sendika temsilcileri, öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.

ÇAKÜ Uluyazı Kampüsü Hukuk Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen program, Abdurrahim Karakoç’un biyografisinin ve bazı mısralarının yer aldığı sinevizyon gösterimi ile başladı. Gösterimin ardından programın açılış konuşmasını yapan Rektör Çiftçi, Karakoç’un Türk edebiyatının en önemli temsilcilerinden biri olduğunu belirterek konuşmasına başladı. “Kelama can veren şairler zümresinden olan bu büyük şahsiyetin kaleminden çıkan her kelime, okuyucusunun belleğinde taze bir can bulmuş ve dokunduğu her kalbi değiştirip dönüştürmeye muvaffak olmuştur.” diyerek Karakoç’un eserlerindeki gücü ve okuyucuda bıraktığı etkiyi dile getiren Çiftçi, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Kelimelerin bu fevkalade gücü esasen tüm insanlar için geçerlidir. Gündelik hayatta dilimizden dökülen her kelime, muhatabının ruhunda ve gönül dünyasında, iyi veya kötü yönde muhakkak bir değişime ve dönüşüme sebep olmaktadır. Öyle ki insanın muhatap olduğu bir kelamdan önceki hâliyle sonraki hâlinin, aynı kalması mümkün değildir. Sıradan bir insanın, sıradan bir günde ağzından çıkan sözcükler dahi muhataplarının manevi âlemlerinde müspet yahut menfi istikamette bir değişime sebep oluyorsa kalpleri Allah’ın hazineleri olan şairlerin dilinden dökülen sözcüklerin, maşeri vicdanda nasıl bir tesir bıraktığını tahmin etmek güç olmasa gerektir.”

Karakoç’un şiirlerinin yeniden ve tekrar tekrar dile getirilmesinin gerekliliği üzerinde de duran Çiftçi:

“Kelama can veren şairler zümresinden olan Abdurrahim Karakoç’un bu bağlamda muhatabı olduğu memleket evladının ruhunda müspet manada nasıl bir değişime sebep olduğunu söylemek kuşkusuz malumun ilamı olacaktır. Ancak şöhreti, şanı bir tarafa koyup ömrünü nizam-ı âleme adayan, Türkçe sevdalanıp İslamca yanan ve susmayı milletinden helallik istemeye engel sayan bu dava adamının şiirlerini yeniden ve daha güçlü bir sesle haykırmanın her vatanperver için zevkle ifa edilecek bir vazife olduğu kanaatindeyim.”

Konuşmasında, Karakoç’un “Meylim ne şöhrete ne saltanata; Hak için sarıldım ben bu sanata” dizlerini aktaran Rektör Çiftçi, Karakoç’un kaleme aldığı şiirlerde, kelimelere paha biçilemez manalar yüklediğini ve onları ruhsuz bir ses yığını olmaktan çıkarıp duyguları ifade eden bir hale büründürdüğünü söyledi. Yine Karakoç’un bir diğer sözü olan “Zulüm Azrail olsa, hep Hak’kı tutacağım / Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir” sözünü söyleyen Rektör Çiftçi, Karakoç’un böyle bir sözü söyleyebilecek derecede yürekliliğe sahip serdengeçti bir dava adamı olduğunu ve bir doğrunun imanının, bin eğriyi düzeltmeye yeteceğine inanan biri olduğunu vurguladı.

Karakoç’un ömrünü nizam-ı âleme adadığını da belirten Rektör Çiftçi, bu anlamda Karakoç’un “Yemin” şiirine bakılınca Müslüman-Türk evladına çizdiği ufku ve verdiği şuuru görmenin mümkün olduğunu ifade ederek “İçimde İslâm’ın ince manası, Önümde Türklüğün soylu davası…” dizeleriyle başlayan Yemin şiirini okudu.

Karakoç’un sanatındaki inceliklere de konuşmasında değinen Çiftçi “Karakoç’un gönül tezgâhında ilmek ilmek dokuduğu şiirleri, bizlerin belleğine nakış nakış işlenmiştir. Onun tezgâhındaki ipliklerin çözgüsü de aşk olmuştur. Onun kaleminden çok az sayıda faniye nasip olacak bir samimiyetle ve sehl-i mümteni hâlinde yazılan mısralar, kalbimizin yaprağına; dilimizde kördüğüm olan acıları, ıstırapları, umutları ve hayalleri ilmek ilmek işlemiştir.” dedi.

“Çoğumuz, onun deyişiyle ‘baştan sona tamamı bir kördüğüm’ olan aşkımızı, onun kalemiyle çözmeye çabaladık” sözleriyle konuşmasına devam eden Çiftçi, Karakoç’un bestesi de yapılan, dillerden dile dolaşan ve gönüllere taht kurmuş ünlü şiiri “Mihriban”ı okudu ve Abdurrahim Karakoç’un bu şiirdeki mısraları için şu ifadeleri kullandı:

“Karakoç’un bu mısralarıyla; haykırdık sevdamızı, gecenin zifiri karanlıklarında… Kim bilir, lambada titreyen bir alev gibi tenha bir köşede üşümüş, ‘zamanı kelep kelep eriten’ kaç âşığın dilinde ‘Unutmak kolay mı deme! / Unutursun Mihriban’ım / Oğlun, kızın olsun hele / Unutursun Mihriban’ım’ dizeleri vardı.”

Daha duru, daha içten ve etkileyici ifade etmek mümkün olmadığından

Anadolu insanının; sevdası, umudu, hayalleri, acısı, hüznü gibi pek çok özelliğinin Karakoç’un dizlerinde hissetmenin mümkün olduğunu dile getiren Rektör Çiftçi, bunlardan biri olan ve Anadolu insanının ömrünü tüketen davaları ve bürokratik yapıyı anlatan “Hâkim Bey” şiirini okudu. Karakoç’un Anadolu insanın duygularına tercüman olan bir başka eseri olan “İsyanlı Sükût” şiirinin dizelerine de konuşmasında yer veren Çiftçi, Karakoç’un bu dizelerinde halkın “bürokratik oligarşi” karşısındaki zavallılığını ve çaresizliğini oldukça etkileyici ve can yakıcı bir şekilde gözler önüne serdiğini söyleyerek “Karakoç, bu şiirinde Anadolu insanının makamdaki zavallı hâlini aktardığı kadar, bizlere nasıl bir makam sahibi olmamız gerektiğini de anlatır. Eskilerin ifadesiyle “şerefü’l-mekân bi’l-mekîn” olmayı yani emanetçisi olduğumuz makamlara şeref verecek düzeyde bir şahsiyet sahibi olmamızı hatırlatır.” dedi.

Abdurrahim Karakoç hakkında konuşulacak ve bu programa sığmayacak kadar birçok şeyin olduğunu  ve ifade eden Rektör Çiftçi “Sözlerimi daha fazla uzatmadan, Anadolu irfanını en saf hâliyle hece hece kalbimize taşıyan merhum şairimizin dua mahiyetindeki ‘Beşeriz, şaşarız sen şaşırtma bizi – Gurur, kibir verip de şişirme bizi – Nefsimizin peşine düşürme bizi – İlim ver, irfan ver sanat ver ya Rabbi’ mısralarıyla noktalamak isterim.” dedi.

Programda emeği geçenlere teşekkür eden Rektör Harun Çiftçi, “Karakoç’la aynı davayı omuzlayan ve onun pek çok şiirini besteleyip icra eden sevgili Hasan Sağındık beyefendiye teşekkür ediyorum.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Rektör Harun Çiftçi’nin anlamlı açılış konuşmasının ardından; Rektör Çiftçi “Sen Varsın”, ÇAYASAD (Çankırı Yazarlar ve Sanatçılar Derneği) Başkan Yardımcısı Yüksel Arslan “5. Mevsim”, Rektör Yardımcısı Hüseyin Odabaş “Dün Gece”, ÇAKÜ İletişim Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Salih Sarıcaoğlu “Yemin”, Genel Sekreter Yardımcısı Ünal Hendek “Beni de Çağır”, ÇAKÜ SKS Daire Başkanı Murat Yıldırım “Tut Ellerimden” ve Vali Abdullah Ayaz ise Abdurrahim Karakoç’un “İncitme” şiirleri seslendirildiği program, şiir okumalarının ardından Hasan Sağındık  konseri ile devam etti.

Programa katılımlarından dolayı Vali Abdullah Ayaz tarafından Hasan Sağındık’a, Başsavcı Oğuz Şükrü Ener tarafından ise Gürbüz Gözüm’e teşekkür plaketi takdim edilmesiyle son buldu.

Programın akabinde, Hasan Sağındık’a Çankırı Kaya Tuzu Lambası hediye eden Rektör Çiftçi, Sağındık’a katılımlarından ve verdiği konserden ötürü ÇAKÜ ailesi adına teşekkür ettiğini ifade etti.