“Nobel’e aday bir eser”

  Çankırı Yazarlar ve Sanatçılar Derneği (ÇAYASAD) tarafından organize edilen Yitik Şehrin Romanı Hamuşan’ın değerlendirmesi tarihi Çamaşırhane’de yapıldı. Doç. Dr. Mümtaz Sarıçiçek, Yrd. Doç. Dr. Halil Çetin ve Yrd. Doç. Dr. Hakkı Kalaycı’nın katıldığı değerlendirme toplantısının başkanlığını araştırmacı yazar Yüksel Arslan yaptı.

Bu sene 3 bayramı art arda kutlayacaklarını belirten araştırmacı yazar Yüksel Arslan, “Kurban Bayramı, Cumhuriyet Bayramı ve sonrasında ÇAYASAD Kültür ve Sanat festivalini gerçekleştireceğiz. 1-3 Kasım tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz festival çerçevesinde şehrin değişik noktalarında aktiviteler yapacağız. ÇAYASAD kültür ve sanat etkinlikleri çerçevesinde bugün Ahmet Mecbur Efendi ve Hamuşan romanını ele alacağız” dedi.

Gerçekleştirilen program çerçevesinde Arslan, Ahmet Mecbur Efendi’nin hayatı hakkında konuklara bilgiler verdi ve daha sonra Yitik Şehrin Romanı Hamuşan hakkında Doç. Dr. Mümtaz Sarıçiçek söz aldı. Romanın kültürel ve eğitim alanındaki yönü hakkında bilgiler veren Sarıçiçek, romanın postmodern bir roman olduğunu aktardı.  Çankırı’nın ruhunun Hamuşan’da gizli olduğunu da açıklayan Sarıçiçek, “Yazılan bu eserin Nobel ödülü alan eserlerden kesinlikle bir farkı yok. Romanda bahsedildiği gibi Nobel’e aday bir eser ortaya çıkmış” dedi.

Romanın kent tarihi ve tarihe katkısı hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Halil Çetin ise “Beni Çankırı’ya bağlayan Çankırı insanı ve Çankırı tarihidir” dedi. Romanda özellikle kent tarihine yönelik oldukça geniş bilgiler yer aldığına da değinen Çetin, “Tarih masa başında yazılmaz, sahaya inmek şart. Arkadaşlarımız sahaya inmekle kalmamış, tarihe dayalı en ince konulara kadar araştırma yapmış” dedi

Romanı sosyolojik ve kültürel manada değerlendiren Yrd. Doç. Dr. Hakkı Kalaycı ise, Çamaşırhaneye gelen konuklara romanda konu edilen önemli noktalara değindi. Çocukların geçmiş dönemlerde suda yüzen bir çöpten bile mutlu olduklarını aktaran Kalaycı, “Şu anda çocuklarımız bilgisayara mahkum olmuş durumda. Çocuklarınızla mutlaka oyun oynayın ve ilgilenin. Onlarla oynayın ki onlar da kendi çocukları ile vakit geçirsin. Onca imkan ve imtiyaza rağmen çocuklarımız şu anda mutlu olmuyor ve çocuklarımızın her dediğini yapıyoruz, onlara göre program yapıyoruz. Bunda bir nebze eğitim sisteminin rolü de var. Yani çocuklarımız artık testmatik oldu” dedi.

Romanın tam bir tarih hazinesi olduğunu da aktaran Kalaycı, “Sokakları caddeleri bire bir yaşıyoruz. Mahalle bakkalını öğreniyoruz. Günümüzde artık hipermarketler var. Bakkallar artık yok olmak üzere. Bunun böyle olmaması lazım. Mahalle bakkallarının da kazanması lazım. Tam bir tüketim toplumu olduk. ABD’de ne çıksa anında burada da satılıyor. Ayrıyetten bir şeye daha değineceğim. Mahalle ve sokak isimlerinin değiştirilmesi son derece yanlış. Romanda adı geçen mahalle ve sokaklar ne yazık ki günümüzde yok. Mahalle isimlerini değiştirmek demek kimlik kaybı demektir” dedi.