EKSİSİ ARTIDAN FAZLA

Son aylarda, kışın yaklaşması nedeniyle köy hizmetlerinde aceleye getirilmiş çalışmalar var. Örneğin üç yıldır harap vaziyette olan Kurşunlu-Taşkaracalar-Dumanlı-Kırsakal yolunun Kırsakal-Kapaklı arası iki gün içinde asfaltlandı. İki günlük iş için yıllarca vatandaşa çektirilen eziyete değer miydi? Üstelik yaz nedeniyle birkaç aylığına köylerine gelenlere ceza verircesine yazlıkçılar gittikten sonra yol yapıldı. Geçte olsa iyi oldu ancak: Asfaltlanan yolda hiç alt yapı yani menfez gibi , yağmur suyu toplama ve tahliye alt yapısı yok. Düz, engebeli  araziye asfalt dökülmüş ve yol yapılmış oluyor. Anlayacağınız  şiddetli bir yağışta sular yolun bir tarafını oyacak, bir yerde birikecek ve yolu yaracak. Kışın donan sonra da eriyen sular asfaltı ortadan kaldıracak. Bunca emek ve yatırımda boşa gidecek. Aslına bakarsanız asfaltlama ve yol yapım işleri teknik uygulamalardan çok uzak, göz boyama. Asfaltlanan yol ilkbaharda kesin olarak köstebek yuvasına dönecek.

Kurşunlu köylerinden olan Dağören-Demirciören-Sünürlü yolu ise içler acısı. Daha da vahimi Orta Kurşunlu bağlantısı yolunun yedi kilometrelik kısmı Vali eskitmesine rağmen hala bitirilemedi. Utanç verici bir durum. Yedi kilometrelik yolu bitiremeyen kurum tüm Çankırı’nın yol ağına nasıl bakım yapacak, nasıl yeni yol açacak. Asfaltlanan yollar dışında kumlanan (Stabilize) yollarda da alt yapı hak getire. Örneğin Orta-Kalfat-Atkaracalar arasındaki yol önceleri asfalttı, sanat yapıları olmadığından kısa zamanda asfalt bozuldu ve köstebek yuvasına döndü. Sonuçta  yola stabilize malzeme serildi. Şu an için toz dışında sıkıntı yok. Ancak bu yolda da sanat yapısı yok.İlk yağmurlarda bozulacak, yarılacak ve yol kullanılmaz hale gelecek. Teknik kadronun bunu görmemesine ve bilmemesine imkan yok. Bilip, görüp tekniğin gereklerini yerine getirmemekte onların ayıbı. Yol sorunu bütün ilçelerde var, köy bağlantı yollarında var. Ilgaz, Çerkeş yolları yakın zamanda gördüğüm yollar. Bazı yollarda günü kurtarmak için düzeltme, yama gibi işlemler yapılmışsa da en kısa zamanda bozulmaya aday durumdadır.

Başka bir güzel gelişme,  yol levhalarının yenilenmesi ve okunur levhaların yol kenarlarına monte edilmesi işlemidir. Peyderpey gerçekleştirilen bu çalışma sanırım tüm yollarda uygulanacaktır. Burada da gene bir sorun var levhaları kim yazıyorsa ‘’Dilini eşek arısı soksun’’ köy adlarını yanlış yazıyor, kilometre rakamları uyuşmuyor. Bu konuda Karatekin gazetesinde resimli bir yazım olmasına rağmen yanlış devam ediyor. En son yanlış Orta’dan Kırsakal’a giderken monte edilen köy isim ve mesafe levhalarında  ‘’at dişi gibi’’ sırıtıyor. Bu da gösteriyor ki en basit bir iş dahi ehlinin elinde değil.

Yazdığım yazılardan dolayı  uyarılıyorum. Özel idarenin başında işini çok iyi bilen biri var, yıpratma diyorlar. Gelecek olanın mevcuttan çok kötü olacağı malumumuz olup o nedenle de uyaranlara da hak vermemek elde değil. Benim kişilerle işim yok bu çok iyi biline. Uyarılarım kurumlar ve kurumların hantallığına, iş bilmeyen, formasyonsuz,  kadrolara. Buna da kimsenin bir itirazı olamaz. Tabi zaman zaman kişilerin üzüldüğünün de farkındayım. Sürekli alt yapı sorunlarını dile getirmeme rağmen hangi ilgili açıklamada bulundu. Açıklamada bulunma sonrada gönül koy, böyle bir mantık olamaz. Bu arada il genel meclisinin 2011 yılı programını bana ulaştırdığı için başkana teşekkür ederim.

Köylerde kilit taş uygulaması yapılıyor. Köy içi yollar güzelleşiyor. İlk döşendiğinde gayet güzel görünüm oluşuyor. Yollarda  olduğu gibi burada da alt yapısız işler yapılıyor. Grayderle düzlenen ham yola (toprağa) kilit taş döşeniyor. Döşenen kilit taşlarının kenar kısımları boşlukta kalıyor, bordür taşı ile çevrelenmiyor. Bu durumda kış koşullarında ham toprak çökecek, bordür taşı bulunmayan kenar kısımlardaki bordürler dağılacak, yolda çökmeler olacak. Bunu bilmemek diye bir şey olamaz. Yol bozulduğunda bu işe onay veren ve göz yuman yetkili acaba bile bile yaptığı yanlıştan dolayı vicdanen rahat olabilecek mi? Dersiniz.

Yazılanlara olumsuz bakmayalım, görülmeyen, görülmek istenmeyen, bilinip de bilmemezlikten gelinen eksiklerin, aksaklıkların, yanlışların bir manzumesi olarak bakalım. Bunlardan ders çıkaralım. Hatalarımızı düzeltelim, eksiklerimizi tamamlayalım. Adam kayırmayalım, işi ehline bırakalım. Yandaşa, yoldaşa devlet olanaklarını peşkeş çekmeyelim. Tenkit yazılarından ders çıkaralım. Çankırı’ya hizmet edelim.  ‘’Yazmaktansa bize söyleseydiniz yapardık’ mantalitesinden de lütfen vazgeçelim. Onurlu basın icazet almaz. Doğruyu ve doğru bildiğini, inandığını ve gördüğünü yazar. Düzeltmesi, açıklaması da yazının muhatap olduğu kurumun işidir