İçimizdeki güç

Güzel bir şehrin yüksek bir tepesinde yaşlı bir bilge yaşarmış. Şehirde yaşayanlar onun öğretilerine, fikirlerine saygı duyarlarmış, başları sıkıştığında ona başvururlarmış.Bir gün iki çocuk bu yaşlı bilgenin kafasını karıştırmak için bir plan yapmışlar. Küçük bir kuş yakalayıp bilgenin yaşadığı tepeye doğru yola koyulmuşlar. Bilgenin yanına yaklaştıklarında çocuklardan biri iki elinin arasına küçük kuşu hapsederek ellerini bilgeye doğru uzatarak Yaşlı bilge “Ellerimin arasındaki kusun canlı mı yoksa ölü mü olduğunu söyleyebilir misin” demiş. Bunun üzerine oturduğu yerden çocuklara bakan bilge  “Yavrum” demiş, elindeki kuşun canlı olduğunu söylersem ellerini sıkıp kuşu öldüreceksin, ölü olduğunu söylersem avuçlarını açıp kuşu salıvereceksin, özgür kalacak.

“Ellerinde yaşamın ve ölümün gücünü tutuyorsun oğlum. Senin içinde yaşama son verme yıkımı seçme gücü bulunuyor. Kuşu öldürmeyi seçebilirsin. Ya da kuşu salıverirsin , geleceğine sahip olur. Yaşam ile ölüm arsında seçim yapabilecek kadar bilgelik var sende.”

“ Kuşun yaşayıp yaşamayacağını benim yanıtıma bırakırsan , gücünden yoksun kalırsın, aynı zamanda doğru seçim yapma sorumluluğunu üzerinden atmış olursun. Kendi gücünün ve bilgeliğinin mutluluğunu yaşamaktan mahrum kalırsın” demiş.

Yaşlı adam çocukların asiliklerinin temelinde  – sorumluluktan kaçma arzusunun yattığını biliyordu. Onların oyunlarına katılmayarak hem kendilerini sınama hem de benlik algılarını yükseltme fırsatı verdi çocuklara.

Yaşamımızda sorumluluktan kaçma ile ilgili pek çok örnek bulmamız mümkün. Sorumluluktan kaçma en açık şekilde mazeretler bulma ile gösterir kendisini;

Akşam eve misafir geldiği için ders çalışamadım—– diyen öğrencinin,

Bu gün yağmur yağdığı için işe geç kaldım —–  diyen çalışanın,

Komşu lafa tuttuğu için yemeği yaktım—-  diyen ev hanımının,

Ödenekler zamanında gelmediği için okullarda kaloriferler yanmıyor —- diyen idarecinin,

Bakmam gereken bir sürü oda var, o nedenle toz almadım —- diyen hizmetlinin,

temel davranışları  aynıdır. SORUMLULUKTAN KAÇMAK, MAZERET BULMAK. Kendi vermeleri gereken kararların ya da yapmaları gereken işlerin sorumluluğunu başka bir nedene bağlama davranışıdır bu durum.

Oysa her insan karar verme potansiyeline sahiptir, yeter ki kararlarının sonuçlarının sorumluluğunu üstlenecek olgunluğa sahip olsunlar. Yaptığımız her iş başarıya ulaşmayabilir, aldığımız her karar umduğumuz kadar doğru olmayabilir, önemli olan içimizdeki gücü harekete geçirmek ve sorumluluğunu alabilmektir. Risk almak , güçlenmektir.  Aksi halde ya hiçbir şey yapmayan ya  da yaptıklarımızın sorumluluğunu atacak mazeretler arayan biri haline geliriz.

 

“  Gülmek aptal görünme riskidir.

Ağlamak güçsüz görünme riskidir.

Denemek başaramama riskidir.

Sevmek sevilmeme riskidir.

Düşleri başkalarına anlatmak onları kaybetme riskidir.

Umut etmek ümitsizliğe düşme riskidir.

Hiç risk almayan hiçbir şey yapamaz. Acı ve çile çekmekten kurtulabilir ama aslında öğrenemez, duyumsayamaz, değişemez, gelişemez …..

Yalnız risk alan insanlar özgürdür .”

Ne dersiniz avucunuzdaki kuşu öldürme ya da yaşatma kararını verecek gücü içinizde duyuyor musunuz, yoksa sorumluluğunuzu maskeleyecek bir mazeret peşinde misiniz?

Kendiniz ve çevreniz için güzellikler yaratacak sorumluluk almanız ümidimle, GÜLÜMSEYİN.