Çankırı’da neler oluyor?

Yaklaşık bir buçuk ay önce yazdığımız yazıda icraat yapacak olanların şikâyet ettiklerini söyledikten sonra Türkiye’de iktidar mı değişti? diye sormuştuk.

Benzeri bir durum bu hafta içinde yine yaşandı. Çankırı Eğitim-Bir-Sen Şubesi Karatekin Parkında yaptığı basın açıklamasında öğretmen maaşlarının azlığına değindi ve Milli Eğitim Bakanlığı ile hükümetin uygulamalarını tenkit etti. Bu haber detayları ile yerel gazetelerimizde yayınlandı.

Sendikalar konusu ile az çok ilgili kişilerce, Eğitim-Bir-Sen, iktidara yakın olanlar tarafından kurulan ve bu güne kadar faaliyetlerinde iktidar yanlısı tutumları ile gündeme gelmiş bir sendika olarak bilinmektedir.

Bununla birlikte Eğitim-Bir-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Arif Kırkpınar’ın yaptığı açıklamanın büyük bir bölümüne Türk Eğitim Sen, Eğitim İş, Eğitim Sen’in de imza atacağına inanıyorum.

Rol çalma gayreti mi diyelim, yoksa gerçekten hissettiklerinin ifadesi mi diyelim, ne dersek diyelim Eğitim Bir Sen Çankırı Teşkilatı bu açıklaması ile özüne dönme yolunda adım atmıştır. Bu açıklamanın sonrası Eğitim Bir Sen faaliyetlerinin Çankırı’da sonlandırılıp, topluca Türk Eğitim Sen’e katılmak olmalıdır.

Çünkü maddi sorunların baskısı altında ezilen, itibar ve saygınlığı her geçen gün zayıflayan bir mesleğin Türkiye’nin güçlenmesi, milletimizin ilerlemesi yolunda ne denli katkı sağlayacağı tartışmalıdır. Her şeyin en iyisine layık olan öğretmenlerimizin hala en temel ihtiyaçlarını gidermekte zorluk çekmeleri, ekonomik problemler karşısında çaresiz kalmalarının en başta iktidar partisinin bir ayıbı olduğu Eğitim Bir Sen yetkililerince de açık yüreklilikle dile getirilmiştir.

Hepimizin üzerinde eşsiz hakları olan öğretmenlerin, katlanan ve derinleşen sorunlarına çözüm ve çare bulunmazsa, geleceğin mutlu ve müreffeh ülke idealine ulaşmamız imkânsız olacaktır. Meselenin yalnızca parasal boyutunun olmadığı, eğitim sisteminin ve öğretmenlerimizin çok yönlü bir reforma ve iyileştirmeye tabi tutulmalarının gerektiği de ortadadır.

Bu konudaki çalışmalar havanda su dövme babında yapılmaktadır. Çalıştaylarda sorunlar dile getirilmekte, hesapta çözüm önerileri üretilmekte ama icraat olmamaktadır.

Milli Eğitim Temel Kanunun 43. maddesinde Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleği olarak tarif edilen öğretmenliğin elinden tutulmasının ve layık oldukları ekonomik ve sosyal seviyeye taşınmalarının vakti gelmiştir ve hatta geçmektedir.

Bu vesile ile başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete intikal eden tüm öğretmenlerimizi minnet ve şükranla anarken, mesleklerin en onurlusunu seçen, hizmetlerin en kutsalını üstlenen, ülkemizin geleceğinde söz sahibi olacak nesilleri yetiştirme sorumluluğunu taşıyan öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü de kutluyor, tüm öğretmenlerimize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Sağlıcakla kalın.

Av. Dr. Ahmet K. MASTI

“Söz söyleyen kemal sahibi olursa, marifet ve hakikat sofrasını serdi mi, o sofrada her türlü yemek bulunur. Herkes orada gıdasını bulur.”
Mevlana