Dunlop
featured

“28 Şubat’ta bile böyle bir kıyım yapılmadı”

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türk Eğitim-Sen Çankırı Şube Başkanı Nuh Yalçın, eğitimde yapılan uygulamaları eleştirerek, “MEB Yasası ve akabinde çıkarılan Yönetici Atama Yönetmeliği ile Milli Eğitim Bakanlığı tarihindeki en büyük kadrolaşma yapılmaktadır” dedi.
“Sözüm ona paralel yapıyı tasfiye etmek için 4 yılını dolduran okul müdürleri, müdür başyardımcıları, müdür yardımcıları, il milli eğitim müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri, il milli eğitim müdür yardımcıları ve MEB’de üst düzey yöneticiler olmak üzere tam tamına 76 bin yöneticinin görevlerine son verilmiştir” diyen Yalçın, “Ancak bu şekilde iktidarın MEB’de kendi paralel yapısını oluşturduğu görülmektedir. Şunu söyleyebiliriz ki; okulların büyük bir kısmı ise iş bilmez, torpilli, yandaş okul müdürlerine emanet edilecektir” dedi.
“Okul müdürlerine neye göre puan verildi” diyen Yalçın, “Milli Eğitim Bakanlığı’nda 4 yılını tamamlayan 7 binin üzerinde, Çankırı’da ise 18 okul müdürünün neye göre puan verildiği belli olmayan bir değerlendirmeyle görev süreleri uzatılmamıştır. MEB’de müdür kıyımı yaşanmıştır. Hem de öyle bir kıyım ki; siyasi görüşü ve ideolojisi iktidara ters düşen, sendikal tercihini yandaş, candaş, sırdaş sendikadan yana kullanmayan, yalakalığıyla değil, bilgisi, becerisi, başarısı, tecrübesiyle o koltukları hak eden okul müdürleri birer birer tasfiye edilmiştir. Bu durum yönetici soykırımı olarak MEB tarihine geçecektir.
Değerlendirmelerde ilçe milli eğitim müdürleri ve komisyon üyesi şube müdürlerinin önüne listeler konulduğu, bu listelerin AKP il ve ilçe teşkilatlarıyla malum sendikanın ortaklaşa hazırladığı dillendirilmektedir. Zira bu listelerde görev süresi uzatılacak müdürler isim isim yer alıyor olmalı ki; görev süresi uzatılan okul müdürlerine baktığımızda büyük kısmının yandaş sendika üyesi olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu puanlar bir yerlerden alınan emir ve talimatlar doğrultusunda verilmiştir.
Puanlamalarda okul müdürlerinin ne mesai arkadaşları ile ilişkileri, ne okula yaptığı katkılar, ne aldığı ödüller ve üstün başarı belgeleri, ne akademik kariyeri, ne de uluslararası düzeyde yayınlanan makaleleri bunların hiçbirisi dikkate alınmamıştır. Tek kriter yandaşlık olmuştur.
İşte böyle bir ortamda okul müdürleri güya değerlendirmeye tabi tutuldu. Öğretmenler, okul aile birliği başkan ve başkan yardımcısı, öğrencilerden tam puan alan okul müdürleri, sıra MEB yetkililerinin değerlendirmesine gelince adeta döküldü. Tabi bunun tersi de yaşandı. Başarısız bulunan ve mesai arkadaşları tarafından çok düşük puan verilen okul müdürleri, MEB yetkililerinin değerlendirmesinden tam puan aldı. Durum böyle olunca okul müdürlerinin yandaş ise görev süresi uzatıldı, yandaş değilse görevlerine son verildi” dedi.
“28 Şubat’ta bile böyle bir kıyım yapılmadı” diyen Yalçın, “Zaten akıl çerçevesinde düşünen herkes, görevinde vekâleten bulunan ilçe milli eğitim müdürlerinin, sadece 2-3 aydır görevde olan geçici il-ilçe milli eğitim şube müdürlerinin okul müdürleri hakkında kanaat sahibi olamayacağını, okul müdürlerini bir kere bile görmediklerini, okul müdürlerinin bilgisini, tecrübesini, başarısını ölçebilecek nitelikte olmadıklarını bilir. Hatta bu kişilerin büyük çoğunluğu okul müdürlerinin adını, hangi okulda görev yaptığını dahi bilmez. Bu yapılanlar darbe dönemlerini hatırlatmaktadır. Ancak darbe dönemlerinde, 28 Şubat’ta dahi böylesine bir kıyım yaşanmamıştı.
Bu puanlamalarda ciddiyetsizlik de had safhadaydı. Emekli olanlara, kurum değiştirenlere 75 ve üzerinde puan verilmiş ve görev süreleri uzatılmıştır.
Çankırı’mızda yaklaşık 150 Müdür görev yapmaktadır. Bunların 74 tanesi asil müdür olarak, 50 tanesi müdür vekili, 2 tanesi kurucu müdür, 24 tanesi müdür yetkili öğretmen olarak görev yapmaktaydı. Yani zaten 150 müdürlükten 50 tanesi vekâleten yürütülmekteydi. Son değerlendirmeyle 4 yılını dolduran 53 Okul Müdürümüzden 18 tanesinin daha görevi sona erdirilmiş, toplam 68 tane okul müdürsüz bırakılmıştır.
Malum sendika da bu süreci o kadar ahlaksızca kullandı ki, tehdit savurmaktan da geri kalmadı. “Bana üye ol seni müdür yapacağım”, “Bana üye olmazsan görev sürenin uzatılmasına engel olurum” şeklinde gayri ahlaki yollara başvuran bu yapı, adeta hile ile, şantaj ile üye kaydetti. Siyasi iktidarın desteğiyle büyüyen, iktidara göbekten bağlı olan, toplu sözleşme masasında memuru satan, iktidara yalakalık söz konusu olduğunda kurt postuna bürünen, çalışanların haklarını savunmada ise kuzu haline gelen, dini değerleri diline pelesenk yapan ancak din ile, iman ile uzaktan yakından olmayan uygulamalara imza atan bu yapı, ahlaksızlığı şiar edindiğini bir kez daha göstermiştir” dedi.
“Atama bekleyen öğretmenlere de haksızlık yapılmaktadır” diyen Yalçın, “Bilindiği gibi 40 bin öğretmen atamasının Ağustos ayında yapılması gerekiyordu. Ancak bununla ilgili şu ana kadar somut bir adım atılmamıştır. Ayrıca 40 bin öğretmen ataması da yeterli değildir. 126 bin öğretmen açığı olduğu ve öğretmen açığının 60 bine yakın ücretli öğretmenle kapatılmaya çalışıldığı göz önüne alındığında MEB’in yapması gereken öğretmen atama sayısını 100 bine çıkarmasıdır. Çankırı’da da yaklaşık 600 öğretmen açığı olduğu düşünülecek olursa, MEB’in öğretmen atama sayısını gözden geçirmesi bir mecburiyettir” dedi.
“Sendikamız tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de kadrolaşmanın, yanlış uygulamaların, haksızlıkların peşini bırakmayacaktır” diyen Yalçın, konuşmasının sonunda, “Bugün Milli Eğitim Bakanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüklerine önüne siyah çelenk bırakıyoruz. Okullar açıldığında ise Ankara merkezli geniş katılımlı bir eylem yaparak, gerekirse diğer sendikalarla ortaklaşa iş bırakma eylemi yaparak adaletsizlikleri, adam kayırmaları en yüksek perdeden dile getireceğiz. İsterse 550 milletvekili ile iktidar olsun hiç kimse kendisini hukukun üstünde görmemeli, adalet sağlayacağız diyerek yola çıkarken, adaletsizliğin başı olmamalı, devlet içinde paralel yapıdan şikâyet ederken, kendi paralel yapısını oluşturmamalı, kendi çıkarları doğrultusunda yasalar, yönetmelikler ihdas etmemelidir” dedi.
yalçın (2)