Döngeloğlu’na büyük ilgi

Türkiye Kamu Sen Çankırı Şubesi’ince düzenlenen “İstanbul’un Fethi ve Miraç” konulu konferans yoğun ilgi gördü.

Çankırı Atatürk Stadı’nda düzenlenen konferansa, ÇATSO Başkanı Hayrettin Çelikten, Eski Milletvekili İrfan Keleş, İl Emniyet Müdürü Ali Murat Dağlı, İl Gençlik Spor Müdürü Seyfettin Turan, MHP İl Başkanı Yusuf Naci Bayındır, MHP Çankırı Belediye Başkan aday adayları ile çok sayıda vatandaş katıldı. Vali Vahdettin Özcan ve Belediye Başkanı İrfan Dinç’in de bir süre takip ettiği program saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunması ile başladı.

40 Hadis okunmasıyla devam eden programda bir konuşma yapan Türkiye Kamu Sen Çankırı Şubesi Temsilcisi Metin Memiş, Miraç ve fethinin birbirlerine yakın iki kutsi mana olduğunu belirterek, “Miraç, öteler aleminin kapılarını açan anahtar… Fetih ise kutlu Peygamber’in müjdesini haber verdiği şehrin kapılarını açan anahtar. Şimdi de sıra bizim gönlümüzü fethe ve miraca açmada” dedi.

Memiş, “Efendimizin ve onun izinden giden ve onun adını taşıyan Fatih Mehmet Hanı hatırlamak için buradayız. Onlara ait izlerin peşine düştük.  Miraç, Cebrail’in bir adım öteye gidemediği zaman ve mekanlarda, öteler ötesinin Efendiler Efendisine açılışı. Fetih ise karadan yürüyen gemilere şehrin kapılarının açılışı.  Asırlar sonrasında fethe ve miraca bakarken eksikliklerimizi görüyoruz. İçimizde eksik olanın fetih şuuru ve miraç bilinci olduğunu görüyorum. İnanmak kadar büyük bir güç yoktur. Fatihin topu vardı, ordusu vardı ama hepsinden öte tam inanmış bir kalbi vardı. Miracın remzi namaz, Efendimizin gözünün nuru namaz, ruhun uçmasının sembolü namaz.  Fetih de Mehmet Hanın miracı. Öyle bir adamıştı ki kendini fethe… Ya İstanbul beni alır ya da ben İstanbul’u diyordu Fatih.  Fetih, Peygamber’in bağrından kopup at sırtına bağlanarak İstanbul’a gelen Eyüp Sultanla Fatih Sultanın kucaklaşmasıdır.  Efendimizin hüznüne rastlar miraç. Adeta Rabbül-aleminin tesellisidir miraç. Hüzünlü bir kalbe Rabbimizin dokunuşudur. Ve fetih de fethe çıkan ancak fethin nasip olmadığı milyonlarca mümine, adanmış yüreklere bir tesellidir.  Bir veli miracı anlatırken şöyle der: Eğer ben miraçta Efendimizin makamlarına ulaşsaydım vallahi geri dönmezdim. Bir başka veli ise şöyle tamamlar: İşte Peygamberle veli arasındaki fark.  Fatih İstanbul’u fethettiği zaman ise bütün tevazusuyla girer şehre ve kutlamaları Akşemseddine yönlendirir. İşte bir kralla, Peygambere ümmet olma yolunda giden Fatih arasındaki fark.  Bu gece, hepimizin miraçtan ve fetihten nasiplenerek ayrılmasını diliyorum. Bu gece içimize Fatih gibi iman dolu yürekler istiyorum. Bu gece Efendimizin kapısında şefaat dileniyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye Kamu Sen Çankırı Şubesi Temsilcililiğini fiilen bıraktığını açıklayan Memiş,  “Bu miraç ve fethin arifesinde sizden helallik diliyorum. Kimselerin üzerinde hiç bir elbise ebedi kalıcı değil. Yaradanın huzuruna giderken bütün elbiseleri bırakacağımız gibi, bugün ben de sendikadaki görevimi resmen olmasa bile fiilen bırakıyorum. Bu görevi yaparken kırdıklarım ve üzdüklerim varsa onlardan ve bütün üyelerimizden helallik diliyorum. Yeni gelen arkadaşımıza başarılar diliyorum. Hakkınızı helal edin” şeklinde konuştu.

Protokol konuşmalarının ardından naat okundu. Daha sonra kürsüye çıkan İlahiyatçı Ömer Döngeloğlu, “İstanbul’un Fethi ve Miraç” konulu konferansında katılımcılara çeşitli bilgiler verdi.

Döngeloğlu, İstanbul’un fethinin, 627 tarihinde yaşanan Hendek Savaşı’nda Hz. Muhammed tarafından Müslümanlara müjdelendiğini söyledi. Konuşmasında Hz. Muhammed’in (s.a.v.) yaşamından örnekler veren Döngeloğlu, son yıllarda yaşanılan yozlaşmalara dikkat çekti.

Döngeloğlu , İstanbul un fethini Hz. Peygamberin müjdelediğini hatırlatarak, bu zaferin tarihinin Hendek savaşına dayandığını kaydetti.

Müslümanların büyük bir mücadele vererek kazandığı Hendek Savaşı’nı bilinmeyen yönleriyle anlatan Döngeloğlu, savaşın yaşandığı yerde mucizeler  yaşandığını dile getirerek, “Hz. Muhammed’i Mekke’den Medine’ye göç ettiği zaman evinde ilk misafir eden sahabe, Ebu Eyyûb El-Ensarî idi.  Ebu Eyyûb El-Ensarî’nin İslâm tarihindeki 50 büyük sahabeden birisidir. Soğuk kış aylarında, 90’lı yaşlarında olmasına rağmen peygamberin çadırında günlerce nöbet tutarak yakın korumalığını yapan bu sahabenin kıymetini bilmemiz gerekir. O inatçı bir komutandı ve düşmanı kovmadan bir yere gitmedi. Şu an peygamberimizin kabrinden sonra  en çok ziyaret edilen ikinci kabir Eyüp Sultan’ın kabridir. Eyüp Sultan öldükten 800 yıl sonra İstanbul fethedildi.  Eyüp Sultan Yani İslâm orduları gelecek diye 800 yıl mezarsız beklemiş İstanbul’da” diye konuştu.

Döngeloğlu, insanın önce kendi elini, dilini, gözünü, bakışını fethetmesi gerektiğini ifade ederek, “Fetih, İstanbul’un kendini İslâm’a açması demektir. ‘İstanbul Savaşı’ yazmaz hiçbir kitapta. Vücudun senin İstanbul’undur. Şimdi sana düşen, senin İstanbul’unu kurtarmandır. Müslümanlar günün zararlarından kendilerini sakınmalılardır” şeklinde konuştu.

Hatim Duası ile devam eden program Döngeloğlu’na verilen çeşitli hediyelerle son buldu.