“Nerdeyse ulusal yas ilan edilecek”

Yaşanan son olaylar nedeniyle Türk Dayanışma Konseyi adına Türkiye Kamu-Sen Çankırı İl Temsilciliği bir basın açıklaması yaptı.

Yaşanan sürecin kabul edilemeyeceğini aktaran Türkiye Kamu-Sen Çankırı İl Temsilcisi Metin Memiş, “Paris’de 3 PKK’lının öldürülmesi sonrasında devleti yönetenler bunu vahşet olarak nitelendirmiştir. Binlerce vatandaşımız ve askerimiz bu örgüt tarafından katledildi, böyle bir söylemi kesinlikle kabul etmiyoruz. Gündem öyle bir hale geldi ki nerdeyse öldürülen bu PKK’lar için yas ilan edilecek bayraklar yarıya indirilecek. Şehitler için ağlamayanlar şimdiden bu 3 PKK’lı için ağlamaya başladı” dedi.

Gerçekleştirilen basın toplantısına katılan Çankırı Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Teke ise, PKK terör olayının başlamasından bu yana 153 şehit ve 35 gazi verildiğini aktararak, müzakere çalışmalarını eleştirdi ve “Biz müzakere değil mücadele istiyoruz  diyoruz. O kadar eleştirmemize rağmen iflas eden açılım sürecinden ders alınmamış olmalı ki, halen kandan beslenenlerin akan kanın durmasına katkı sağlayacağına inanlar var. Olmayacak duaya neden âmin denmek isteniyor? Kendilerine sormak istiyorum; Açlık grevlerini bitirmek için perde arkasından sözler mi verildi yoksa? Nedir bir anda bu muhatap  alma ve müzakere  süreci  adı  altında Şehitlerin ruhlarını sızlatan acı tabloyu gündeme getiren ana neden?

Bugün İmralı canisi, PKK’ya silah bırak demiş olsaydı eğer, eli kanlı örgütün silah bırakacağı mı zannediliyor? Ve yahutta böyle bir girişim ile farz edelim terör örgütü üzerinde etkisi azalmış olsa bile sempatizanlar üzerindeki nüfusunun halen devam ettiğinden bahisle, sempatizanların PKK’ya destek olmaktan vazgeçecekleri mi sanılıyor?

Çankırı Şehit aileleri ve Gaziler olarak Hükümetin tekrar İmralı’yla görüşmesine, bebek katili bölücü başından adeta medet umarcasına yapılan görüşmeleri kabul etmiyor, yazıklar olsun diyoruz. Hani bizleri üzmeyecek, Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmayacaktınız? Hani başınızın üzerin de yerimiz vardı? Artık sizlere inanmıyoruz. Şehit yakınları ve Güney doğu Gazileri olarak başınızın üzerinde değil, ayağınızdaki ayakkabı kadar değerimiz olsun yeter.” dedi.

Paris’de öldürülen PKK’lar için ise Teke, “PKK terör olayları başlayalı onlarca yıl oldu. Bunlar zaten fazla yaşadılar. Su tesdisi su yolunda kırılır, adalet yerini buldu” dedi.

Yaşanan bu görüşme sürecini sert şekilde eleştiren İl temsilcisi Metin Memiş, “Bilindiği gibi PKK terör örgütü, bu ülkede milli barışın ve kardeşliğin, demokrasinin, insan haklarının ve Türk milletinin varlığının baş düşmanıdır; emperyalist güçlerin tetikçisi ve taşeronudur. Bu güne kadar 30 binden fazla vatandaşımızı, askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi, din görevlimizi, memurlarımızı, vatandaşlarımızı vahşice ve kalleşçe öldüren bu bölücü örgütün eli kanlı bebek katili ile iş başındaki AKP iktidarı sözde barış ve kardeşlik adına yaptıkları açılım sürecinin son aşamasına gelmişlerdir. Adına “İmralı süreci dedikleri”  bu son aşamada; Bir yandan bölücü başı yalanıp yıkanarak, allanıp pullanarak masum, iyi niyetli, barış güvercini bir siyasal aktör olarak Türk milletinin huzuruna çıkarılırken, diğer taraftan Türk milletinin yiğit sevdalıları, vatanseverler ve bölücü teröre karşı şanlı bir mücadele veren güvenlik güçlerimizin kahraman mensupları barışın ve kardeşliğin düşmanları ilan edilerek aşağılanmakta ve hakarete uğramaktadırlar”  dedi.

Memiş konuşmasının sonunda ise, “2012 yılını amacına ulaşma yolunda “final yılı” ilan eden, stratejisini de  “vur – kaç”tan    “ vur-kal”a dönüştüren, böylece sözde bir “Kürt Baharı” başlatmayı deneyen bölücü terör örgütü, bölge halkının da desteğiyle kahraman güvenlik güçlerimizin yiğit mücadelesinin sonucunda ağır kayıplar vererek Kandil’deki inine kaçmak zorunda kalmıştır. Terör örgütünün belinin kırıldığı ifade edilirken, bu zaman diliminde Terörist başının eskiden namaz kılar oruç tutuyordu denilerek ,parlatılıp cilalanıp, siyasal bir aktör olarak sahneye sürülmesinin anlamı ve amacı nedir? Bölücü terör örgütüne adeta taze kan vererek ayakta kalmasını sağlamanın, kanı ve gözyaşını durdurmakla ne ilişkisi vardır? Bu süreç hangi “iç ve dış”  güç odaklarının baskısıyla başlatılmıştır? İş başındaki iktidar hangi siyasi kazancın peşindedir? Her konuda referandum kartını kullanan siyasi iktidar, bu hayati konuda Türk milletinin iradesine başvurmak için neden referanduma gitmemektedir?“Terörist başıyla görüştüğümüzü söyleyenler yalancıdır, şerefsizdir” diyen bir iktidar, bugün adeta övünerek yaptıkları bu işleri, hangi şeref ve haysiyet kriteri aralığında görmektedir? İş başındaki iktidar; bölücü başının “ Türkiye’den toprak talebim yok”  sözünü hangi devlet aklıyla ciddiye almakta ve görüşmeler için “sağlam bir zemin” olarak kabul etmektedir? Buna kargalar bile güler” dedi