‘Engelliler toplumsal emanetimiz’

Çankırı Müftülüğü tarafından hayata geçirilen ‘Hafız olarak emekli ol’, ‘Altın günler kitaplarda buluşuyor’, Evlilik okulu’ ve ‘Engelliler toplumsal emanetimiz’ projeleri vatandaşla buluşuyor. Hayata geçirilen çalışmalardan biri olan  “Engelliler toplumsal emanetimiz” projesi kapsamında dün 100. Yıl Kültür Merkezi’nde din görevlilerine, ESOGÜ İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi  Öğrt. Üyesi Yrd. Doç. Dr. Naci Kula tarafından “Engelli birey ve ailesinin psiko-sosyal sorunları ve manevi destek” konulu konferans verildi.

Konferansına , “Dikili bir fidanı çapalayan, etrafını temizleyen ve güzelce sulayan birisiyiz. Eğer o fidana tuzlu su verirsek onu kuruturuz, ama bakımını güzel yaparsak o fidanın yeşermesini sağlayabiliriz.” diyerek başlayan Kula, engelliliğin tanımını yaparak, “Özürlü ve engelli kavramına sadece görme, işitme ya da ortopedik olarak bakmamalıyız. Böbreklerindeki sorun nedeniyle hayatı boyunca diyalize mahkum olan vatandaşımız da bu kavrama girmektedir.  2002 yılında yapılan bir araştırma ile Türkiye’de özürlü olan nüfusun toplam nüfus içindeki oranının %12,29 yani 8 milyon 431 bin 518 olarak belirlenmiştir” dedi.

Engelli bireyin yaşadığı sıkıntılara da değinen Kula, “Engelli birey ve ailesi yaşanan engellilik durumu sebebiyle bazı sıkıntı ve zorluklarla karşılaşabilmektedir. Engelli bir birey, öncelikle içinde bulunduğu durumu kavramaya, yaşadığı olayın hayatındaki anlamını belirlemeye ve karşılaştığı bazı sorunları çözmeye çalışır. Özellikle, ‘niçin ben’, ‘neden böyle bir durumla karşılaştım’, ‘tanrı bana yaptığım hataların bedelini mi ödetiyor?’ vb. soruların cevabını arar” dedi.

Toplumda yaşanan sıkıntılara da değinen Kula, “Engelli bireyler yaşadıkları engel durumuna göre bazı sıkıntı ve zorluklarla karşılaşabilir. Çevre düzenlemesine bağlı sorunlar. Rampa, asansör olmaması, yüksek merdiven ve kaldırım vb. Sözde kaldırımlara özürlü rampası yapıyoruz ama bilinçsiz kişiler gelip arabasını tam rampanın önüne park ediyor. Avrupa’da artık özürlüler için ayrı bir park alanları oluşturuluyor ve oraya sadece özürlü vatandaşlar araçlarını park edebiliyor. Bir arkadaşım anlattı. Avrupa’ya gittiğinde aracını park etmek için yer aramış. Yol kenarında 3 araçlık bir park yeri var ama önünde özürlüler için yazıyor. Aracıyla o çevrede 4-5 tur atmış sonunda bir tane bulmuş. Orası boş diye aracını hemen park etmemiş. Orda hem bilinçlenme var hem de cezası büyük. Bizde olsa böyle bir şey ‘Nolacak ya 10 dakika sonra çıkacam’ deyip aracını park eder. Bilinçli olmak çok önemli. Kul hakkı yemek demek sadece hırsızlık yapmak çalmak değildir. Kırmızı ışıkta geçmekte, özürlüler için yapılan rampanın önüne bilinçsizce aracınızı park etmekte bir çeşik kul hakkı yemektir.

Dünya’da ilk defa engellilere uygun bir cami Eskişehir’de yapıldı. Bu geliştiğimizi ve bilinçlendiğimizi gösterir. Kocatepe’yi yaparken 40-50 basamak yapacağımıza keşke bunları da düşünseydik. Çünkü engelli bir vatandaş için dışarıya çıkmak istediğinde, bir yere gitmek istediğinde karşısına çıkan en büyük sorunlar yüksek yüksek merdivenler ve 40-50 cm’yi bulan yüksek kaldırımlar, asansörü olmayan yapılar önüne çıkmaktadır.

Diğer sıkıntılara gelince; görünümünden rahatsız olma. Bakım tedavi konusunda ve bazı ihtiyaçlarını giderme ile ilgili sorunlar. Çevresinin, toplumun olumsuz tutum ve davranışları” dedi.

Program öğleden sonra Öz Şefkat Rehabilitasyon Merkezindeki veli bilgilendirme toplantısı ile devam etti. Rehabilitasyon Merkezi’nin bahçesinde gerçekleştiren toplantıya Müftü Aslan Türk, ESOGÜ İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi  Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Naci Kula, Din görevlileri ve veliler katıldı. Sohbet ve muhabbet havasında gerçekleştirilen toplantıda DR. Kula velilere önemli tavsiyelerde bulunarak “Çocuklarınıza sosyal çevre bilincini aşılayın, onlarda diğer çocuklar gibi sokağa çıkıp oyunlarını oynasınlar eğlensinler.” dedi.