Bükreş’ten Yapraklı’ya

Dünya Gençler Güreş Şampiyonası için üç gündür Romanya Bükreş’teyim. Hani derler ya Memleketimin havasına, suyuna, taşına, toprağına bin can feda. Üç günlük sürede her şey ama her şey aranıyor. Ülkemin havası bir başka güzel, suyu bir başka güzel, her yörenin kendine has mutfağı ayrı bir güzel. Daha ne söylenebilir ki!

Nisan ayında Federasyon Başkanlığı seçimi sonrası başlayan güreşteki ileriye doğru hamle burada da devam ediyor. Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Bekir ÇEKER’in farklı bir yönetim anlayışı ile oluşturduğu kadrolar ellerinden geleni en iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar. Gençlerimiz de Bükreş’te iyi şeyler yapıyorlar, güzel sonuçlar alıyorlar. İlerisi için umut vaat eden bu gençlerimizi canı gönülden kutluyorum.

Fakat bu şampiyonadan daha önemli bir başka şampiyona, organizasyonun İstanbul’da olması nedeniyle federasyon faaliyetlerini hayli fazlalaştırmış durumda. Eylül ayında yapılacak Büyükler Dünya Güreş Şampiyonasından İnşallah ülkemiz hem aldığı sonuçlar ve hem de organizasyon açısından alnının akıyla çıkacaktır.

Güreş dedik te içimizi sızlatan bir konuya değinmeden geçmek olmaz diye düşünüyorum. Yapraklı’da geleneksel olarak yapılan yağlı güreşlerin iki yıldır maddi imkânsızlıklar nedeniyle yapılamadığını, bunu aşmak için Federasyon nezdinde bizlere düşecek görevleri yerine getirmeye hazır odlumuzu sizlerle ve yetkililerle paylaşmış idik. Buna rağmen Yetkililerden hiçbir ses çıkmadı. Bununla birlikte hafta sonu Yapraklı’dan eski günleri yâd etmek için yaylaya çıkalım, Kırkpınarlardan elimiz donasıya kadar su içelim, dünyanın birçok suyundan daha lezzetli KIZILEŞME suyuna gidelim, Hazım Dağlı mesire yerinin havasını teneffüs edelim dedik ama oraları görünce hayal kırıklığına uğradık.

Kırkpınarlar Kırkpınar olmaktan çıkmış suyu bile akmayan hilkat garibesi şeklinde beton pınar olmuş, güreş alanı kaderine terk edilmiş, alan diye bir şey kalmamış, kızıl eşme suyu hala değerlendirilememiş ve onlarca yıl önce olduğu gibi hala gürül gürül akmaya devam ediyor. İyi ki Hazım Dağlı mesire yeri ağır aksakta olsa güç şartlar altında işletilmeye devam ediyor. Fakat işletmenin de yeterince destek görmediği için sıkıntılı olduğunu öğreniyoruz. Biz devre tatil sistemini kurabilecek bir projenin hayata geçirilmesi konusunda görüşlerimizi sunarken mevcut tesisin kapanma durumu ile karşı karşıya olduğunu öğreniyor ve üzülüyoruz.

Şehrimizin dört bir tarafında benzer durumda kaderine terk edilmiş, biraz ilgi gösterilmesini müteakip şehrin ekonomi lokomotifi olacak daha birçok yer olduğu hepimizin malumudur. Yetkililer harekete geçmek için neyi beklemektedirler anlaşılır gibi değildir. Bu şehir talihsizliğini öncelikle iç turizmi geliştirerek yenmeyi denemelidir. Sağlıcakla kalın.

Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.