“Kamusal alan sivil toplumun yatağıdır”

Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan Yelken dün Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde “Türkiye’de Kimlikler arası Çatışmalar ve Kamusal Alanın Yeniden Yapılanması” adlı konferans verdi.

Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyoloji Topluluğu tarafından düzenlenen konferans, öğretim görevlilerinin yanı sıra üniversite öğrencilerinden de yoğun ilgi gördü.

Slâyt eşliğinde katılımcılara kamusallaşma ve yeniden yapılanma hakkında çeşitli bilgiler veren Doçent Dr. Ramazan Yelken, kamuoyunun özgürce oluşması için kamusal alanın özerkliği ve çoğulcu yapısının korunması gerektiğinin altını çizdi.

Doçent Dr. Yelken konuşmasında; kamusal alanın özellikleri, kamu ve özel alan kavramları, soyut ve somut kamusal alanlar, devlet ve kamusal alan, sivil toplumun koşulları, kamusal alanın işlevleri hakkında detaylı bilgiler verdi.

Kamusal alanın yeniden yapılanması ve toplumsal dayanışmanın yeniden kurulması konularına da değinen Yelken, kamusal alan tanımının ilk kez 1962 yılında Jürgen Habermas tarafından yapıldığını söyledi. Türkiye’de yeni bir anayasa yapıldığını söyleyen Yelken, “Türkiye şu an tarihi günler yaşıyor” dedi.

Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki yapılar hakkında bilgiler veren Yelken, ayrıca 1990’lı yıllar sonrasındaki sivil toplum yapısına da değindi. Kamusal ve özel alanların birbirini tamamlayan kavramlar olduğunu dile getiren Yelken, “Kamusal alanlarla özel alanlar arasındaki fark tıpkı bir tiyatro gösterisindeki gibidir. Tiyatrocuların sahne arkasındaki hazırlıklarını yapmasını özel alan, sahnede sanatını icra etmesini de kamusal alan olarak örnekleyebiliriz” dedi.

Soyut ve somut kamusal alanlar konusunu ele alan Yelken, “İnsanların buluştuğu, etkileştiği yerler kamusal alanlardır. İnternet bile kamusal bir alandır. Bu yüzden devlet, bunları elinde tutmak ister” dedi.

Sivil toplumların gücüne de değinen Yelken, “Kamusal alan sivil toplumun yatağıdır. Devletin karşısında örgütlenemeyen toplumlar, varlık gösteremezler. Birey tek olarak gücünü hissettiremez. Totaliter sistemlerde kurumsal alanların sahibi devlet, demokratik toplumlarda ise sivil toplumlardır” dedi.