<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karatekin Gazetesi &#187; ahmetkorhanmasti</title>
	<atom:link href="http://www.karatekin.com.tr/yazar/ahmetkorhanmasti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.karatekin.com.tr</link>
	<description>haber kutsal yorum hürdür...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 07:00:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>35. Maddenin Değiştirilmesi Çözüm mü?</title>
		<link>http://www.karatekin.com.tr/2012/04/13/35-maddenin-degistirilmesi-cozum-mu/</link>
		<comments>http://www.karatekin.com.tr/2012/04/13/35-maddenin-degistirilmesi-cozum-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 06:57:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkorhanmasti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Akp]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Chp]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuki]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Konu]]></category>
		<category><![CDATA[Madde]]></category>
		<category><![CDATA[Nun]]></category>
		<category><![CDATA[Olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Usta]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karatekin.com.tr/?p=5496</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de 211 Sayılı TSK İç Hizmet Kanununun 35. maddesinin değiştirilmesi meselesi arada bir gündeme gelir; konu bir müddet tartışılır, daha sonra da gündemden düşer. Son dönem de ise bir yandan hükümet, diğer yandan ana muhalefet partisi, bu maddenin değiştirilmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Hatta bir önceki yasama döneminde, CHP bu maddenin değiştirilmesi yönünde bir değişiklik önerisi bile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.karatekin.com.tr/wp-content/uploads/cache/4904_NpAdvCatPG.jpg" class="alignnone" width="234" height="200" />Türkiye’de 211 Sayılı TSK İç Hizmet Kanununun 35. maddesinin değiştirilmesi meselesi arada bir gündeme gelir; konu bir müddet tartışılır, daha sonra da gündemden düşer. Son dönem de ise bir yandan hükümet, diğer yandan ana muhalefet partisi, bu maddenin değiştirilmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Hatta bir önceki yasama döneminde, CHP bu maddenin değiştirilmesi yönünde bir değişiklik önerisi bile getirmişti. </p>
<p>Son günlerde bu maddenin değiştirilmesi konusu tekrardan gündeme getirildi. Gündemi değiştirme konusunda usta olan kadrolar, özellikle yapılmayan memur ve emekli maaş zamlarını unutturabilmek için bu maddeyi yine gündeme taşıdılar.</p>
<p>Basına yansıyan haberler şu şekildedir; </p>
<p>“AKP, darbelere zemin hazırladığı öne sürülen Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesini değiştirmek için harekete geçti.<br />
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, 35. maddeyle ilgili olarak; Darbe tipik bir üçüncü dünya ülkesi olduğumuzun göstergesidir. Eğer darbeye fetva oluşturacak darbeye yasal gerekçe oluşturacak bir şey varsa bunların da mutlak surette temizlenmesi gerekiyor.” şeklinde açıklamada bulunmuştur.<br />
TSK’nın görevini “Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.” diye tanımlayan 35. madde, darbe yapmayı meşru gösteren bir madde değil, tam tersine dışarıdan ve içeriden gelebilecek her türlü tehdit, tehlike ve darbeye karşı Cumhuriyeti ve vatanı savunma görevi veren bir maddedir. Bu hüküm esasen TSK’ya askeri darbe yapma yetkisi vermez. Hiçbir hukuki düzenleme TSK’yı meşru hükümeti devirme yetkisi veremez. 35. maddedeki bu düzenlemeden hiçbir darbeye gerekçe çıkartılamaz. </p>
<p>Ama 27 Mayıs hariç diğer tüm müdahalelerin dayanağı olarak hep bu madde gösterilmiştir. Hâlbuki darbe veya ihtilal denen şey meşru bir şey midir ki yasal dayanağı olsun. </p>
<p>İşin aslına bakılacak olursa, bu yapılan TCK hükümleri bağlamında suçtur. Nitekim 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 tarihlerinde gerçekleştirilen ve başarısız bir şekilde neticelenen birinci darbe teşebbüsünde emekliye sevk edilen, ikincisinde yargılanıp idam edilen Talat Aydemir ve Fethi Gürcan ekibinin yaptıkları da suç idi. Bu fiilleri suç sayan TCK hükümleri bu kişiler hakkında tatbik edildi ve cezalandırıldılar. </p>
<p>Oysa bu kişiler de aynı maddeye istinaden darbe teşebbüsünde bulunmuşlardı. O zaman bu da göstermektedir ki, darbe yapmak için 35. maddeye ihtiyaç yoktur. Hangi komuta kademesinde olursa olsun hiç fark etmeksizin, bazıları şayet kendi bakış açılarından ülkenin tehlikede olduğunu düşünüyorlarsa, arkalarında da bir kuvvet varsa derhal harekete geçebilecektirler.</p>
<p>Yeniden gündeme gelen değişiklik çalışmalarından önce geçtiğimiz yasama döneminde yapılan teklif; halen, “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır” şeklinde yazılan maddenin TSK’nın “kollama” ve “koruma” görevini “demokratik parlamenter sisteme bağlı kalarak yapacağı” yönünde bir ifade eklenmesini içermekteydi.</p>
<p>Yukarıda da ifade edildiği üzere, değil 35. madde bu konuda ufak bir imada bulunan diğer maddeler bile değiştirilse yönetimi ele geçirmek isteyen yine ele geçirme çabasında bulunabilecektir. Kaldı ki Darbe, kanuna dayanarak yapılan bir eylem, fiil olsaydı bu gün 12 Eylül’ü yargılıyoruz diye feryat da edemezlerdi.</p>
<p>Zaten, Kanunlarda suç sayılmış olan bir fiilin gerçekleştirilmiş olmasının bir kanun maddesine dayandırılmasının mantığı da bulunmamaktadır. Bu nedenle yapılması planlanan değişikliğin “korumak” vazifesinden çok İçişleri ile ilgili “kollamak” vazifesi ile ilgili olduğu, TSK’nin dâhildeki etkinliğinin azaltılmasına yönelik bu çalışmanın da tek başına etkili olamayacağı değerlendirilmektedir.</p>
<p>Sağlıcakla kalın.</p>
<p>								Dr. Ahmet K. MASTI</p>
<p>“Hukuk rahmettir, mücadeleleri ortadan kaldırma aracıdır, kıyametteki adalet okyanusundan bir damladır. Damla ufak ve küçük hacimli olsa bile okyanusun suyunun saflığını belli eder.”</p>
<p>										Mevlana</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karatekin.com.tr/2012/04/13/35-maddenin-degistirilmesi-cozum-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>STALİN’İN TAVUĞU!</title>
		<link>http://www.karatekin.com.tr/2012/04/06/stalin%e2%80%99in-tavugu/</link>
		<comments>http://www.karatekin.com.tr/2012/04/06/stalin%e2%80%99in-tavugu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Apr 2012 06:12:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkorhanmasti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Bakan]]></category>
		<category><![CDATA[Belki]]></category>
		<category><![CDATA[Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Dostlar]]></category>
		<category><![CDATA[Eylem]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hadi]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Konu]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Memur Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Protesto]]></category>
		<category><![CDATA[Stalin]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>
		<category><![CDATA[Zam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karatekin.com.tr/?p=5399</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemiz insanının yutturulan afyonun etkisinden kurtulamamış gibi bir hali var. Çünkü yıllardan beri ilk defa memura emekliye zam verilmeden ocak ayı geçti, hatta nisan bile geçecek kimseden ses seda yok. Hazirana belki yetişebileceği söyleniyor. Daha bundan 10-15 yıl önce, değil ocak-temmuz zamlarını vermemeyi enflasyon farkı denen artış verilmese bile vatandaş derhal tepkisini gösteriyordu. Sokaklar savaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemiz insanının yutturulan afyonun etkisinden kurtulamamış gibi bir hali var. Çünkü yıllardan beri ilk defa memura emekliye zam verilmeden ocak ayı geçti, hatta nisan bile geçecek kimseden ses seda yok. Hazirana belki yetişebileceği söyleniyor.</p>
<p> Daha bundan 10-15 yıl önce, değil ocak-temmuz zamlarını vermemeyi enflasyon farkı denen artış verilmese bile vatandaş derhal tepkisini gösteriyordu. </p>
<p>Sokaklar savaş alanına çevrilsin gibi bir talebimiz yok ama AKP öncesi iktidarlar, sonradan yavaş yavaş yaptığı zamlarla verdiğini alıyor olsalar bile en azından memur ve emeklinin maaş artışını yapıyorlardı. Memur ve emekli gelir gider dengesinde hep bir adım önde idi.  </p>
<p>Şimdi ise maaş artışının nasıl olacağı bile belli değil. Konu ile ilgili bakan bey lütfetmişler artışın ocaktan itibaren geçerli olabileceğini söylemişler ama yapılması planlanan artışın çok çok üzerinde bir zam furyası vatandaşın cebinden yapılmayan artışı ve hatta daha da fazlasını almış götürmüş. Yine de ses yok. </p>
<p>Bu ara Eğitim Bir Sen yetkililerinden biri, dostlar alışverişte görsün misali cılız bir sesle; öğretmenlere ek ödeme vermeyeceklerini söyleyen Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e tepki göstererek, “Türkiye’yi eylem alanına çeviririz ve eninde sonunda öğretmen ve öğretim elemanlarımıza ek ödemeyi alırız” demiş. Hadi hayırlısı!!</p>
<p>Memura, emekliye zam yapılmamasını protesto da bu gidişle Memur-Sen’e düşecek gibi!!</p>
<p>Vatandaşa seyrettirilen veya okutturulan yazılı ve görsel yayın organlarına göre her şey güllük gülistanlık, ekonomi tıkırında, denilene göre aslında ekonomimiz diğer ülkeler gibi sorunlu olsa idi bu zamlar % 50 lilere dayanırmış, halimize şükretmeliymişiz! </p>
<p>Geçtiğimiz günlerde büyükşehirlerimizden birinin yetkilileri il bazında 174 Bin aileye yardım yaptıkları ile öğünüyordu. Fakirleştirilip 174 bin aileye yardım yapmak yerine yeni iş imkanları sağlanarak hayatlarını devam ettirmeyi sağlama gibi bir çalışma ise ufukta görünmüyor.</p>
<p>Bunun sonucunda Ankara Keçiören’de yaşanan trajedik olay ise normal karşılanıyor. Hatırlarsınız bu hafta içerisinde Keçiören’de 5 kişilik bir aile parasızlık nedeniyle doğalgazla ısınamadıkları için belediyenin dağıttığı yardım kömürü ile ısınmaya çalışırken sobadan sızan gazdan zehirlenip vefat ettiler.</p>
<p>	Fakirleştirilmiş, kaderine razı hale getirilmiş ve mutlu bir halk; bu bana teşbihte hata olmaz ama Stalin’e atfedilen bir hikâyeyi hatırlattı;</p>
<p>“Stalin en şedit cinayetlerini planladığı çalışma odasına yakın dostlarını toplamış sohbet ediyordu. Votka şişelerinin biri gidip, diğeri geliyordu. Kafalar iyice dumanlanmıştı. Stalin kan çanağına dönmüş gözlerini etrafında dalkavukluk yarışına girmiş adamlarına çevirerek sordu: </p>
<p>- Saçını ihtilalde, halk içinde, devlet yönetiminde, bürokraside ağartmış dostlarım&#8230; Söyleyin bakalım halkın yönetime baş eğmesi, kayıtsız şartsız itaat etmesi için yöneticiler ne yapmalı, nasıl davranmalıdır?</p>
<p>Her dumanlı kafadan bir ses çıktı.. Kimisi adaletten, haktan söz etti. Kimisi demokrasiden&#8230;. Kimisi sürgünden, sehpadan, hapisten&#8230; Kitlesel cinayetlerin deha çapındaki katili Stalin, beğenmedi adamlarının izahatlarını&#8230; Bir kadeh daha votka çekerek şöyle dedi:</p>
<p>- Yönetimi eline geçiren hükümdarın Tanrıdan pek farkı yoktur! Halkın karşınızda baş eğip durması için ne yapmanız gerektiğini durun da şu beyinsiz kafalarınıza çivi gibi çakayım&#8230; Hemen hizmetçileri çağırıp emretti.</p>
<p>- Çabuk bana bir tavuk getirin&#8230;</p>
<p>Aceleyle bir tavuk kapıp getirdi adamları&#8230; Stalin, kafaları iyice dumanlanmış adamlarının gözleri önünde başladı canlı canlı tüylerini yolmaya tavuğun,&#8230; Bütün tüyleri yolunup cascavlak kalan tavuğu odanın ortasına salıverdi, </p>
<p>- Şimdi izleyin bakalım nereye gidecek bu şaşkın tavuk&#8230; </p>
<p>Zavallı tavuk bu azaptan kaçıp kurtulayım diye aralık kapıdan dışarı canını atayım diyor, soğuktan tir tir titriyor&#8230; Masaların altına giriyor, köşeli masa ayakları canını yakıyor&#8230; Duvar diplerine koşuyor teleksiz, tüysüz kanatları yara bere içinde kalıyor&#8230; Şömineye yaklaşıyor tüysüz derisi kavruluyor&#8230; </p>
<p>Çaresiz, tüylerini yolan Stalin&#8217;in bacakları arasına saklanıp, sığınıyor&#8230; O zaman Stalin, cebinden bir avuç yem çıkarıp önüne tane tane atıveriyor yolunmuş tavuğun&#8230; Yemlenen tavuk, Stalin nereye yönelse peşinden koşuveriyor..</p>
<p>Ağızları bir karış açık kalan dostlarına bakıp, pos bıyıklarının altından gülerek şöyle diyor Stalin: </p>
<p>- Gördünüz mü? …….. ……… …..”</p>
<p>Sağlıcakla kalın.</p>
<p>									Dr. Ahmet K. MASTI</p>
<p>“Göğsünün içindekini hakiki gönül sanan kimse, Hak yolunda iki üç adım attı da her şey oldubitti sandı.<br />
Aslında tesbih, seccade, tövbe, sofuluk, günahtan sakınma, bunların hepsi yolun başıdır. Hak yolcusu aldandı da bunları varacağı konak sandı.”</p>
<p>										Mevlana</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karatekin.com.tr/2012/04/06/stalin%e2%80%99in-tavugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslamiyet Kavramlarla Vurmak; Şehitlik</title>
		<link>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/30/islamiyet-kavramlarla-vurmak-sehitlik/</link>
		<comments>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/30/islamiyet-kavramlarla-vurmak-sehitlik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 12:56:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkorhanmasti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Arzu]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Defa]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah GüLen]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Lakin]]></category>
		<category><![CDATA[Masum]]></category>
		<category><![CDATA[Mertek]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Namus]]></category>
		<category><![CDATA[Pek]]></category>
		<category><![CDATA[Peki]]></category>
		<category><![CDATA[Siz]]></category>
		<category><![CDATA[Tutan]]></category>
		<category><![CDATA[Yemin]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karatekin.com.tr/?p=5353</guid>
		<description><![CDATA[“Son yıllarda İslamiyet&#8217;te mühim yeri olan birçok kavram bilinçli şekilde yozlaştırılarak, Müslümanlar tarafından kabul edilemeyecek manalar yüklenmeye çalışılıyor. Oysa şehit olmanın şartları İslamiyet&#8217;te bellidir. İnsan terör eylemi yaparak, masum insanları katlederek şehit olmaz. Bırakın şehitliği, gerçek Müslüman bile olamaz.” Yukarıdaki cümleler bana ait değildir. Bizatihi Fethullah Gülen Hoca adına açılmış bir internet sitesinde Muhammed Mertek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Son yıllarda İslamiyet&#8217;te mühim yeri olan birçok kavram bilinçli şekilde yozlaştırılarak, Müslümanlar tarafından kabul edilemeyecek manalar yüklenmeye çalışılıyor.</p>
<p>Oysa şehit olmanın şartları İslamiyet&#8217;te bellidir. İnsan terör eylemi yaparak, masum insanları katlederek şehit olmaz. Bırakın şehitliği, gerçek Müslüman bile olamaz.”</p>
<p>Yukarıdaki cümleler bana ait değildir. Bizatihi Fethullah Gülen Hoca adına açılmış bir internet sitesinde Muhammed Mertek isimli biri tarafından terör eylemi yaparken ölenlerle ilgili olarak kaleme alınmıştır. Peki, günümüz gelişmeleri karşısında bu cümlelere katılmamak mümkün mü?</p>
<p>Bugüne kadar genel anlamda herkesin bildiği gibi Şehit; Allah yolunda, din, vatan ve namus gibi kutsal değerleri uğrunda ölen; ruhunu Allah’a bedenini toprağa sunan, bir gül bahçesine girercesine şu kara toprağa giren eli öpülesi bir kahramandır.</p>
<p>İnanç kültürümüzde özel bir yeri ve yüce bir değeri olan şehitlik, yüce dinimizin önemsediği ve teşvik ettiği bir rütbedir. İnsan çalışarak pek çok rütbe ve unvan elde edebilir. Bu rütbelerin başında hiç şüphe yok ki, şehitlik ve gazilik gelir. Çünkü bu rütbeler hayat karşılığında elde edilir ve inançla kazanılır. Hakkın ve halkın nezdinde şahadet mertebesine yükselmek, büyük bir mazhariyettir. Kur’an-ı Kerim’de Allah şehitler hakkında şöyle buyurur:</p>
<p>“Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler. Lakin siz onu anlayamazsınız.” (Bakara, 154)</p>
<p>Bizzat Peygamberimiz, bir defa değil birkaç defa şehit olmayı istemiş ve şöyle buyurmuştur:</p>
<p>&#8220;Ruhumu kudret elinde tutan Allah&#8217;a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmemi, sonra tekrar dirilip savaşarak tekrar öldürülmemi, yine dirilip savaşta öldürülmemi arzu ederim.&#8221;</p>
<p>	Hal böyle iken hükümetin terör saldırılarında ölen sivilleri yasayla şehit ilan etmeye kalkışması ne anlama gelmektedir. Duyarlı, inançlı herkesin büyük tepki gösterdiği bu talihsiz açıklamanın olduğu gün şehitlerimizin kemikleri sızlamış, vicdan sahibi sağduyulu vatandaşlarımız kahrolmuştur. </p>
<p>Türkiye&#8217;nin bölünmez bütünlüğü için kan ve can veren şehitlerin aileleri ile malul gazilerin üzerinde tarifi imkânsız bir üzüntü, hayal kırıklığı ve öfke yaratmıştır. </p>
<p>Kaldı ki, Kanunların yasakladığı bir eylemi yaparken hayatını kaybeden ya da malul olanlara hiçbir şekilde şehit ya da gazi denilemeyeceğinin yönetenler tarafından da bilinmesi gerekir. Bu nedenle bu talihsiz ve kabul edilemez düzenleme çalışmasının açıklaması bile tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. </p>
<p>Şehitlik hukuki bir terim ya da içerik değil, milli ve dini bir kıymet hükmüdür. Kimlerin şehit sayılacağını ve kimin şehit makamına yükseldiğini, hukuki gerekçelerle tayin etme yetkisi kimsede yoktur.</p>
<p>            Savurganca ve düşüncesizce şehit tanımını genişletme çabası abesle iştigaldir. Kahramanların ruhlarına haksızlıktır. Şehitliği sulandırmak, ayağa düşürmek kimsenin haddine değildir.</p>
<p>	Unutulmamalıdır ki;</p>
<p>&#8220;Şehitlik hukuki değil, dini ve milli bir hükümdür!&#8221;</p>
<p>“Vefa nedir, bilir misin? Vefa arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Vefa; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefa; ötelerin sonsuz mükâfatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır.”		Mevlana</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/30/islamiyet-kavramlarla-vurmak-sehitlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihten İbret Alınsaydı Tekerrür Mü Ederdi?</title>
		<link>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/24/tarihten-ibret-alinsaydi-tekerrur-mu-ederdi/</link>
		<comments>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/24/tarihten-ibret-alinsaydi-tekerrur-mu-ederdi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2012 14:39:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkorhanmasti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Amire]]></category>
		<category><![CDATA[Cudi]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Edip]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Ibret]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Ko]]></category>
		<category><![CDATA[Konu]]></category>
		<category><![CDATA[Polis]]></category>
		<category><![CDATA[Pul]]></category>
		<category><![CDATA[Sanki]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Yere]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karatekin.com.tr/?p=5319</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar önce çalıştığım yere yeni bir amir atandı. Atanmayla birlikte sanki orayı yöneten ilk kendisiymiş gibi o kurumu geliştirme yönünde talimatlar vermeye başladı. Verilen talimatlar üzerinde çalışanlar o amire bir süre sonra ellerinde geçmişte o konu ile ilgili yapılmış çalışmalar ile dönmeye başladılar. Çünkü aynı konular daha önce detaylı olarak incelenmiş ve bir sonuca varılmıştı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar önce çalıştığım yere yeni bir amir atandı. Atanmayla birlikte sanki orayı yöneten ilk kendisiymiş gibi o kurumu geliştirme yönünde talimatlar vermeye başladı. Verilen talimatlar üzerinde çalışanlar o amire bir süre sonra ellerinde geçmişte o konu ile ilgili yapılmış çalışmalar ile dönmeye başladılar. Çünkü aynı konular daha önce detaylı olarak incelenmiş ve bir sonuca varılmıştı veya yaşanan bir tecrübe sonrası devam edip etmemeye karar verilmişti. Sonuçta o amir artık yeni bir talimat vermeden önce “bakın bakalım bu konuda daha önce yapılmış bir çalışma var mı? Amerika’yı yeniden keşfetmeyelim” demeye başlamıştı.</p>
<p>İşte değerli hemşerilerim Cudi dağından Şırnak’tan gelen şehit haberlerinden sonra içim, yüreğim yana yana bu olayı hatırladım. Yine aynı sözler söyleniyor, söylenecek. Kanları yerde kalmayacak, karşılığı misliyle verilecek gibi beylik laflar yetkililerce edilecek. Şehit cenazelerinde en önde saf tutularak son görev yerine getirilmeye çalışılacak. Fakat giden gittiği ile kalacak, bir süre sonra bu haberde diğerleri gibi hafızalarda geri plana atılacak. Esas yüreği yanan ailelerin yangınları nasıl söndürülecek, gidenin yerini para pul doldurur mu diye kimse düşünmeyecek.</p>
<p>  Tarihten ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi? Polis ve asker destekli operasyonlar bölgede seksenli yıllarda denendi ve polisin zayiatının fazla olması, eğitiminin yetersiz olması, koordinasyonda sorunlar yaşanması vb. daha başka nedenlerle bu tarz operasyonel faaliyetlerden vazgeçilerek polis özel harekât birlikleri il, ilçe merkezlerine çekilirken arazi tamamen askere bırakılmıştı.</p>
<p>Askerin itibarsızlaştırılması, etkisizleştirilmesi, askerin yerine ağır silahlarla donatılmış yeni bir gücün yaratılması sürecinde polis özel harekât yine araziye çıkarıldı. Sonuç malum. Bu ilk değil ama Allah korusun son da olmayacağı konusunda yakın tarih göstergeleri var.</p>
<p>Gelin dönün bu inattan. Yapacaksanız komando birliklerini ve özel kuvvetler komutanlığını geliştirin ve terörle, teröristle mücadeleyi tek bir elden yürütün. Yeterince eğitim almadan araziye çıkarılmış genç polis özel harekâtçıların, kısa süreli eğitim sonrası göreve gönderilen komandolardan ne farkı var?</p>
<p>Yandı yürekler yandı, yağan kar ile sönmez. Milyonlar bir ağızdan diyor şehitler ölmez. Yüce Mevlam şehitlerimizden rahmetini esirgemesin. Acılı ailelerine sabırlar versin. Amin.</p>
<p>Ne mutlu Türk’üm Diyene!</p>
<p>								Dr. Ahmet K. MASTI</p>
<p>“Eğer bir Türk seslenirse, Allah korusun, köpek değil erkek aslan bile kan kusar.”</p>
<p>										Mevlana</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/24/tarihten-ibret-alinsaydi-tekerrur-mu-ederdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çankırı Dışında Çankırı</title>
		<link>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/16/cankiri-disinda-cankiri/</link>
		<comments>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/16/cankiri-disinda-cankiri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Mar 2012 09:05:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkorhanmasti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Araya]]></category>
		<category><![CDATA[Belde]]></category>
		<category><![CDATA[Beni]]></category>
		<category><![CDATA[Benli]]></category>
		<category><![CDATA[Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Buna]]></category>
		<category><![CDATA[Dernekler]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Eminim]]></category>
		<category><![CDATA[Federasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Geldi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Meral]]></category>
		<category><![CDATA[Mhp]]></category>
		<category><![CDATA[Pazar]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Yola]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karatekin.com.tr/?p=5230</guid>
		<description><![CDATA[Çankırı dışında, Çankırı’da yaşayandan çok daha fazla Çankırılı olduğu hepimizce malumdur. Bu nüfusun önce Devlet sonra Çankırı menfaatleri doğrultusunda bir araya getirilmesi çok önemli bir icraat olacaktır. İşte bu kapsamda yapılan çabaların bir parçası olarak 11 Mart Pazar günü İstanbul Bahçelievler öğretmenevinde ÇANDEF-Çankırı Dernekler Federasyonunun sabah kahvaltısına konuk olduk. Meclis Başkan Vekili Meral AKŞENER Hanımefendinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çankırı dışında, Çankırı’da yaşayandan çok daha fazla Çankırılı olduğu hepimizce malumdur. Bu nüfusun önce Devlet sonra Çankırı menfaatleri doğrultusunda bir araya getirilmesi çok önemli bir icraat olacaktır.</p>
<p>	İşte bu kapsamda yapılan çabaların bir parçası olarak 11 Mart Pazar günü İstanbul Bahçelievler öğretmenevinde ÇANDEF-Çankırı Dernekler Federasyonunun sabah kahvaltısına konuk olduk.</p>
<p>	Meclis Başkan Vekili Meral AKŞENER Hanımefendinin de onurlandırdığı kahvaltılı sohbet toplantısında İstanbul’da yaşayan Hemşerilerimi bu kadar diri görmek beni umutlandırdı, duygulandırdı. MHP Çankırı İl Başkanı Ali ACIBUNAR ve arkadaşlarının Çankırı’dan iştirakleri de toplantıya ayrı bir anlam kattı.</p>
<p>	Hele federasyon yetkililerinin yaptıkları konuşmalarda, bulundukları ilçe, belde, mahallelerdeki her yere hemşerilerimizin aday olması isteği ve mesajı övgüye değerdi.  </p>
<p>Hasan BENLİ Bey’in konuşmasındaki girizgâh ise Çankırı’nın Çankırılının kültürünü, geçmişini, tarihini anlatması bakımından harikulade idi.</p>
<p>Artık Çankırı’nın Çankırılının beklemeye tahammülü kalmamıştır. Bulundukları ortamlarda en iyi yerleri hedeflemeliler ve buna göre mücadele etmelidirler.</p>
<p>	Çankırılının İstanbul’da atılım yapmasının zamanı geldi de geçmektedir bile. Bunun farkında olarak ÇANDEF bünyesinde 4 kişi ile yola çıkan Ömer BEZCİ Bey’in o gün toplanmasını sağladığı yaklaşık 400 dava arkadaşının 10 katını, hedeflediği şekilde çok kısa bir süre sonra bir araya getirebileceğine eminim.</p>
<p>	Yeter ki Çankırılıyı bir araya getirip güç birliğini sağlama çabaları kişilik, benlik mücadelesine dönmesin.</p>
<p>	Bu duygularla önümüzdeki 18 Martta olağandışı bir şey olmazsa görevi bırakacak olan ÇANDEF Başkanı Ömer Lütfi ÖZENÇ Bey ile Çankırılı Ülkücüler İstanbul’da buluşuyor toplantısını organize eden ve koyduğu daha büyük hedefleri de bu azimle gerçekleştireceğine inandığım Ömer BEZCİ Bey’e misafirperverliklerinden dolayı teşekkür ederim. </p>
<p>	Benzer toplantılar için darısı Ankara ve İzmir’deki derneklerin başına.<br />
Sağlıcakla kalın.				Dr. Ahmet K. MASTI</p>
<p>“Duvarların yardımı olmasa evler, ambarlar nereden meydana gelirdi? Her duvar, birbirinden ayrı olsa tavan, havada nasıl olur da direksiz, dayaksız durur?”<br />
										Mevlana</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/16/cankiri-disinda-cankiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mustafa Necati Sepetçioğlu’nu Okumak</title>
		<link>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/09/mustafa-necati-sepetcioglu%e2%80%99nu-okumak/</link>
		<comments>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/09/mustafa-necati-sepetcioglu%e2%80%99nu-okumak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Mar 2012 07:10:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkorhanmasti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Almak]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Daha Fazla]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Ete]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Milli]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[Necati]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Nun]]></category>
		<category><![CDATA[Onca]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Tam]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[TüRk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Usta]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karatekin.com.tr/?p=5183</guid>
		<description><![CDATA[Her şeyin birbirine karıştığı, somut verilere dayalı tarihin dahi küresel güçlerce sorgulanır hale getirtildiği dolayısıyla da milli tarih ve milli kültürümüzün yozlaşması için elinden gelenin ardına konmadığı bir dönemde sizlere iyi bir edebiyat yeteneğine ve sağlam bir tarih bilgisine sahip olduğunu düşündüğüm; eserlerinde Türk kültürünü, Yesevilik felsefesini yücelten gerçek bir sanatçıdan Mustafa Necati Sepetçioğlu’ndan rahmet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her şeyin birbirine karıştığı, somut verilere dayalı tarihin dahi küresel güçlerce sorgulanır hale getirtildiği dolayısıyla da milli tarih ve milli kültürümüzün yozlaşması için elinden gelenin ardına konmadığı bir dönemde sizlere iyi bir edebiyat yeteneğine ve sağlam bir tarih bilgisine sahip olduğunu düşündüğüm; eserlerinde Türk kültürünü, Yesevilik felsefesini yücelten gerçek bir sanatçıdan Mustafa Necati Sepetçioğlu’ndan rahmet ve saygı ile bahsetmek isterim.</p>
<p>Mustafa Necati Sepetçioğlu, Türk edebiyatının Cumhuriyet dönemi usta romancılarından birisi idi. </p>
<p>Onca ihtişamına ve edebi büyüklüğüne rağmen siyasi görüşleri yüzünden bir kısım tarafından yok sayılmış, görülmesi engellenmiş bir yazardır. Tarihi romanlarında inanılmaz bir akıcılık yakalamıştır, 12 eserlik dizisinin tamamı birbiriyle bağlantılı ve bağımlılık yaratıcıdır.</p>
<p>Kitaplarında tarih ve edebiyatı aynı potada buluşturur, erişilmez sanılan sultan ve padişahları, zaafları ve kuvvetli yanlarıyla ete kemiğe büründürürdü. Türk Tarihi’nin Sultan Alparslan’dan; Milli Mücadeleye dek uzanan dönemini bilinmeyen yönleriyle ve mükemmel bir üslupla anlatan Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun romanları bir neslin başucu kitapları olmuştur.</p>
<p>Türk milli kültürüne kazandırdığı değerli eserleriyle bir neslin hocası olan, çağımızın Dede Korkut’u kabul edilen Mustafa Necati Sepetçioğlu ölümünden bir süre önce Türkiye’ye yönelik hain kuşatmanın tam teslimiyetçi yerli işbirlikçilerine ve Türklüğün aşağılanıp hakarete uğramasına daha fazla tahammül edemeyeceğini açıklayarak yazılarına son vermişti. Daha sonra kısmen yeniden yazmaya başlayan üstat geçirdiği rahatsızlık sonucu Temmuz 2006’da Sarıyer’deki evinde hayatını kaybetmiştir.</p>
<p>Daha iyi özümsemek ve farklı lezzetler almak için 15 yaşından sonra ilk ve 35 yaşından sonra ikinci kez baştan sona okunması gerektiğini düşündüğüm kitaplarının hepsinin tek bir kaynakta tam olarak bulunamaması nedeniyle serileri ve içindeki kitapları da sizlerle paylaşmak isterim.</p>
<p>DÜNKÜ TÜRKİYE DİZİSİ<br />
Kilit (1971), Anahtar (1973), Kapı (1973), Konak (1974), Çatı (1974), Üçler-Yediler-Kırklar (1975), Bu Atlı Geçide Gider (1977), Geçitteki Ülke (1980), Darağacı (1979), Ebem Kuşağı(1989), Sabır (1980), Gündönümü(1980). </p>
<p>BU GÜNKÜ TÜRKİYE DİZİSİ<br />
Buğday Kamyonu(1980), Karanlıkta Mum Işığı (1978), Güneşin Dört Köşesi(1983). </p>
<p>VE ÇANAKKALE DİZİSİ<br />
 &#8230;Ve Çanakkale 1 / Geldiler (1989), &#8230; Ve Çanakkale 2 / Gördüler (1989), &#8230;Ve Çanakkale 3 / Döndüler (1989). </p>
<p>KIBRIS DİZİSİ &#8211; SABIR AĞACI<br />
Sahibini Arayan Toprak, Zaman Toprak ve Sahibi, Zaman Yürüyüşü, Zaman Bir Dar Kapıda, Zaman Sarkacı, Zaman Dönümü, Zaman Yok, Zaman Uyanışı.</p>
<p>BİR ÖMÜR BOYU KIBRIS DİZİSİ<br />
Boyun Eğiş, Hayır Deyiş.</p>
<p>KÜLTÜR DİZİSİ<br />
Sonsuza Uzanan Taşlar, Can Ocağında Pişen Aş, Dedem Korkutun Kitabı, Karşılaştırmalı Türk Destanları, Kutsal Mahpus Ebu Hanife, Bir Büyülü Dünya ki, Benim Adın Yunus Emre, Yaratılış ve Türeyiş, Menevşeler Ölmemeli, Dünden Bu güne ve Yarına 1, Dünden Bu güne ve Yarına 2.</p>
<p>TİYATRO ESERLERİ<br />
Yunus Emre, Her Bizansa Bir Fatih. </p>
<p>OYUNLAR<br />
Büyük Otmanlar (oyn.1967), Trampacılar (oyn.1968), Çardaklı Bakıcı (1969), Köprü(1969), Son Bloklar(1969), Mehveş Hanım(1984), Meragati Abdülkadir(1986). </p>
<p>İNCELEME<br />
Türk Destanları (1986).</p>
<p>	Sağlıcakla kalın.</p>
<p>								Dr. Ahmet K. MASTI</p>
<p><strong><br />
“İnsan, büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar; bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır.”</strong><br />
									Mevlana</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karatekin.com.tr/2012/03/09/mustafa-necati-sepetcioglu%e2%80%99nu-okumak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Detayla Boğuşurken Özü Kaçırmayalım</title>
		<link>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/25/detayla-bogusurken-ozu-kacirmayalim/</link>
		<comments>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/25/detayla-bogusurken-ozu-kacirmayalim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2012 16:05:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkorhanmasti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[Arar]]></category>
		<category><![CDATA[Barda]]></category>
		<category><![CDATA[Burada]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Emin]]></category>
		<category><![CDATA[Eminim]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Gerek]]></category>
		<category><![CDATA[Hatta]]></category>
		<category><![CDATA[Istihbarat]]></category>
		<category><![CDATA[Masti]]></category>
		<category><![CDATA[Meksika]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Polis]]></category>
		<category><![CDATA[Polisi]]></category>
		<category><![CDATA[Senin]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karatekin.com.tr/?p=4904</guid>
		<description><![CDATA[Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir. Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar. Juan: “Yalnızca kum” diye cevap verince Polis: &#8211; Aç bakalım çantaları, der. Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka bir şey bulamaz çantada! Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir. Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar.</p>
<p>Juan: “Yalnızca kum” diye cevap verince</p>
<p>Polis:  &#8211; Aç bakalım çantaları, der. </p>
<p>Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka bir şey bulamaz çantada! Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka bir şey yoktur!</p>
<p>Polis, çantalarını Juan&#8217;a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir. </p>
<p>Ertesi gün Juan Motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan&#8217;ı gene durdurur, didik didik arar, bir şey bulamaz ve Juan&#8217;ı serbest bırakmak zorunda kalır. </p>
<p>Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder!  Bir gün emekli polis Meksika&#8217;da bir barda otururken Juan&#8217;ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır;</p>
<p>- Senin yıllardır bir şeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracağım. Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat bana ne kaçırdığını. Aramızda kalacağına emin olabilirsin. </p>
<p>Juan gülümseyerek cevaplar: </p>
<p>“Motosiklet”</p>
<p>Sözün özü; detayla boğuşurken özü kaçırmayalım. Küresel güçler tarafından Devletin savunma refleksleri olan kurumlar bir bir itibarsızlaştırılarak pasifize edilmektedir.</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetleri ile başlayan bu süreç yargı, sivil toplum kuruluşları, hatta siyasi partileri bile etkilemeye çalışmış ve son olarak Milli İstihbarat Teşkilatı da olanlardan nasibini almıştır. </p>
<p>Şimdi sıra bir diğer teşkilatta. </p>
<p>İtibarsızlaştırma burada da tamamlanınca gelsin yeni Sevr antlaşması çerçevesinde sözde AB üyeliği!  </p>
<p>Sağlıcakla kalın.	</p>
<p>						Dr. Ahmet K. MASTI</p>
<p>“Gerek yok her sözü, laf ile beyana.. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana&#8230;”<br />
								Mevlana</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/25/detayla-bogusurken-ozu-kacirmayalim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Komünistliği Kapı Önünde Bıraktı, Hâkim Olarak Görev Yaptı</title>
		<link>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/17/komunistligi-kapi-onunde-birakti-hakim-olarak-gorev-yapti/</link>
		<comments>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/17/komunistligi-kapi-onunde-birakti-hakim-olarak-gorev-yapti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 09:35:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkorhanmasti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Buna]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Karar]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kimi]]></category>
		<category><![CDATA[Mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[Olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Yasama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karatekin.com.tr/?p=4767</guid>
		<description><![CDATA[Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak bağımsız yargı, kişilerin temel hak ve hürriyetlerinin korumasındaki en önemli organdır. Yargının bağımsızlığının sağlanması ve yargı görevini yerine getiren kişilere bir takım teminatların getirilmesi, ülkelerin hukuk devleti olması yolunda önemli bir adımdır. Çünkü bağımsızlığı sağlanmamış, her türlü müdahaleye açık bir yargı, kişilerin haklarını başka türlü aramasının yolunu açacaktır ki, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak bağımsız yargı, kişilerin temel hak ve hürriyetlerinin korumasındaki en önemli organdır. Yargının bağımsızlığının sağlanması ve yargı görevini yerine getiren kişilere bir takım teminatların getirilmesi, ülkelerin hukuk devleti olması yolunda önemli bir adımdır. </p>
<p>	Çünkü bağımsızlığı sağlanmamış, her türlü müdahaleye açık bir yargı, kişilerin haklarını başka türlü aramasının yolunu açacaktır ki, bu da ülkelerin huzurunun bozulmasına ve uluslar arası boyutta da günümüz koşullarında insan hakları konusunda hesap verme gibi durumlarla karşı karşıya kalınmasına neden olabilecektir. </p>
<p>	Bu nedenle bağımsız yargı, uzun zamanlardan beri üzerinde tartışma dahi yapılmayan bir ilke olmuşken son dönemlerde yargı bağımsızlığından gittikçe uzaklaşıldığını gösteren birçok örnek verilmeye başlandı. Görevden almalar, tayinler, çeşitli bahanelerle hâkim ve savcılar hakkında dava açmalar, bir takım komplolarla emekliye zorlamalar son dönemde yapılanlara örnektir. </p>
<p>	Unutmamalıdır ki, yargı bağımsızdır demekle bağımsız olamaz, bu nedenle bağımsızlığını sağlamaya yönelik işlevlerden biri olarak teminatın sağlanması gerekmektedir.</p>
<p>	Mahkemelerin veya hâkimlerin bağımsızlığı, hiçbir baskı altında kalmadan hukuka veya vicdanlarına göre karar vermelerini amaçlar, aynı zamanda gerek yasama ve gerekse yürütme organı karşısında bağımsız olmaları, her ne nedenle olursa olsun bu organların hâkimlere, mahkemelere emir verememesidir. Bu aynı zamanda mahkeme kararlarının değiştirilip kaldırılamayacağını da kapsamaktadır. </p>
<p>	Genelde ülke anayasalarının yargı bölümünde düzenlenen bu husus kimi hukukçulara göre psikolojik bağımsızlığı da içine almalıdır. Buna göre psikolojik bağımsızlık, hâkimin iç ve dış dünyasında kendini özgür hissetmesi, bastırılmış bir ruh hali içinde olmaması, bir ideolojinin, mezhebin, tarikatın, bölgeciliğin, azınlık ırkçılığının, fakirlik kompleksinin, ihtirasın, sevgi ve şefkat yoksunluğunun, korkak bir ruh halinin ezikliği içinde olmamasıdır. </p>
<p>	Bu konuda İtalya’da geçen bir örneği şu şekilde verebiliriz: “Roma Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Profesörlerinden komünist partiye kayıtlı Vezio CRİSAFULLİ, İtalya Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilip görevini yapıp, görev süresi sonunda tekrar fakültedeki kürsüsüne dönerken gazeteler şöyle yazmış; Mahkemenin kapısının önüne kadar komünist olarak geldi, komünistliği kapı önünde bıraktı, hâkim olarak görev yaptı, tekrar kürsüsüne dönerken komünist olarak döndü”. </p>
<p>	Yargı işlevini yerine getirirken içinde bulunulması gereken durumu en iyi şekilde ortaya koyan bu örnek hâkim bağımsızlığının sadece diğer kuvvetlere değil, hâkimin kendi içselliğine göre de sağlanması gerektiğini göstermektedir. </p>
<p>	Bağımsızlık, hiçbir organ, makam, merci ya da kişinin yargılama yetkisini kullanırken hâkimlere emir ve talimat vermemesi, tavsiye ve telkinde bulunmamasıdır. Bağımsızlık aynı zamanda karar verirken hiçbir etki ve baskı altında kalmamaktır. Bağımsızlık, hâkimin karar verirken sadece yasalara ve vicdanına karşı sorumlu olarak hareket etmesidir ve son olarak bağımsızlık hâkimlere ayrıcalık ya da keyfi hareket edebilme özgürlüğünün tanınması anlamına gelmeyip, hukuka bağlı olma anlamındadır. </p>
<p>	Mahkemelerin bağımsızlığı sadece anayasada yazılma ile sağlanmış olmaz. Bunu gerçek anlamda yerine getirecek güvencelerin olması gerekir. Çünkü bağımsızlığı tehlikeye düşürecek girişimler veya davranışlar son dönemde sıklıkla yaşadığımız gibi devletten, Devletin organlarından, taraflardan ve toplumdan kaynaklanabilir. Mesela daha somut olarak, bağımsızlığı yasama organı tehlikeye düşürebilir, yapacağı işlemlerle yargı bağımsızlığını ihlal edebilir. </p>
<p>	Hal böyle iken, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 138/3 ncü maddesinde yargı bağımsızlığının yasama ve yürütmeye karşı daha net bir şekilde korunmasını sağlayan “görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz” ifadesi son günlerde meydana gelen olaylar karşısında havada kalmaktadır.</p>
<p>	Anayasa’da yargı ile ilgili bir diğer başlık ise Hâkimlik Teminatıdır.</p>
<p>	Hâkimlere görevlerinin yerine getirilmesinde sadece kanuna göre veya kanun ve vicdanına göre hareket etme imkânının tanınmış olması bağımsızlıklarının sağlanmasında yeterli olmayacaktır. Bağımsızlık, bu hallerin haricinde hâkimlere meslek ve varlıklarını tehlikeye düşürmeksizin her türlü korku ve endişeden uzak görev yapacak şekilde kişisel teminatın da sağlanması ile olur. </p>
<p>	Yani hâkimlik teminatına sahip olunması gerekir. Bir başka ifade ile teminat; hâkimlerin yürütmeye karşı kendisini tamamen emniyette hissederek kararlarını her türlü korku ve endişeden uzak olarak vermesidir. Hâkimlik teminatı, uygulanmasında kamu yararı olan ve hâkime tanınmış bir ayrıcalık olmayıp görevinin gereği olan bir teminattır. </p>
<p>	Hâkimlik teminatı kavramının öğretideki açıklamalarının yapılması esnasında ve anayasa maddelerinde de geçtiği üzere genel kabul gören unsurları şunlardır. Hâkimler azledilemez, emekliye sevk olunamaz, aylık ve ödeneklerinden yoksun kılınamaz, başka görevlere atanamaz, başka yerlere atanamaz. </p>
<p>Sonuç olarak;</p>
<p>	Hâkimin bağımsız olması, karar verirken özgür olması, hiçbir etki ve baskı altında kalmamasıdır. 18 nci yüzyılda kuvvetler ayrılığı kuramının ortaya çıkması ile hemen hemen tüm ülke anayasalarında yerini bulan bu husus benzer şekilde Türk Anayasası’nda da düzenlenmiştir. </p>
<p>	Bağımsızlık yasama, yürütme organına karşı bağımsız hareket edebilmeyi gerektirmektedir. Günümüz uygulamalarına bakıldığın da ise bunun sağlanması için atılan adımlardan geriye dönüşlerin olduğu, yıllardan beridir Adalet Bakanlığı Teşkilatı içinde olduğu için tenkit edilen Hâkimler ve Savcılar Yüksek kurulunun ayrı teşkilatlandırılmasının bile baskıcı seçim sistemi nedeniyle eleştirilmeye devam edildiği ve kurulun da bu eleştirileri hak eder şekilde görev icra ettiği ortadadır.</p>
<p>	Bu koşullarda gelinen noktada yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı konularının sadece Hukuk öğretisinde ders ve Anayasa’da da kavram olarak kaldığını söylemek abartılı olmayacaktır. </p>
<p>			Sağlıcakla kalın.</p>
<p>Dr. Ahmet Korhan MASTI</p>
<p>“Akıl, bir başka akılla çift oldu mu, ışık çoğaldı, yol belirdi demektir. Fakat nefis, bir başka nefisle sevindi mi, karanlık artar, yol belirsiz olur.”      </p>
<p>Mevlana</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/17/komunistligi-kapi-onunde-birakti-hakim-olarak-gorev-yapti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salamon 10 Milyon Dolarda Israrcı…</title>
		<link>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/09/salamon-10-milyon-dolarda-israrci%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/09/salamon-10-milyon-dolarda-israrci%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 16:18:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkorhanmasti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Almak]]></category>
		<category><![CDATA[Arz]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlar Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bunu]]></category>
		<category><![CDATA[Burada]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Dolar]]></category>
		<category><![CDATA[Edip]]></category>
		<category><![CDATA[Gir]]></category>
		<category><![CDATA[Ikna]]></category>
		<category><![CDATA[Megalo]]></category>
		<category><![CDATA[Ona]]></category>
		<category><![CDATA[Sevr]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karatekin.com.tr/?p=4648</guid>
		<description><![CDATA[Yabancıların Türkiye&#8217;de mülk edinmesine ilişkin esasların Tapu Kanunu&#8217;nda ve özellikle de bu Kanun&#8217;un 35. maddesinde ele alındığını, bu düzenlemelere bile itiraz edilirken bu kez basına düşen haberlerde İktidarca yeni tasarının hazırlandığının yer aldığı geçtiğimiz günlerde yazdığımız yazımızda aktarılmıştı. Tasarıya göre halen yabancılar için mevcut olan 2.5 hektarlık sınırlama, 30 hektara yükseltiliyor. Bakanlar Kurulu’na da bunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yabancıların Türkiye&#8217;de mülk edinmesine ilişkin esasların Tapu Kanunu&#8217;nda ve özellikle de bu Kanun&#8217;un 35. maddesinde ele alındığını, bu düzenlemelere bile itiraz edilirken bu kez basına düşen haberlerde İktidarca yeni tasarının hazırlandığının yer aldığı geçtiğimiz günlerde yazdığımız yazımızda aktarılmıştı. </p>
<p>Tasarıya göre halen yabancılar için mevcut olan 2.5 hektarlık sınırlama, 30 hektara yükseltiliyor. Bakanlar Kurulu’na da bunu 60 hektara kadar çıkarma yetkisi veriliyor. Yürürlükteki düzenlemeye göre yabancılara mülk ve toprak satışında karşılıklılık esası aranırken yeni düzenlemeye göre karşılıklılık esası aranmayacak. </p>
<p>                Hemen herkesin hak iddia ettiği Türkiye topraklarının emperyalizmin öncelikli hedefi olduğu, bu siyasal hücumun nihayetinde ise Sevr’i yeniden hortlatmak ve Türkiye’yi parçalama gayesinin olduğu vurgulanmış ve Büyük Ortadoğu Projesi’nden, Büyük Kürdistan hayaline, Büyük İsrail Projesi Arz-ı Mevud’dan, Megalo İdea’ya, Yeşil Kuşak Projesi’nden, Kültürel Mozaik’e kadar, sözüm ona bu projelerin hepsinin hedefinin bu topraklar olduğu dikkate sunulmuştu.</p>
<p>Rivayet odur ki:</p>
<p>Salamon Vatikan&#8217;da gezerken upuzun bir kuyruk görür. “Nedir bu kuyruk..?” diye sorduğunda; </p>
<p>Kuyruğun diğer ucunun kiliseye uzandığını ve kilise tarafından cennetin parça parça satıldığını, 1000 dolar verenin de cennetten bir parça satın alabildiğini öğrenir. </p>
<p>Kuyruğu takip edip kiliseye ulaşır, kapıdaki görevlilere “Ben cehennemi satın almak istiyorum..” der. </p>
<p>“Olmaz burada cehennem satışımız yok, cennetten bir parça almak istiyorsan da sıraya gir..” derler. </p>
<p>Salamon cehennemi almakta kararlıdır ve ısrarını da sürdürür. </p>
<p>Kapıda Salamon&#8217;u ikna edemeyen görevliler, içerde Papa&#8217;ya durumu anlatırlar. </p>
<p>Papa gülerek; </p>
<p>“Gidin sorun bakalım cehennemin tümüne ne kadar veriyormuş bu akılsız adam..” der. </p>
<p>Kapıya inip Salamon&#8217;a sorarlar; </p>
<p>“10.000 dolar veririm.. “ der.</p>
<p>Papa Salamon&#8217;u içeri çağırtır, hazırlattığı evrakı da imzalatıp 10.000 dolarını da aldıktan sonra arkasından gülerek uğurlarlar. </p>
<p>Dışarı çıkan Salamon, kapıda günlerdir cennetten bir parça satın almak için bekleyen binlerce kişiye elindeki belgeyi gösterip; </p>
<p>“Cehennemin tümünü ben satın aldım, artık cennet için uğraşmanıza gerek kalmadı, dağılabilirsiniz” der.</p>
<p>Sonra ne mi olur?</p>
<p>Cennet satışlarını sıfırlayan Papa ve ekibi 10.000 dolara sattığı cehennemi Salamon&#8217;dan geri alabilmek için hala pazarlık etmekte, </p>
<p>Son durum..; </p>
<p>Salamon 10 milyon dolarda ısrarcı&#8230;</p>
<p>Bütün bu sebeplerden dolayı, bu gidişle bizim pazarlık edecek mecalimiz bile kalmayacağı düşüncesiyle değil yeni tasarının kabulü mevcut haliyle bile yabancılara toprak satışları Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarına aykırıdır. </p>
<p>    Sağlıcakla kalın.</p>
<p>								Dr. Ahmet Korhan MASTI</p>
<p>   “Yüz binlerce birbirine benzeyenleri seyret de aralarında ki yetmiş yıllık farka dikkat et. İki şey birbirine benzeyebilir: Acı su da berraktır, tatlı su da….”      </p>
<p>Mevlana</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/09/salamon-10-milyon-dolarda-israrci%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türklerin Dışında Herkesin Hak İddia Ettiği Topraklar</title>
		<link>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/02/turklerin-disinda-herkesin-hak-iddia-ettigi-topraklar/</link>
		<comments>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/02/turklerin-disinda-herkesin-hak-iddia-ettigi-topraklar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 15:07:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahmetkorhanmasti</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[Askeri]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlar Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Bunu]]></category>
		<category><![CDATA[Fauna]]></category>
		<category><![CDATA[Flora]]></category>
		<category><![CDATA[Iddia]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Nda]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karatekin.com.tr/?p=4551</guid>
		<description><![CDATA[Yabancıların Türkiye&#8217;de mülk edinmesine ilişkin esaslar 22 Kasım 1934 tarih ve 2644 sayılı Tapu Kanunu&#8217;nda ve özellikle de bu Kanun&#8217;un 35. maddesinde ele alınmıştır. Bu alandaki mevzuat Türkiye tarihinin tecrübeleri de dikkate alınarak tam bir karşılıklılık ve sıkı denetim esasına dayanmıştı. Bu kanunun bazı maddelerinin değiştirilerek yabancıların Türkiye&#8217;de mülk edinmelerinin kolaylaştırılması için, 4916 sayılı Kanun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yabancıların Türkiye&#8217;de mülk edinmesine ilişkin esaslar 22 Kasım 1934 tarih ve 2644 sayılı Tapu Kanunu&#8217;nda ve özellikle de bu Kanun&#8217;un 35. maddesinde ele alınmıştır. Bu alandaki mevzuat Türkiye tarihinin tecrübeleri de dikkate alınarak tam bir karşılıklılık ve sıkı denetim esasına dayanmıştı. </p>
<p>Bu kanunun bazı maddelerinin değiştirilerek yabancıların Türkiye&#8217;de mülk edinmelerinin kolaylaştırılması için, 4916 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuş, Anayasa Mahkemesi&#8217;nin 14 Mart 2005 tarihli 2003/70 esas ve 2005/14 karar sayılı kararı ile ilgili Kanun&#8217;un temel bazı fıkra ve cümleleri iptal edilmiştir. Ancak bu Kanun&#8217;un yürürlükte kaldığı iki yıllık süre, yabancıların Türkiye&#8217;de emlak alımı eğilimlerini gösterdiği için önemlidir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin 14 Mart 2005 tarihinde Tapu Kanunu’nun yabancılara mülk satışının önündeki engelleri kaldıran hükmünü iptal etmesinin ardından hazırlanan yeni kanun taslağı 29 Aralık 2005 tarihinde Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 5444 sayılı Kanun şeklinde yasalaşmıştır. </p>
<p>Bu düzenleme, sadece yabancı özel kişilerin ve ticari şirketlerin Türkiye&#8217;de mülk edinebilmesini, alıcı bazında 2.5 hektarın (Bakanlar Kurulu izniyle 30 hektar) aşılmamasını, çeşitli nedenlerle (sulama, enerji, tarım, maden, sit, inanç ve kültürel özellikler, özel koruma alanları, flora ve fauna özelliği, stratejik ve askeri alanlar) mülk edinilemeyecek alanları belirlenmesinde il yüzölçümünün binde beşini geçmemek kaydıyla Bakanlar Kurulu&#8217;nun yetkili kılınması esaslarını getirmektedir. </p>
<p>Bu düzenlemelere bile itiraz edilirken bu kez basına düşen haberlerde İktidarca yeni tasarının hazırlandığı yer aldı. </p>
<p>Tasarıya göre halen yabancılar için mevcut olan 2.5 hektarlık sınırlama, 30 hektara yükseltiliyor. Bakanlar Kurulu’na da bunu 60 hektara kadar çıkarma yetkisi veriliyor. Yürürlükteki düzenlemeye göre yabancılara mülk ve toprak satışında karşılıklılık esası aranırken yeni düzenlemeye göre karşılıklılık esası aranmayacak. Hangi ülke vatandaşlarına veya ticari şirketlere taşınmaz satılabileceğini, Bakanlar Kurulu belirleyecek. Askeri yasak bölgeler veya stratejik bölgelerde taşınmaz satışında ise, Genelkurmay Başkanlığı yetkili olacak.</p>
<p>            Tasarıyla, mülk edinmede “işyeri ve konut” sınırlaması kaldırılıyor. Ayrıca yabancı gerçek kişilerin taşınmaz edinebilecek yerleri ve oranlarını belirleme yetkisi ile bu uygulamanın kısmen veya tamamen durdurulması yetkisi de Bakanlar Kurulu’nda olacak. Yapısız alanlarda taşınmaz ediniminde ise, proje geliştirilmesi için 2 yıl süre verilirken, süresi içinde proje gerçekleştirilmeyen taşınmazlarda tasfiye öngörülüyor.</p>
<p>            1934-2003 arası ve 3 Temmuz 2003-26 Temmuz 2005 arası (4916 sayılı Kanun) ve 26 Temmuz 2005&#8242;den günümüze kadarki (5444 sayılı Kanun) dönemlerde yabancıların Türkiye&#8217;de mülk alım eğilimleri farklı tablolar ortaya koymuştur.</p>
<p>            İrlanda, Danimarka, Norveç, İsveç, Hollanda ve Belçika’dan da hatırı sayılır sayıda alıcı güney sahillerinde mülk edinmiştir. En çok tercih edilen ilçelerin Alanya, Fethiye, Didim, Bodrum, Kuşadası ve Ürgüp olduğu görülmüştür. Almanlar ve İskandinav ülkeleri vatandaşları ağırlıklı olarak Alanya’da yaşamakta, Fethiye ve Didim ise artık ‘Küçük İngiltere’ olarak anılmaktadır. Diğer ülke vatandaşları ise bu altı bölgeye dağılmış durumdadır.</p>
<p>Bu arada Hatay ili açısından, Fransız mandası döneminden kalma Suriyeli mülk sahiplerinin özel durumlarının söz konusu olduğu bilinmelidir. Kamuoyunda yerleşik olduğu görülen bir başka kaygı da, son dönemde verime kavuşturulmuş GAP bölgesi topraklarının yabancı ülkelerin stratejik projeleri doğrultusunda satın alma yoluyla kontrol altına alınmasıdır.</p>
<p>Türklerin dışında hemen herkesin hak iddia ettiği Türkiye toprakları emperyalizmin öncelikli hedefidir. Bu siyasal hücumun nihayetinde ise Sevr’i yeniden hortlatmak ve Türkiye’yi parçalama gayesinin esas alındığı izahtan varestedir.</p>
<p>Büyük Ortadoğu Projesi’nden, Büyük Kürdistan hayaline, Büyük İsrail Projesi Arz-ı Mevud’dan, Megalo İdea’ya, Yeşil Kuşak Projesi’nden, Kültürel Mozaik’e kadar, sözüm ona bu projelerin hepsinin hedefi bu topraklardır.</p>
<p>Yabancılara toprak satışı emperyalizmin Doğu’ya yönelttiği silahlardan biridir. Bu silah 19. yüzyılda Osmanlı’ya karşı da kullanılmıştır. O zamanın büyük devletleri maliyesi bozuk Osmanlı&#8217;dan, bazen para karşılığında, bazen tehdit ederek birçok ödün almıştır. Bunlardan biri de yabancıya toprak satışıdır.</p>
<p>          Bu uygulamaya Atatürk döneminde son verilmiş, ne yazık ki Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde 2003 yılında yeniden başlatılmıştır. Böylece Lord Curzon’un Lozan’da cebine koyduklarından biri daha çıkarılıp önümüze itilmiştir.</p>
<p>          Yabancılara satılan toprak miktarı rekor seviyeye çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin 80 yılında satılan toprağın dört katı sadece 8 yıl içinde yabancıların olmuştur.</p>
<p>Hâlbuki Avrupa Birliği ülkelerinde yabancıya toprak satışları serbest değildir, kurallara bağlanmıştır. Örneğin; İspanya, Danimarka, Norveç ve İngiltere’de toprak millîdir. Bu konuda koruyucu kanunlar vardır, birey ve toplum yeterli ölçüde bilinçlenmiştir. Yabancıya ev satılmaktadır; ama toprak satılmamaktadır. </p>
<p>          İngiltere’de “Toprak devletin asli unsurudur” anlayışı geçerlidir, yani İngiltere toprakları Büyük Britanya Kraliçesi’ne aittir ve 49-99 yıllığına kendi vatandaşlarına dahi kiraya vermektedir. Satış yapılınca, arazinin tapusu verilmez. Halk, sadece toprağın üzerine dikilen konut ve işyerlerinin kullanım hakkına sahiptir. </p>
<p>          İsrail’de de topraklar devletin olup yüzde 5’i vatandaşın, yüzde 13’ü Yahudi Ulusal Fonu’nundur.</p>
<p>          Türkiye&#8217;de ise toprak millî değildir. Yani ülkemiz “mutlak mülkiyet tapusu” vermektedir. Türkiye&#8217;de satışlar, yabancıları dahi şaşırtan bir kolaylıkla sürüp gitmektedir.  </p>
<p>Sonuç olarak; Para, refah, büyüme her şey demek değildir. Türkiye gibi özel bir tarihi ve stratejik konumu olan ülkede, yabancıların arazi ve emlak edinmesi salt bir mülkiyet sorunu gibi değerlendirilemez.</p>
<p>Yabancıya toprak satışları, misyonerlik faaliyetleri ile birlikte düşünülmeli, satışlar bu açıdan ayrıca analiz edilmelidir.</p>
<p>Yabancı şirketlerin, toprak alımlarında Türk görünümlü aracı şirketler kullandıkları anlaşılıyor. Bu konudaki araştırmalar derinleştirilmelidir.</p>
<p>Toprak satışı sürecinde görünürdeki iyi niyetler (üretim, teknoloji getirme,…) arka planda kötü niyetleri gizlemek için kullanılabilmektedir.</p>
<p>Topraklar yalnızca toprak olarak değil, altındaki maden kaynakları için de satın alınabilmektedir. Dolayısıyla yabancıya toprak satışı derken, bu boyutu da göz önünde tutmak gerekir.</p>
<p>Yabancıların gayrimenkul edinmeleri sınırsız ve koşulsuz olamaz. Dileyen her yabancı, Türkiye&#8217;nin her yerinde gözüne kestirdiği her arsayı, her tarlayı, her binayı parasını bastırıp alamamalıdır. Bu nedenle yabancıya mülk satışları konusunda halk aydınlatılmalı ve uyarılmalıdır.</p>
<p>Hükümetin yabancılara toprak satışını serbest bırakmasının temelinde yalnızca AB’nin talep ve baskısını görmek eksik bir yaklaşımdır. Konu emperyalizm boyutunda değerlendirilmeli ve yorumlanmalıdır. Nitekim 1856’da Osmanlı’ya da toprak satışı dayatıldığı akıldan çıkarılmamalıdır. </p>
<p>Ortadoğu ülkelerinde, dolayısıyla Türkiye’de de yabancılara toprak satışı, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi&#8217;nin araçlarından biri olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>Yabancıya toprak satışının uluslararası boyutları ile gelecekte doğuracağı sorunlar titizlikle araştırılmalı ve ortaya konmalıdır. </p>
<p>Bütün bu sebeplerden dolayı, değil yeni tasarının kabulü mevcut haliyle bile yabancılara toprak satışları Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarına aykırıdır. </p>
<p>	Tüm hemşerilerimin mübarek Mevlid Kandilini kutlar sağlık ve huzur dolu günler dilerim.</p>
<p>								Dr. Ahmet K. MASTI</p>
<p>   “Bir taş, bin bahar görse de yeşermez.”<br />
Mevlana</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karatekin.com.tr/2012/02/02/turklerin-disinda-herkesin-hak-iddia-ettigi-topraklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

