Ocak Sohbetleri Başladı

Türk Ocakları Çankırı Şubesi tarihi misyonuna uygun olarak ‘Ocak’ Sohbetlerine başladı. Ocak sohbetlerinin ilkinde Çankırı Karatekin Üniversitesi öğretim üyelerinden Reha Yılmaz “Milli Şuurun Erozyonu ve Toplumumuza Etkileri” konusuna değindi.

Yılmaz sohbetine, “Cihangirliğini yüzyıllarca sürdüren bir millettik. Diğer milletleri muhatap bile almıyorduk. Avrupa’nın büyük devletlerinin  devlet büyükleri atımızın üzengisini öpüyordu. Bu dönemlerde milli şuurumuz zirve noktada idi. Toplumsal bilincimizi oluşturan temel değerler kültürümüze yansıyor, sanat eserlerinde kendisini gösteriyordu. Bu husus Devletimizi yüce kılıyor, milletimizi dünyanın sahibi olmaya zorluyordu” sözleriyle başladı. Bu  döneme ilişkin örnekler veren Yılmaz fetih ruhunun bu sayede geliştiğini, Kızıl Elma Ülküsü ve Cihan Devleti Mefkuresinin milli şuurun esasını oluşturduğundan bahsetti.

Ardından, zamanla milli şuurun farkına varmadan erozyona uğradığını, zayıfladığını, evrensel hedefler yerine dünyevi maksatların ana hedef haline geldiğini, bu durumun toplumsal bilince yansıdığını ve cihan şümul devlet mefkuresi  yerini daha fazla servet yapmak, dünyevi zenginliklerine zenginlik katmak hedefine dönüştüğüne vurgu yaptı. “Milli ruhla birlikte milli gücümüzü de yitirdik ve düşman bizim için kavi hale geldi. Her savaşta biraz daha Kan kaybettik ve hep eski halimize dönebilmenin yollarını aradık. Ama geri kalmışlığımızın asıl sebeplerini göremediğimizden bu hedefe hiç ulaşamadık ve Batılılaşma ile bu problemi halledebileceğimizi düşündük. Güçlü tarihimiz zayıf evlatlarının gözlerini kör etti”, diye sözlerine devam eden Yılmaz, Osmanlı Devleti’ndeki dönüşümü gösteren örnekler vererek milli şuurun kültürel yapıya yansımaları üzerinde durdu. Reha Yılmaz, “Zaman içerisinde milli şuurumuzu kaybettik ve bu toplumumuzu duyarsız hale getirdi.  Bu duyarsızlık gerek milli gerekse milletlerarası meselelere karşı tepkisiz, felçli hale getirdi.

Ona göre bu durumda yapılacak tek şey milli şuurun yeniden canlandırılması ve topluma mal edilmesi. Sadece bunu nasıl yapacağımızı bilmek ve uygulamak gerek. Zira tarihi misyonumuz bugün de bizleri aynı noktaya getirmiştir. Bugün  coğrafi ve tarihi şartlar ülkemizi ve milletimizi zorunlu olarak yeni görevler üstlenmeye mecbur etmektedir. Bu yeni görevleri gerçekleştirebilmek için milli şuurumuzu öncelikle canlandırmanın gerekliliği üzerinde duran Yılmaz, “Milli şuurumuzun temelini Asya’nın engin ruhu ile Avrupa’nın idraki oluşturmalıdır” diyerek sözlerine son verdi. Sohbetin sonunda “Kime Emanet” şiirini paylaşan  ve sorulara cevap veren Yılmaz milli şuurun toplumsal yapı üzerindeki etkisine ilişkin örnekler verdi  ve Türklerin Orta Asya’dan Viyana kapılarına kadar yürüyüşünde milli şuurun önemine değindi.