Oğul Türkeş babasını anlattı

MHP Merkez İlçe Başkanlığı, 4 Nisan 1997 yılında hayatını kaybeden Türk dünyasının lideri Alparslan Türkeş’in vefatının 14. yılında bir anma programı düzenleyerek Türkeş’in oğlu MHP Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş’i konuk etti.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program Arif Soysal’ın Kuran tilaveti ve ardından Türkeş’in hayatını konu alan bir video sunumu ile devam etti.

Programda bir konuşma yapan Merkez İlçe Başkanı Ahmet Kurt, Merkez İlçe Başkanlığı olarak bu anma programının kendilerine nasip olduğunu söyledi. İl ve Merkez İlçe ile diğer teşkilatlarla birlikte ortak programlar yapmaya özen gösterdiklerini söyleyen Kurt, anma programının Merkez İlçe Teşkilatı tarafından yapılmasının geleneksel olduğunu da hatırlattı.

Göreve geldikten hemen sonra teşkilat çalışmalarına başladıklarını dile getiren Kurt şunları söyledi: “İnsanımızı köy köy fert fert ziyaret etme gayretindeyiz. İddia ediyorum ki, bu gün için mahallelerde sokaklarda, pazarlarda Milliyetçi Hareket Partisi’nden başka parti yoktur. Genel Merkezimizin erken hareket etme prensibiyle birlikte bizler de harekete geçerek diğer partilerin daha akıllarında bile yokken ilk başta merkez köylerimizin ziyaretlerini bitirdik. İl yönetimimiz ilçeleri iki kez ziyaret etti. Hep birlikte sanayi ile diğer esnafımızı, hastanelerimizi gezdik, iki kez Esentepe programı yaptık.

Bunlar gibi diğer yapılanların da elbette yeterli olmadığını biliyoruz. Fakat gözünüzün arkada kalmaması için geleceğe güvenle bakabilmemiz için âcizane olarak bunları sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz. Gelecekte hep beraber daha önemli işleri yapacağız inşallah. Yaklaşan seçimlere biz MHP olarak hazırız. Başkalarının iktidar, şatafat ve yandaş medya avantajları varsa, bizim de çalışma azmimiz ve hareketimize olan yıkılmaz imanımız var. Bunun bizim için en büyük avantaj olduğunu biliyoruz.

İşte Rahmetli Başbuğumuz da bize neredeyse tüm dünyamızı dolduracak şekilde doğruları öğretmişti.

Sizler de Türkiye’nin meselelerine O’nun zaviyesinden çözüm aramaya devam ediyoruz. Onun milli birlik ve beraberlik çağrılarıyla üniter devlet yapımızın korunması gerektiğini düşünürken yeri geldiğinde “ne mozaiği lan” diyen yahut da ‘Sakıp Ağa, Sakıp Ağa’ diyerek gürleyen boğuk sesiyle kendimize geliyoruz ve bu her titreyerek kendimize gelişte onun olayları ne kadar düzgün yorumladığı ve bakış açısının he kadar doğru olduğu gerçeğiyle yüz yüze geldiğimizi anlıyoruz.

Öngörülerinin hep hakikat çıktığı ve bizlere hep doğruları öğrettiği için Allah O’ndan razı olsun. O’nun ülküsünü ve yüce davasını devam ettiren hareketimizin bilge lideri Dr. Devlet Bahçeli’den de razı olsun.”

Kurt’un konuşmasının ardından kürsüye gelen Türkeş’in oğlu Yıldırım Tuğrul Türkeş, Türkiye’nin her yerinde anma programlarının düzenlendiğini belirterek “Allah’a şükürler olsun, öyle bir babaya sahibim ki, yurdun dört bir yanında vefatının 14. yılında anma programları düzenleniyor.” dedi.

Türkeş’in askeri ve siyasi hayatına ilişkin önemli noktaları aktaran ve bazı hatıralarını paylaşan Yıldırım Tuğrul Türkeş, Türkeş’in hayatının ilk 21 yılının eğitimle geçtiğini ifade etti. Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde 1917 yılında dünyaya gelen Türkeş’in Atatürk’ün vefat ettiği tarihe kadar eğitime devam ettiğini ve aynı yılın Kasım ayında Atatürk’ün kabri başında genç bir subay olarak nöbet tuttuğunu belirten Tuğrul Türkeş, bu tarihten 1960 yılına kadarki hayatını da asker olarak sürdürdüğünü ve 1960’tan 1997’ye kadar da sivil demokrasiye inanan ve sadece millet gücü ile sivil siyaset yapan siyaset adamı olarak hayata veda ettiğini vurguladı.

Alparslan Türkeş’in hayatta neler yaptığı sorusuna bazı cevaplar veren Türkeş, Başbuğ Türkeş’ten önce milliyetçilerin bazı cemiyetlerde bulunduğunu, ancak herhangi bir söz haklarının bulunmadığını söyleyerek “Başbuğ, bütün milliyetçileri siyasi bir çatı altında toplayarak CKMP’ye toplamıştır. Gün geldi 2 aldı, 3 aldı. Ama yılmadan, usanmadan mücadele etti, ülkücüleri tepe noktalara taşıdı, yeri geldi hükümet ortağı oldu. Bugün ise iktidarın alternatifi oldu. Bunları gönlümden geçtiği için değil, inandığım için söylüyorum” diyen oğul Türkeş, “Tayyip bey bugün olmasa yarın gidecek, miadını doldurdu, ben bu partinin köklerinin nasıl dikildiğini bilirim. Kökü olmayan ağaç kaç kez meyve verecek? En çok iki kere verir. Özal geldiğinde 40 yıl gitmez diyenler vardı, 9 yıl kalabildi. Yaptıkları güzel hizmetler de oldu, bugün gençlerin birçoğu ANAP’ı hatırlamaz, bunlar da gidecekler, ama biz hala buradayız CKMP’yi saymazsak MHP olarak 41 yıldır varız, köklerimiz sağlam. Ampul gibi kablosundan güç alan değil, gücünü halktan alan %100 sivil bir partiyiz” diye konuştu.

Ülkü ocaklarının Başbuğ Türkeş’in gönlünde ayrı bir yere sahip olduğunu vurgulayan oğul Türkeş, “Ülkü Ocakları diye tarif ettiğimiz yapı Alparslan Türkeş’in hayatında ikinci önemli direktir. Ülkücülerin ideal sahibi olması için onların yetişmesinde yüksek vasıflı insan yetiştirme gayreti ülkü ocaklarından gelmedir.” diyerek Türkeş’in yüksek vasıflı insan yetiştirme gayreti içerisinde olduğunun altını çizdi.

Hayatının önemli bir diğer çalışmasının da Türkiye sınırları dışında yaşayan, ama tarihi ve kültürel kökenleri ortak olan Türkleri bir araya getirmek olduğunu belirten Türkeş, “Başbuğ olmasaydı, bugün Türkçe Konuşan Devletler zirvesi yapılabilir miydi? Hiç sanmam! Bugün bunlar yapılıyorsa, rahmetli Türkeş sayesinde olmuştur.” dedi.

Alparsan Türkeş’in yaşamının 8 yıla yakınını da cezaevinde geçirdiğini belirten oğul Türkeş, buna rağmen Başbuğ’un umutsuzluğa, karamsarlığa kapılmadığını ve bunu da çevresindekilere nasihat ettiğini vurguladı.

“Senin Allah’ına kurban, bağırıyorsak sevdiğimizden bağırıyoruz”

Türkeş’in hatıralarına da yer verdiği konuşmasında “1965 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nde aktif siyasete atılmasından 4 yıl sonra bir toplantıda arka sıralardan birkaç kişi ‘Başbuğ Türkeş’ diye bağırıyor. Bu ara ara devam ettiği için Türkeş Bey rahatsız olmaya başlıyor, ancak hala devam ediyorlar. Artık Başbuğ ayağa kalkıyor ve ‘Tamam arkadaşlar susun, neden bağırıyorsunuz?” uyarısına karşılık bir Adanalı diyor ki, ‘Senin Allah’ına kurban, bağırıyorsak sevdiğimizden bağırıyoruz’ diyor. İşte bu günden sonra Başbuğ sıfatı O’nun ismiyle bütünleşiyor ve vefatıyla da ölümsüzleşiyor” dedi.

“Bozkurt işareti Azerbaycanlıların bir hediyesidir”

1992 yılında Türk devletlerine yapacağı geziye Demirel’in Başbuğ Türkeş’i de davet ettiğini belirten oğul Türkeş, bu geziyi de şöyle aktardı: “Türk devletleri gezisinin son durağı Azerbaycan’a gittiklerinde dönemin Cumhurbaşkanı rahmetli Elçibey karşılıyor. Azerbaycan’da bir milyondan fazla kişinin sığabileceği bir meydan var, Azatlık meydanı, kalabalık burada toplanmış, çünkü Alparsan Türkeş’in geldiğini duymuşlar. Sayın Demirel, Başbuğ ve rahmetli Elçibey, halkı selamlarken, halk bir işaret yapmış. Başbuğ sormuş, rahmetli Elçibey’e, “Bunlar neden böyle işaret yapıyor?” Elçibey de “Başbuğum, bu bozkurt işare