“Vesayetsiz ve Tam Demokratik Bir Türkiye İçin Yeni Anayasa” Aldatmacası

Günümüzde demokratik devletlerin en önemli problemi, siyasi istikrara ve kuvvetli bir icraya sahip olmaktır. Devletler tespit ettikleri hedeflerine bu sayede daha hızlı ve daha çabuk ulaşabilmektedirler.

Bu kapsamda Dünya parlamentoları sürekli bir reform ve kurumsallaşma süreci içerisinde varlığını sürdürmeye çalışmaktadır ve Hükümet sistemleri de sürekli bir tartışma halindedir. Her hükümet sisteminin kendine ait avantajları olduğu gibi dezavantajları da vardır.

Yarı başkanlık sisteminin kimi özelliklerini taşıyan ülkemizde ise Parlamenter sistem birçok aksayan yönüne rağmen işlemektedir. Hatta parlamenter sistem, parlamenterler için o kadar hoşgörülü ve dokunulmaz bir şekilde işlemektedir ki vekiller Devletin bölünmez bütünlüğünü dahi sorgular ve talep eder hale gelmişlerdir.

Bir de son dönemde bu talepleri destekler nitelikte “Yeni Anayasa” çalışmaları başlatılmıştır. Birçok sivil toplum kuruluşu kendi bakış açısından Anayasa taslakları hazırlamaktadır. Bu hazırlanan taslakların birçoğunda ise Üniter Devleti yok edecek şekilde belli başlı bazı hususlar yer almaktadır.

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi perdesi arkasında bölgeli devlet yapısı veya özerk yönetim, “Türk Milleti” veya milliyetçiliğe atıf yapan ifadeler ve etnik çağrışımı olan vurguların Anayasa’da yer almaması, Anadilde eğitim ve anadilin öğrenimi konularında adım atılması için gerekli toplumsal ve pedagojik altyapının oluşturulmasına ilişkin tedbirlerin alınması gibi konular çoğu anayasa çalışmasının temel taşlarını oluşturmaktadır.

Hatta bu çalışmalardan birinde “1982 Anayasası darbeciler tarafından hazırlanmış ve bireylerin özgür iradelerinin onayından geçmemiştir. Bu nedenle nesebi sahih değildir ve hiçbir şekilde de bu durumu değiştirilemeyecek veledi-zina bir metindir.” şeklinde ifadeler Cumhuriyet savcılarının görevine girecek şekilde kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanı Meclis açılışındaki konuşmasında İdeolojisiz Anayasa’dan bahsetmiştir. Anayasanın ideolojisi olmaması Devletin kuruluş mantığı ve Anayasanın yapım mantığına aykırı düşmektedir. İdeolojisiz devlet ve Anayasa olursa parçalanma da mutlaktır.

Kaldı ki İdeolojisiz Anayasa kavramı Atatürk Milliyetçiliğine dayalı Türkiye Cumhuriyeti Kuruluş felsefesi ile de ters düşmektedir. Ülkeyi değiştirme politikalarının ısındırma amaçlı ifadelerinden biri olan ideolojisiz anayasa, değiştirilemez maddelerin değiştirilmesine kadar gidecek yolu açacak anahtar kavramdır.

Daha öncede ifade ettiğimiz üzere 177 madde ve 19 geçici maddesi olan ve bu güne kadar 113 maddesi 17 defa değiştirilen ve bunların üçünde de Halk oylamasına sunulan 1982 Anayasası’nda yapılması planlanan değişikliklerde üniter devlet ilkesinden vazgeçmeden demokratikleşme ve yerel yönetimleri güçlendirme yolu tercih edildiği takdirde kabul edilebilirliği daha kolay olacaktır.

Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyeti ülkesinin bölünmez bir bütün olduğunun ifadesi olan üniter devlet modelinden sapmaların, Ülkeyi parçalanmaya götüreceği açıktır.

Türkiye Cumhuriyetinde eğitim dili Türkçedir. Bu konuda herhangi bir mahalli dile veya ağza ayrıcalık tanınması, her şeyden önce evrensel hukuk ilkelerine aykırılık teşkil edecektir.

Ayrıca Anayasal vatandaşlık veya çok kültürlülük gibi kavramların, bu gerçekleri görmezden gelen ve ülkede suni ayrımlar üretmeye yönelik çabaların ürünü olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Sağlıcakla kalın

Av. Dr. Ahmet K. MASTI

“Denizden bile, yerine koymamak şartıyla su alsan nihayet o denizi kurutur, çöl haline getirirsin.”

Mevlana