“Balkanlarda Türk-İslam Nüfusu ve Sorunları”

TÜRKAV bu hafta Çankırı Karatekin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı, Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Galip Çağ’ı konuk etti. Çağ, ‘’Balkanlarda Türk-İslam Nüfusu ve Sorunları’’ konusunda açıklamalarda bulundu.

Konferans öncesi kısa bir konuşma yapan TÜRKAV Çankırı Şube Başkanı İsa Bölükbaşı, “Yılın son ayı olan Aralık’ın son haftasında, Türk-İslam âlemi için; Sarıkamış’ta 90 bin vatan evladının donarak şehit düşmesi, Kurtuluş Savaşında Anadolu’yu karış karış dolaşarak halkı Mustafa Kemalin etrafında kenetlenmesi için mücadele etmiş Milli Şairimiz Mehmet Akif’in ve Türk milliyetçiliği fikrini benimsemiş, Türk devletinin ve milletinin güçlenmesiyle gerek sınırlarımız içersinde gerekse sınırlarımız dışında kalan Türk ve Müslüman âleminin refaha kavuşacağına inanmış, hayatını Türk-İslam Ülküsüne adamış büyük dava adamı Seyyid Ahmet Arvasi hocayı kaybetmenin üzüntüsünü yaşarken; yeni yılın ilk ayında da Mekke’nin fethedilerek tekrar Müslümanların eline geçmesinin yıl dönümünü de sevinçle karşılıyoruz” dedi.

Yapılan kısa konuşmanın ardından Çağ, “Balkanlarda Türk-İslam Nüfusu ve Sorunları” konusunda bilgiler verdi.

Çağ, “Ben tarihçiyim, aslen Makedonyalıyım, annem babam Makedonya Türklerinden. 1956 ile 1960 arası yapılan serbest göç anlaşmasıyla Türkiye’ye göç etmişler, yani göç eden neslin birinci jenerasyonuyum. Bazıları bizde Rumeliliyiz diyor fakat ne köyünü biliyor, ne dilini biliyor dolayısıyla orada ki Türkün sorunlarını da bilmesi zor.  Yalnız ben şanslıyım,biraz daha meseleye yakınım. Makedoncayı biliyorum, büyüklerimden duymuşluğum var. Bir ara Başkanla Balkan Türklüğünün sorunlarını dertleşirken hocam bu konuşmaları, Balkan Türklüğünün sorunlarını TÜRKAV’da anlatsak dedi ve ben de seve seve geldim, şu anda da sizlerle beraberim” dedi.

“Bir kere şunu bilelim nerede bir Türk varsa onun mutlaka sorunu vardır” diyen Çağ, “Türkiye de Musul, Kerkük Türkmenlerinden bahsedilir, fakat Suriye Türkmenlerinden bahsedilmez. Rusya’dan ayrılarak bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetlerinden bahsedilir, ne hikmetse Doğu Türkistan Türklüğünden, Balkan Türklerinden bahsedilmez. Değerli arkadaşlar; Balkan Türklüğünün sorunları Türk Dünyasının sorunlarından ayrı düşünülemez. Balkanlarda Türk dediğiniz zaman Osmanlı akla gelir, Müslümanlık akla gelir. Türklerin Balkanlarda ki varlığı Anadolu’daki varlığından daha eskidir.

Yakın zamanda Makedonya ve Kosova’da bulundum. Kenarda kalmış, özellikle büyüklerimizin gidip de uğramadığı yerleri gördüm. Burada yaşayan Türk ve Müslüman’ın çektiği sıkıntıları gördüm. Özellikle Türkçeyi muhafaza etmek, Türklük ve Müslümanlıklarını koruyabilmek için verdikleri mücadeleyi, çektikleri sıkıntıları yerinde görme fırsatını buldum. Bu sıkıntılar, inanın Dünyanın her yerinde Türk ve Müslümanların çektiği sıkıntılardan farkı yok. Türk Milleti olarak burada yaşayan Müslüman Türkün çektiği sıkıntılara ortak olalım. Sorozun at koşturduğu bu bölgede yeniden Türk hâkimiyetinin sağlanması için Türk Devletinin bölge için geliştirdiği politikasını yeniden gözden geçirmesi için kamuoyu oluşturalım. Buradaki soydaşlarımızın Türklüğünü ve Müslümanlığını unutmamaları için özellikle dini ve milli konularda yazılmış kitaplar gönderelim.

1937’de Bulgarlar Üsküp’ü işgal ettiğinde Makedonyalı on genç bir araya geliyor. Türkçe, Türklük, Müslümanlık unutulmasın diye, Yücel Teşkilatı diye gizli bir teşkilat kuruyorlar. Geceleri evleri dolaşarak oradaki halka Türkçe öğretiyorlar, İslamı anlatıyorlar.  Bahsettiğimiz dönem komünist rejimi dönemi. Türkçe konuşmanın, ezan okumanın yasak olduğu, Müslüman’ın Türk’ün kütük üzerinde doğrandığı bir yerden bahsediyoruz. Burada ki bu gençlerin verdiği mücadelede açığa çıkıyorlar ve katledileceklerini anlayınca o bölgeden kaçarak Türkiye’ye sığınıyorlar. Devletin yetkililileriyle görüşüyorlar. Fakat daha önce Kafkas Türklerinin karşılaştığı tavırla karşılanıyorlar ve biz sınırlarımız dışındaki Türklerle uğraşamayız diyorlar ve bu gençler boynu bükük geri dönüyorlar ve hepsi de katlediliyor. Böylece Yücel Teşkilatı ortadan kaldırılmış oluyor. Bakınız Türk Tarihinde Kürşad bizim için ne kadar önemli ise bu gençler de bu kadar önemli, fakat Türkiye’de Yücel Teşkilatına dair yazılmış sadece bir tane kitap var.

Daha anlatacak çok şey var ama zaman epeyce geç oldu inşallah ileriki zamanlarda yine beraber oluruz; fakat özellikle şu gerçeğin bilinmesinde de fayda var, yakın tarihte Bosna ve Kosova’da yaşananların bölge için bir tarihi ders olarak algılanmasını, Türklerin ve diğer Müslüman ulusların kaderinde Türkiye Cumhuriyeti’nin çok önemli bir yer tuttuğunun bilinmesi gerektiğinin altını çizerek belirtmek istiyorum” dedi.

Gecenin geç vakitlerine kadar soru cevap şeklinde devam eden konuşmanın ardından TÜRKAV Başkanı İsa Bölükbaşı verdiği bilgilerden dolayı memnuniyetlerini dile getirerek Yrd. Doç. Dr. Galip Çağ’a  günün anısına Teşekkür Belgesi ve Çanakkale Şehitlerinin anısına yaptırdıkları Anadan Şehide Son Veda tablosu hediye etti.