Şahin’den ‘Balyoz’ açıklaması

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanvekili ve AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, Anayasa mahkemesinin balyoz davasıyla ilgili aldığı kararlara ilişkin açıklamalarda bulundu.

AK Parti Çankırı İl Danışma Meclisi Toplantısı öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulunan Şahin, Anayasa Mahkemesi’nin kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen davaya ilişkin tahliyeleri değerlendirdi.

Anayasa Mahkemesinin Yargıtay’ın üstünde bir temyiz mahkemesiymiş gibi toplumda bir algı oluştuğu yönündeki eleştirilere değinen Şahin, “Daha önceki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan müracaatlar göz önüne alındığında Anayasa Mahkemesi tarafından çok fazla bir müdahalenin olduğunu söylemek mümkün olmaz” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi’nin esasa girmeden usulden kaynaklanan bir hak ihlali varsa buna ilişkin değerlendirme yapmakla yükümlü olduğunu dile getiren Şahin, mahkemenin son dönemdeki kararlarında  biraz yetkisini aşarak esasa ilişkin bir müdahale varmış gibi toplumda algı oluştuğunu belirtti.

Şahin, şöyle konuştu:

“Balyozda, balyoza gerekçe gösterilen dijital verilerin sıhhati konusunda bir tereddüt söz konusu ve bu dijital verilerin yeterince irdelenmediğinden bahisle başvurucuların hak ihlali gerçekleştiği noktasında bir itiraz var. Bu itirazları değerlendiren Anayasa Mahkemesi kısa kararında: dijital verilerin soruşturma aşamasında deliller olduğunu daha sonra mahkemece bu delillerin sıhhati noktasında başvurucuların 20’ye yakın farklı yerlerden rapor alınmasına rağmen soruşturma aşamasında ve kovuşturma aşamasında bu verilerin değerlendirilmeden dijital verilere dayanarak karar verilmesinin usulü bir eksiklik olarak ifade ediyorlar.”

Bir diğer başvurunun ise dönemin Genel Kurmay başkanının dinlenmemesi olduğunu ifade eden Şahin, “Bir diğer itiraz ise bu darbenin teşebbüs aşamasında kaldığı. Genelkurmayın bu teşebbüsten haberdar olur olmaz darbeyi engellediğine dair mahkemenin gerekçe kısmında izahatte bulunmuş olması. Buna rağmen dönemin genelkurmay başkanı ve Aytaç Yalman’ın ifadelerine başvurulmadan bu şekilde karar verilmiş olmasının usulen eksiklik olduğu ifade ediyorlar ve buna yönelik itiraz var. Anayasa Mahkemesi de 20 ye yakın başvuru olmasına rağmen bu 2 konuda hak ihlali olduğu gerekçesiyle yeniden yargılanmanın yolunu açıyor” şeklinde konuştu.

Yapılanın infazların durulması olduğunu dile getiren şahin, şöyle sürdürdü:

“Bu karar mutlak bir karar değil, sonuç itibariyle yerel mahkemenin hak ihlaline ilişkin bu hususu yeniden düzenlemesi gerekir.  Öncelikle burada yapılan infazın durdurulmasıdır. Kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü vardır. İnfaz durdurulmak suretiyle dosyanın hükümlüleri salıverilmiştir. Süreç içerisinde yeniden yargılanma kararını verecek olan yine yerel mahkemedir. Bu yeniden yargılanma kararı ile birlikte sadece 2 husus yenden değerlendirme suretiyle yeniden karar verecektir.”

“Anayasa Mahkemesine artık yapılan her bireysel başvuruda böyle bir sonucun alınıp alınmayacağı konusunda toplumda bir endişe söz konusudur” diyen Şahin, “Millette Anayasa Mahkemesi güçlendirilmiş bir temyiz mahkemesi haline mi dönüştü noktasında bir algı söz konusu. Anayasa Mahkemesi’nin esasa ilişkin bir karar vermesi söz konusu değildir. Verdiği kararlar usulün eksik işlemesinden kaynaklı hak ihlaline dayanan hadiselerdir. Yerel mahkemeler ve Yargıtay işin esasını belirleyecek olan mercilerdir” dedi.