KKKA konferansı yapıldı

Çankırı’nın risk altında olmasından dolayı Çankırı İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Üniversite personelinin bilgilendirilmesine yönelik gerçekleştirilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden Korunma konferansı Çankırı Karatekin Üniversitesi  İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Çankırı Toplum Sağlığı Merkezinden Dr. Dursun Ceylan’ın katıldığı konferansa dinleyici olarak Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ziya Şimşek, Genel Sekreter Ahmet Yıldırım ve Üniversite personeli katıldı.

Dr. Dursun Ceylan, hastalığın nezaman ve nerde çıktığına ve nasıl bir hastalık olduğuna dair bilgiler verdi. Hastalığın insanlara genellikle kenelerle bulaştığını söyleyen Ceylan, belirtilerinin ise ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, yüzde ve gözde kızarıklık, gövde kol ve bacaklarda morluklar, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülmesi, bulantı-kusma ve ishal olduğunu sonucunun ise ölüme kadar gittiğini ifade etti. Dr. Ceylan hastalığın en çok haziran ve temmuz aylarında ortaya çıktığını belirterek doğada 833 tür kene çeşidi bulunduğunu ve ancak KKKA’nın bulaşmasında Hyalomma soyuna ait keneler daha büyük bir yere sahip olduğunu, 30 kene türünün bu hastalığı bulaştırabileceğini söyledi.

Dr. Dursun Ceylan, hastalığın kuluçka süresinin genellikle 1-3 gün en fazla ise 9 gün olduğunu söyledi. Hastalığı geçirenlerin ömür boyu bağışıklık kazandığını ifade eden Ceylan, bu hastalıkta ölümün genellikle hastalığı ağır seyreden hastalarda, hastalığın 2. haftasında gerçekleştiğini iyileşmenin ise, genellikle 10. günden sonra başladığını, bazı vakalarda dört haftaya kadar uzayabildiğini söyledi. Dr. Dursun Ceylan, hastalığın ilk kez Tokat yöresinde saptandığını ağırlıklı olarak İç Anadolu Bölgesinin kuzeyi, Karadeniz Bölgesinin güneyi ve Doğu Anadolu Bölgesinin kuzeyinde görüldüğünü yoğun olarak görülen illerin ise; Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum,Çankırı, Bolu, Kastamonu ve Karabük olduğunu ifade etti.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşinin bulaşma yollarından da bahseden Dr. Ceylan, bunların vücuda kene tutunması, kenelerin çıplak elle çıkarılması ya da ezilmesi ile hasta insanların tükürük ve kan gibi vücut sıvılarına temas etmekle, Enfekte hayvanların kanları, vücut sıvıları ve dokularına korunmasız temas ile bulaşabildiğini söyledi. Dr. Dursun Ceylan hastalığın insandan insana da bulaştığını bunun için ise hastalarla temastan kaçınılması gerektiğini, zorunlu olarak temas edenlerin ise gerekli tedbirleri almasının şart olduğunu bu tedbirlerin başında ise maske eldiven kullanmak olduğunu dile getirdi. Risk gruplarının, Endemik bölgede yaşayan tarım ve hayvancılık ile uğraşan çiftçilerin, çobanların, kasapların, mezbaha çalışanlarının, Veteriner hekimlerin, Veteriner sağlık teknisyenlerinin, Enfekte hastalarla temas eden sağlık personelinin, Laboratuvar çalışanlarının, Hastaların yakınlarının, Askerlerin, Kamp yapanların ve piknik yapanların olduğunu söyleyen Dr. Ceylan, keneden korunmanın yöntemlerinin ise Tarlaya, piknik alanı gibi riskli alanlara giderken vücutta açık yer kalmamasına özen göstermek, kenelerin kolay fark edilmesi için açık renkli elbiseler giymek, her 2 saatte bir vücudu kene yönünden gözden geçirmek,  akşamları eve gelindiğinde vücudu tamamen muayene etmek, henüz hastalık etkenini vermeye başlamadan (ilk 6 Saat) bulmak ve uzaklaştırmak olduğunu dile getirerek bu yöntemlerin keneden korunma açısından oldukça önemli olduğunu ifade etti.

Vücuda tutunan kene deriye yapıştığı yerden bez, peçete yardımıyla elin direkt teması önlenerek elle veya pens benzeri malzeme yardımıyla tutularak çıkarılmalıdır diyen Dr. Dursun Ceylan kenenin ezilmemesi gerektiğini söyledi. Dr. Ceylan kenenin kısa sürede çıkarılması hastalık riskinin de azalmasına sebep olduğunu ve kenenin çıkarılmasından sonra ise antiseptik bir solüsyon ile silinmesi gerektiğini ifade etti. Çıkarılan kenenin içinde çamaşır suyu veya alkol bulunan ağzı kapaklı bir şişe içine atılarak öldürülmesi gerektiğini kenenin üzerine sigara basmak, kolonya, gazyağı, alkol ve benzeri kimyasal ürünler dökmek gibi yöntemlere başvurulmasının yanlış olduğunu dile getiren Ceylan, çıkartılamıyorsa en kısa sürede en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.

Konferansın sonunda bu hastalık için kullanılan etkin bir aşının ve hastalığa özel bir tedavinin olmadığını sadece destek tedavisi (Kan verilmesi, solunum-dolaşım desteği vb.) bu hastalığın tedavisinin esasını oluşturduğunu söyleyen Dr. Dursun Ceylan daha sonra dinleyiciler tarafından yöneltilen sorulara cevap verdi.