Türk tarihinde ‘Destanlar’

Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı (TÜRKAV) Çankırı İl Başkanlığı bu haftaki sohbet toplantısında Türk Destanlarını konuşmak üzere Çankırı Karatekin Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Abdulselam Arvas’ı konuk etti.

TÜRKAV Başkanı İsa Bölükbaşı; “Türk milletinin yaşantısında gerek dini motiflerin, gerekse kahramanlıkların işlendiği destanların önemli bir yer teşkil ettiği görülmektedir. Fakat nedense bu destanlar Türk milletinin önüne ne bir film, ne de bir çizgi film olarak hazırlanıp konulmamıştır. Bizler de TÜRKAV olarak bu destanları gündeme taşımak, bu destanların önemini konuşmak, tartışmak ve kamuoyuyla paylaşmak üzere Sayın Arvas Hocamızı konuk ettik. Türk destanlarının geneli tarihi köklerimizden gelmektedir. Destanların Kahramanları ve olayların gerçekleştiği bölge Ortaasya ve civarını kapsadığı için Hocamızda bu bölgede uzunca süre kaldığından dolayı bize anlatacakların çok önemli olduğunu düşünerek sözü hocamıza bırakıyorum” dedi.

Çankırı küçük bir yer diye biliniyor fakat küçük olarak biliniyor olmasına rağmen edebi ve sanatsal açılardan oldukça aktif bir il. Halkı örfüne bağlı bilgili, kültürlü insanlar ben böyle görüyorum onun için geldiğim zaman hiç yabancılık çekmedim sanki kendi vilayetimdeyim gibiyim” diyerek konuşmasına başlayan . Doç. Dr. Abdulselam Arvas, “Ben üç yıla yakın Kırgızistan’da çalıştım. Her ne kadar Azeriler, Kırgızlar, Kazaklar, Türkmenler bizim soydaşlarımızdır diyoruz ve öyledir, onlarda bizlere öyle bakmalarına rağmen insanın kendi vatanı, kendi toprağı bir başka oluyor siz bunu ancak bu güzelim ülkenin sınırları dışına çıktığınız zaman anlıyorsunuz diyerek sözü esas konumuz olan Türk destanlarına getirmek istiyorum” dedi.

“Anlatacaklarımız biraz akademik olacak, bazen da bu çerçevenin dışına çıkarak sohbet şeklinde konuşarak sohbetimizi bitireceğiz. Fakat biz önce destan nedir bununla başlayalım bu kavram üzerinde duralım” diyen Arvas, “Çok değişik sözlüklerde destan kavramı masal, hikâye, efsane, darbımesel, mesel vs. kelimelerle ifade edilmiştir. Bunlar destan kelimesinin daha çok sözlük anlamlarını kapsamaktadır. Fakat Türk edebiyatında destan denildiği zaman bu bir kavramdır ve bu kavramın da iki önemli cephesi vardır. Birincisi çok uzun boylu söylenen kimi zaman manzum mensur karışık, kimi zaman sadece manzum, kimi zaman sadece mensur olan uzun süren anlatılar anlamına geliyor ve bu anlatılarda daha çok kahramanlık mevzusu ön plana çıkıyor. Bu tür anlatılarda vatanı koruma, vatan sevgisi dile gelmektedir. İkinci cephesi; Türk edebiyatın da yine destanın Âşık tarzı için kullanılan bir terimdir. Âşıkların söylediği bir şiir türüdür. Fakat bunlar kahramanlık, vatan koruma tarzın da ürünler değildir.

Birde kelimenin köken olarak nereden geldiğine bakacak olursak destan Farsça bir kelimedir, Farsçadan Türk edebiyatına geçmiştir.

Destan denilince bütün dünyadaki diğer milletlerin destanlarını bir araya getirirseniz, terazinin bir kefesine koyarsanız. Diğer tarafa da sadece Türk destanlarını koyarsanız Türk destanları daha ağır basacaktır ve o kadar çok destanımız vardır. Bu destanlar aklımıza geldi söyleyelim anlatalım türünden de değildir, tarihimizle çok sıkı bağlantıları vardır. Bu destanlarımızın birçoğu da Türk boyları arasındaki kavgalar sonucu ortaya çıkmıştır. Fakat sadece bu boylar arsında yapılan mücadeleler sonucun da ortaya çıkmış destanlarımız yoktur. Kadim düşman diyebileceğimiz özellikle Çinlilerle yapılan savaşlar neticesinde ortaya çıkan destanlar vardır. Yine kadim düşman Farslar, yani Perslerle yapılan mücadeleler sonun da ortaya çıkmış Destanlarımız vardır. Örneğin Alper Tunga veyahut Alper Tonga, Tonga Tegin ismini oradan biliyoruz ve orda Perslerle olan mücadelesinden bahsediliyor.

Özellikle hepimizin bildiği Oğuz Kağan Destanı; Oğuz Kağan Destanının bir islam öncesi rivayeti vardır, bir de Türklerin İslamiyet’i kabul ettikten sonra kayda geçeni vardır. İkisinin arasında çok büyük farklılıklar olmasa da yeni dinin İslam’ın kabul edilmesinden sonra bazı değişiklere uğradığı görülmektedir. Orda Oğuz Kağan’ın Cihan Şümul bir düşüncesi vardır. O da tıpkı İskender, Zülkarney gibi ve ondan önceki Fatihler gibi bütün dünyaya hükmetmek isteği vardır. Bunu niçin istiyor işte İslami rivayette; Nizamı Âlem için ki esas itibariyle Türklerde bu fetihlerin bir cephesi de bu tarafa bakar yani, dünyanın nizamı, düzeni için böyle fetihlere girişiliyor. Hat da ilginçtir Atilla’dan sonra Cengiz Han Moğol İmparatorluğu fetihlere başladığı zaman Moğolların yayıldığı bütün alanlar da barış ve huzurun gelmesi ve herkese adaletli bir şekilde davranılması söz konusudur. Sonuçta Moğollar da Türk’tür, nitekim Cengiz Hanın boyunun kökeninin Börteçine’ye dayandığı, Börteçine’nin de Baybars diye başka bir boyla ilişkisi olduğu hat da Sultan Alparslan’ın yine bu Börteçine boyundan geldiği söylenmektedir. Dolayısıyla Alparslan Türk’tür, Cengiz Han Moğol’dur farklıdır diyemiyoruz çünkü kökenleri yine aynı noktaya geliyor.

Destanların başka bir türü kahramanlık destanları’dır. Kahramanlık destanları aile kurma, vatanı koruma ile birebir ilişkili olanlarıdır. Bunların en mühimlerinden bir tanesi Manas Destanıdır. Bu gün Kırgızlar Kırgız olduklarını, Türk olduklarını unutmamışlarsa bu destan sayesinde olmuştur. Manas Destanı Kırgızların sadece eğlenmek, boş vakitlerde birilerini dinlemek için anlatılan bir anlatı olmamıştır. Onların tarihi olmuştur, Manas Destanıyla Manasçılar Kırgızları eğitmişlerdir, tarihini, kültürünü vermiştir. Bir başka şeyi de unutmamış Manas Destanı Türklüğe çok fazla vurgu yapar. İslamiyet’i kabul ettikten sonra Müslümanlığa vurgu yapar, Müslüman Türk’ü öne çıkarır. Özbek’den bahseder, Kazak’dan bahseder, Türk’den bahseder, Rum’a gelen, Rumeli’ne gelen bu tarafa gelen Türk’den bahseder bunları korumuş ve şeceresi vardır orda. Kimin şeceresi vardır Manasın şeceresi vardır. Ama Manasın şeceresini verirken onların nerden geldiği anlatılır. Dolayısıyla diğer Türk boyları ile ilgili her türlü bilgiyi de bizlere aktarır” dedi

Soru cevap şeklinde gecenin geç saatlerine kadar devam eden sohbetten sonra TÜRKAV Başkanı İsa Bölükbaşı katılımlarından dolayı Çankırı Karatekin Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Abdulselam Arvas’a teşekkür ederek günün anısına teşekkür belgesi takdim ettiler.