Dolar 32,3565
Euro 34,4292
Altın 2.435,74
BİST 9.814,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Açık
İstanbul
22°C
Açık
Paz 23°C
Pts 25°C
Sal 23°C
Çar 21°C

“Kırsal kalkınmanın startejik önemi dahada artmaktadır”

“Kırsal kalkınmanın startejik önemi dahada artmaktadır”
Dunlop&Falken
29 Şubat 2024 10:16
279

Kırsal kalkınma kavramının ortaya çıkışı, kırsal kalkınma sanayii devrimi,  erken Cumhuriyet dönemi kırsal kalkınma atılımları, günümüzde kırsal kalkınmanın bileşenleri ve Çankırı’da kırsal kalkınma ilgili değerlendirmelerde bulunmak üzere TÜRKAV’a konuk olan Doç.Dr. Hüdayi Ercoşkun, önemli bilgiler verdi.

TÜRKAV tarafından gerçekleştirilen Salı sohbetlerinin bu haftaki konuğu Doç.Dr. Hüdayi Ercoşkun oldu. Gerçekleştirilen programda vakfın çalışmaları hakkında kısa bir bilgi veren TÜRKAV Çankırı il Başkanı İsa Bölükbaşı, gündeme dair önemli konularda bilgilendirme yapmaya devam edeceklerini dile getirdi.

Sanayi devrimi ile ilk defa kırsaldan şehirlere göçün başladığını dile getirerek konuşmasına başlayan Doç.Dr. Hüdayi Ercoşkun, “Sanayii devrimi ile birlikte fabrikaların ve kömür madenlerinin artan işçi ihtiyacı ile ilk kırsaldan şehirlere göç başlamıştır. Bununla birlikte çarpık şehirleşme, artan yüz kızartıcı suç oranları, şehir altyapılarının yokluğu veya yetersizliği ve en önemlisi gıda üretiminde azalma kırsalda da kalkınmanın gerekliliğini ortaya koymuştur. Takip eden birinci ve ikinci dünya savaşları ile gıda güvenliği ve gıda egemenliğinin bir milli güvenlik sorunu olduğu küresel olarak anlaşılmıştır. Kırsal kalkınma kırsalda doğan kişinin sağlık, eğitim, ulaşım, haberleşme gibi çağın tüm imkanlarından faydalanarak üretken yaşamasını hedeflemektedir” dedi.

Türkiye’de kalkınmanın şehirlerde başlatıldığını söyleyen Ercoşkunr, “ Ülkemizde ise kalkınma daha çok şehirleşme ve şehir alt ve üst yapılarının geliştirilmesi, tarımsal sanayiinin ve genel olarak sanayiinin oluşturulması hedeflenmişti. Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında yaşanan yeniden yapılanma ile kırsal alanların kalkınma politikaları yeniden şekillendirildi. Ülkemizde milli mücadele sonrasında özellikle sermayenin oluşumu, tarımsal sanayiini oluşturulması, Türkiye’de üretilmeyen bazı ürünlerin üretilmesi çalışmaları meyvelerini kısa sürede vermiş ve bu çabaların sonucu olarak pamuk, iplik, dokuma, şeker fabrikaları yükselmeye başlamıştır. Avrupa Birliği’nin ilk oluşumları her ne kadar kömür birliği ise de Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası Avrupa Birliği’nin en önemli oluşumlarından birisidir. AB’nin 1962’de uygulamaya koyduğu Ortak Tarım Politikası (OTP) ile tarımsal verimliliğin artırılarak, tüketicilere istikrarlı ve uygun fiyatlarla gıda temin edilmesi ve çiftçilere de adil yaşam standartları sağlanması amaçlanmıştır. Birliğin ilk gününden beri yıllık bütçesinin yarısından fazlası Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü tarafından harcanmaktadır. Ortak Tarım Politikası; doğrudan sübvansiyon ödemeleri, fiyat destek mekanizması ile ekili olan bitki ve arsalara, garantili minimum fiyatları dâhil ederek ve AB dışından gelen mallara tarife ve kota uygulanması sisteminin kombinasyonudur. Daha öz bir ifade ile Avrupa’da üretilebilen hiçbir ürünün ithal edilmemesi ve Avrupa’da üretilmeyen tarımsal ürünlerin üretilebilmesi amaçlanmış ve gıda bakımından kendine yetebilen bir Avrupa hedeflenmiştir. Kırsal kalkınma enstrümanları olarak kullanılan ürün desteklemeleri ve proje desteklemeleri hibe olarak çiftçilere dağıtılmıştır. Benzer desteklemeler Amerika Birleşik Devletlerinde Avusturalya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de uygulanmıştır.

 Bunun doğal bir sonucu olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tarımsal üretimlerde büyük artışlar olmuş desteklenen batı çiftçileri üretim maliyetlerini rekabet edilemeyecek kadar düşürmüştür. İhtiyaç fazlası olan tarımsal ürünler önce hibe edilmiş sonra düşük fiyatlarla gelişmekte olan ülkelere satılmıştır. Gelişmekte olan ülke çiftçileri ithal tarımsal ürünlerin karşısında varlık gösteremeyerek tarım sektöründen çekilmiş bir süre sonra bu tip ülkelerde tarım yapılamaz hale gelmiştir. Dünyadaki açlığın sebeplerinden birisi de gelişmiş ülkelerin kendi çiftçilerine vermiş oldukları abartılı kırsal kalkınma destekleridir.

Avrupa Birliği Adayı olan ülkemiz Katılım Öncesi Yardım-Kırsal Kalkınma Programını (Instrument Pre Accession Assictance – Rural Development, IPARD) uygulamaktadır. IPARD programının yetki devri ve uygulamasında yapılan hatalar nedeniyle Türk kırsal kalkınmasına etkisi beklenilenin altında olmuştur. Türkiye’nin tamamında değil ilk olarak 20 il ve sonra 22 ile eklenerek programa devam edilmektedir. Ipard programı için seçilen bazı iller gelişmişlik, kişi başına düşen gayri safi milli hasılanın yüksekliği, göç istatistikleri ve yaş dağılımları gibi birçok nedenle uygun olmamasına rağmen bu programdan desteklenmiştir. IPARD programında uygulanan kırsal alan tanımı 20.000 nüfuslu yerleşim yerine 20 km mesafe dünyadaki diğer kırsal alan tanımlarına uymamaktadır. Dünyada kabul gören km2 başına düşen nüfus IPARD programında çok geç uygulanmaya başlamıştır.  IPARD yetki devri sürecine yakın bir dönemde AB üyesi olan Hırvatistan’a verilen kişi başına düşen kırsal kalkınma desteğine nazaran çok düşük bir destek Türkiye için uygun görülmüştür. Diğer taraftan programın yeterli tanıtımının olmaması ve desteğin verilmesindeki bürokratik işlemler çiftçilerin destek almasında karşılaşılan en önemli problemler arasında yer almıştır. Bu nedenlerle AB bütçesine geri ödemeler yapılmıştır. IPARD programına göre çok daha kolay ve Türkiye’nin tüm illerinde uygulanan Ulusal Kırsal Kalkınma Destek Programı bütçesi ise ülkemizin ihtiyaç duyduğu kırsal kalkınma bütçesinin altındadır.

Son yıllarda pandemi, savaşlar ve doğal afetler Türkiye için kırsal kalkınmanın stratejik önemini daha da arttırmıştır. Ancak Türkiye dünya ülkelerine kıyasla çok büyük bir ülkedir ve tarımsal çeşitliliği çok büyüktür. Bu nedenle tüm ülkede tek bir kırsal kalkınma programı kırsal kalkınmadan beklenilen faydadan çok zarar verebilmektedir. Örneğin Çankırı, Bursa, Mersin, Denizli ve Samsun illeri hem IPARD ve hem UKKS’den faydalanabilmektedir. Ancak Çankırı’nın tuzlu toprağı, diğer illere göre ağır kış şartları, diğer illere göre çok daha sınırlı su kaynakları ve sulanabilir arazisi, diğer illere göre çok daha sınırlı tarımsal üretim imkanları ve diğer dezavantajlara sahiptir. Kırsal alanda yatırım yapacak yatırımcı için Çankırı’da yatırım yapmak diğer illere göre çok daha düşük gelirli ve risklidir. Bu durumun doğal sonucu olarak Çankırı gibi tarım yapılmasının zor olduğu yerler için AB Kırsal Kalkınma programında “engelli tarım” arazisi tanımı yapılmakta ve bu bölgeler için özel kırsal kalkınma programları uygulanmaktadır.

Çankırı; kişi başına düşen gayri safi milli hâsıla, göç oranları, yaş dağılımları, nüfus yoğunluğu, toprak kalitesi, sulanabilir arazı ve su kalitesi gibi kırsal parametreler bakımından Türkiye’nin en kırsal alanları arasındadır. Çankırı ülkemizde en fazla göç veren illerin arasındadır. Çankırı yaşlı nüfusun en yoğun olduğu iller arasındadır. Çankırı tarımsal üretimin en düşük olduğu ve verimin en düşük olduğu iller arasındadır. Çankırı kırsal alanının analizi ve Çankırı için özel uygulamalara ihtiyaç bulunmaktadır” dedi.

Program sonunda TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı Doç.Dr. Hüdayi Ercoşkun ve katılımcılara teşekkür ederek haftaya yapılacak Salı Sohbetinde bulunmak dileğiyle programı sona erdirdi.

REKLAM ALANI
Karatekin Gazetesi / Çankırı Haber kutsal, yorum hürdür.